Hastalık, gerçekleşmemiş konuşmaları ve ertelenmiş yakınlığı ortaya çıkarmıştı. Birdenbire yanınızdaki, her zaman var olacağına inandığınız kişi, ölümlülüğü ile ışıldamamaya başlıyor, Saydam ve kırılgan hale geliyor. Hayatın ipliği, sonbahar güneşinde aniden görünür hale gelen örümcek ağları gibi parlıyor.
Ölümden söz ederken aslında neden söz ederiz? Aramızdan ayrılan kişiden mi, yoksa kendimizden mi? Yoksa yokluğun kendisinden mi? O denli yok ki her boş anı yokluğuyla dolduruyor.… Bizi çocuk olarak hatırlayan son kişi de gittiğinde hala var olduğumuz söylenebilir mi?