Tarihin hareketinden kopmuş ama tarihe iade edilmiş tarih anları. Artık ne tamamıyla hayat ne de ölüm vardır, canlı hafıza deniz çekildiğinde kıyıda kalan deniz kabukları gibidir.
Simdiye kadar, insanlarla kediler arasındaki en eski baglantiyi gosteren kanıtlar, kedilerin dogal olarak bulunmadığı Kıbrıs'taki Klimonas arkeolojik alanından geliyor. Burada bulunan bir yaban kedisinin parmak kemiği, kedilerin Kıbrıs'a 11 bin ila 10.500 yıl önce deniz yoluyla getirildiğini gösteriyor. İnsanlarla yakın bir ilişki sergileyen en eski kedi ise, yine Kıbrıs'ta, yaklaşık 9.500 yıl önce Shilourokambos Neolitik bölgesinde bir insanın yanına gömülen genç bir kediydi.
Paşa konuşurken, "hele şu dönem bir geçsin"lerle akıp giden yıllarımızı düşündüm. Kimsenin kurtuluşu yoktu; gün geliyordu en güçlü, en dokunulmaz görünenler hakkında bile her şeyi yazabiliyor, anlatabiliyorduk. Bu iyiydi. Ama birilerine nihayet dokunabilerek başladığımız her dönem, yeni ve geçici dokunulmazlıklar yaratıyordu. Görünür ya da görünmez ellerin koruduğu birileri mutlaka oluyordu, "Hele şu dönem bir geçsin de..." diyorduk
Mahalle gene ne olsa mahalledir. Benim dükkan yanabilir, aç da kalabilirim. Ama bana öyle gelir ki, şu öğleleri limonlu terbiyeli işkembe çorbasını içtiğim iskembeci beni ölünceye kadar besleyecek. Portakalcı Salomon çürük portakalları çıplak Yahudi çocuklarına nasıl dağıtıyorsa, ben geçerken de iki tane avcuma koyacak. O günler belki elbiselerim pek eski olur da içeriye almaz ama; pastanenin madamı kapısının önünde bana bir kapuçino içirir. Bunlar hayal ama, mahallemi ben böyle seviyorum işte!