"Kendi akıl huzurum için senin korkmamam veya üzülmemeni istiyorum, ceza her ne olursa olsun. Senin, benim siyasal bir
mahkum olduğumu anlaman ve hissetmeni istiyorum. Utanılacak hiçbir şeyim yok ve utanılacak hiçbir şeyim olmayacak.
Bir anlamda hapis olmayı ve mahkum edilmeyi kendim istediğimi, çünkü düşüncelerimi değiştirmediğimi, onlar için yalnız
hapse girmeyip yaşamımı da vereceğimi anlamanı istiyorum.
Bu nedenle huzurlu olduğumu, yaptıklarımdan üzülmediğimi
anlamam istiyorum. Sevgili annem, gerçekten şimdi seni sıkı
sıkı sarmak isterdim, benim seni ne kadar sevdiğimi hissedesin, sana verdiğim bu acıyı teselli etmeyi ne kadar istediğimi
anlayasın isterdim. Ama hiçbirini yapamıyorum. Yaşam böyle,
çok zor, bazen oğullar onur ve şereflerini korumak istiyorlarsa, annelerine büyük acılar vermeleri gerekiyor."
"Yönetilen toplumsal grubun gerçekten yönetici ve egemen olduğu anda, yeni bir devlet türünü oluşturmaya başladığı anda, yeni entelektüel ve ahlaksal
düzenin somut gereksinimi de ortaya çıkar. Bu, yeni bir toplum türüdür ve en geniş evrensel kavramlara, en gelişmiş ve kararlı ideolojik silahlara gereksinimi vardır.
Bu "kale" yaşama ve düşünme biçimi, istekler, yönetici burjuva sınıfın geçerli Weltanschauung yoluyla geniş yığınları kabul ettirdiği ahlak ve geleneklerden oluşur. Sivil toplumu "ani ekonomik bunalımlara (krizler, yıkımlar vb.), felaketli bir yıkıma karşı dirençli" yapan da budur. Yani batılı liberal burjuva devletlerinde açık savaş, mevzi savaşıdır.
Devleti işgal edebilirsiniz, yasa kitaplarını değiştirebilirsiniz, örgütlerin şimdiye kadar taşıdıkları biçimleri yok etmeye çalışabilirsiniz, fakat kendi eylemlerinizin yol açtığı nesnel koşulları kaldırmayı umamazsınız.