Karşımda dikilmiş duruyorsunuz öylece, yeleğinizin altında kuşkusuz mideye indirilmiş bir mönü var ama kalpten eser yok, insanı yanıltacak kadar güzel taklit edilmiş beyin kabuğunuz içinde kuşkusuz akıl varsa da doğa hak getire.
Zarif kafeteryaların kocaman vitrinlerinin ötesinde kanlı bir sefalet ve çaresizliğin, cinnet ve intiharın, korku ve umutsuzluğun kol gezdiği bir dünya yok mu?