☘Greenpepper⠀ོ

☘Greenpepper⠀ོ
@Greenpepper
❝Yolda Olmak❞ Hayatta olmakla eşdeğerdir. Yolda olan bir sonun yolcusudur, son ne olursa olsun asıl önemli olan yolda olmaktır.
Matematik Öğretmeni
518 okur puanı
Temmuz 2020 tarihinde katıldı
Sondan başa doğru da okunabilen bir kitap
Puan vermedi·280 syf.··
2021 44. kitabı
Okuma kulübümüzün "Yaşayan Yazarlar" etkinliği kapsamında Murat Gülsoy ile birlikte Ve Ateş Bizi Tüketiyor kitabının toplantısına katılıp, yazarla tanışma şansını yakaladım. Sol beyni aktif olan yazarların kaleminden farklı bir doyum alıyorum doğrusu. Murat Gülsoy da benim kesinlikle külliyatını bitirmek istediğim yazarlardan.. Tersten de okunuşu aynı olan Latince palindrom bir cümleyle ile başlıyor kitap. İlginçtir ki yazar kitabın sondan başa doğru da okunmasında hiçbir sakınca olmadığını belirtiyor. Olay örgüsünden bahsetmek gerekirse kahramanımız evinde bitki çayı demlemek üzereyken kapı çalar, yaşlı komşusu eşinin kaybolduğunu söyler, kendisinden de yardım ister. Tanımadığı bu yaşlı adamı, elinde eski bir kimlikle gece boyunca aramaya başlar. 78 model Nova’dan, hilal şeklinde kolye takan hemşireye, üniversitenin bodrum katından, kokinalı kadınla dansa, huzurevinden, gecenin insanları radyosuna, mabet ağacı, tavus kuşu gibi birçok meteforik simgelere doğru ilerler. Evet bir arayış hikayesi ve o yolculuğa okurun da eşlik ettiği bir arayış. “İllegal Matematikçiler” bölümü bir matematikçi olarak benim için oldukça ilgi çekiciydi. 1930’larda bir grup Fransız matematikçi bir araya gelip matematiğin seyrini değiştirmeye karar verip makalelerini ‘Nicolas Bourbaki’ adıyla yayınlıyorlar ki hâlen de bunlar referans kitaplarıdır. Altını çizeceğiniz birçok cümle olmasının yanında kitaba ara verip araştırmaya hatta durup düşünmeye, harekete geçirmeye iten bir okuma olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Sonuçta “Mesele dünyayı anlamak değil, değiştirebilmek” [s. 233] https://1000kitap.com/gonderi/120921998 Bu alıntıdan yola çıkarak belki de gecenin karanlığında dolaşırken bilinçaltına da giden bu yolculukta insan en çok kendini, kendi iç dünyasının kaydını aramıyor mu?
Ve Ateş Bizi TüketiyorMurat Gülsoy · Can Yayınları · 2019546 okunma
Reklam
Bu kadar hataya bir inceleme yazısı yazılır!
Puan vermedi·144 syf.··
2021 39. kitabı
Daha önce de bahsetmiştim. Öğrencilerimle Fibonacci Kitap Okuma Kulübü kurup her ay merkezine matematiği alan bir kitap seçkisi belirliyoruz. Nisan ayında da Hyeron Jeong Park’ın Şekiller Krallığına Yolculuk kitabını okuduk. Matematik alanında doktora yapan, Kyung Hee Üniversitesinde matematik eğitimi veren Park; Uluslararası Matematik ve Fen Bilimleri Araştırmalarında ve birçok programa da dahil olan bir eğitimci. Bu da kitaptaki bariz hataların sebebinin yazardan değil çevirmenden kaynaklı olduğunu ortaya çıkıyor. Hatalara gelmeden önce bir konusuna bakalım. Matematiği çok seven Karel ve Paramit isminde iki arkadaş dünyanın en büyük sayısını bulmak için karıncalar alemine yolculuğa çıkıyor. Bu süreçte başlarından geçen macerayı okuyoruz. Mükemmel sayılardan, çarpanlara; geometrik şekillerden, üçgensel, karesel sayılara birçok matematiksel kavramlardan öğretici bir şekilde bahsediliyor. Fakat en başta da söylediğim gibi kavramsal hatalar ısrarla defalarca tekrar tekrar yanlış yazılmış. [S.14] Eşkenar dörtgen çizimi ve tanımı yapılmış olmasına rağmen paralelkenar olarak tanıtılmış. [S.106 -114] “Çokgenlerle kaplı 3 boyutlu şekiller”, “Silindirin geometrik şekil” olarak bahsedilmesi mümkün değil. 3 boyutlu şekil diye bir kavram yok. Geometrik şekillerin 2 boyutu, geometrik cisimlerin ise 3 boyutu var. [S.134] “Sonunda dünyanın en büyük rakamıyla tanışacaksın, ha Paramit? ” Kim Milyoner Olmak İster? yarışmasına bile konu olan bu sorunun cevabı 9’dur. Sonsuz değil. Kitabın nihai amacı en büyük sayıyı bulmak üzerineyken sürekli rakam rakam diye bahsedilmesi de yine olmaması gereken hatalardandı. Bir çocuk kitabı ki; özellikle de küçük yaşlardaki çocukların matematiğe olan ön yargılarını minimalize edip ve hatta sevmesini istediğimiz bir alanda yazılan bir kitap! Bu
Şekiller Krallığı’na YolculukHyeon Jeong Park · Erdem Çocuk Yayınları · 201715 okunma
Yol'da Olma Halî
Puan vermedi·172 syf.··
2021 33. kitabı
“Varlığın kökeni harekettir. Hareketsizlik varlığın içinde yer almaz. Çünkü varlık hareketsiz olamaz, olursa kaynağına yani hiçliğe döner. İşte bu yüzden dünyada ve ahirette yolculuk hiç bitmez.” İbn-el Arabî Kitap böyle muhteşem bir giriş cümlesi ile başlıyor. Trenden, uçağa, limuzinden, otobüse... 7 kent ve 7 yol hikayesi. Yazar, kahve ve kitap kadar bağımlılık, tiryakilik hali diye bahsediyor yollarda olmayı.. Seyahat etmeyi, yolları, yolculukları, gezgin ruhunu hissetmeyi seviyorum fakat hayat felsefesi yapacak kadar da derinden bağlıyım “Yolda Olma”ya.. Bu sebepten kitaba çekildiğimi de itiraf etmeliyim. Yazarın Jack Kerouac’ın kült kitabı Yolda’dan esinlendiğini düşünmüştüm ama Marquez'in On İki Gezici Öykü kitabından ilham almış. “İnsan bazı sırlarını ancak bir yolculukta yanına oturan başka ülkeden gelmiş gerçekten yabancı birine ve mutlaka yabancı bir dilde utanmadan anlatabilir.” [s.138] Kitabın temel mantığı tam olarak bu cümle üzerine inşa edilmiş. Bazı hikayelerin “bu kadar da olamaz(!)” dedirtecek türden kurgu olma ihtimalini düşünsem de; Miyako San ve Hiroşima Uçağı, Müneccim Cemilâ ve Marakeş Treni, Frau Adler ve Berlin treni son olarak da Stalin’i Öpen Angela ve Helsinki Otobüsü kitabın en çok beğendiğim öyküleriydi. Her yolculuğun sonunda o kültüre özgü bir yemek tarifinin olması da hikayelerle tatlı bir vedalaşma şansı yaratmış. Yoğun okumalar sonrasında dinlendirici kitaplar okumaktan hoşlananlar için keyifli bir okuma serüveni yaşatacaktır. Pandemi ve karantina şartlarında yollarda olmayı özleyenler için de ruhanî bir yolculuğa çıkaracaktır. Son olarak Buket Uzuner’in bu kitabı sayesinde haberdar olduğum Marquez’in On İki Gezici Öykü kitabı ve Juan Goytisolo’nun birkaç kitabı da okuma listeme eklendi. [s. 107] “Halbuki dünyada insana umut
YoldaBuket Uzuner · Everest Yayınları · 2016703 okunma
#yaşayanyazarlar
Puan vermedi·120 syf.··
2021 19. kitabı
Okuma kulübümüzün "Yaşayan Yazarlar" etkinliği kapsamında Barış İnce ile birlikte Sarsıntı kitabının toplantısına katılma imkanı bulduğum bu kitaba artık bir inceleme yazısı gelmeli! Sarsıntı Barış İnce’den okuduğum ilk kitap, yazarın ise ikinci kitabı. Fakat kurgu olan ilk kitabı da diyebiliriz. Yazarın yoğun iç monologlarından oluşan ilk kitabı Çelişki için ‘insan kendini anlatma derdinden kurtulabildiğinde başkalarını da anlatabileceğinden’ bahseder. Kendimden yola çıktım. Çelişki’de kendimi anlattım. Sarsıntı’da da ‘bakın başkalarını da anlatabiliyorum’ demek istedim, der. Hikaye yuvarlak bir masa etrafında 4 arkadaşın bir araya gelmesiyle başlıyor. Yuvarlak isimsiz bir adanın tam ortasındaki deniz feneri edasıyla biz de olanları gözetlemeye başlıyoruz. Hikaye iki zamanlı bir şekilde ilerliyor. Bugün ve Levent’in günlüğünden.. İncinmiş, içine kapanık, dışlanmış bir karakterin günlüğü bir tarikatın esrarengiz cinayetlerine ışık tutuyor. Aynı zamanda Levent'in incinmesine sebep olan kaynağı bulmaya çalışıyoruz. Masanın etrafında da hesaplaşmalar başlıyor. Yazar “Sarsılan bir toplumda kimse pirüpak kahraman değildir, der.” Sonu ise biraz ters köşe. Bana kısmen Fight Club’ı anımsattı. Özetle; 2019 Melih Cevdet Anday Edebiyat Ödülünü de alan Barış İnce’nin şiirsel üslubunu sevdim.120 sayfalık bir kitap olmasına rağmen imge gücü yüksek yoğun içerikli bir kitaptı. İnce’nin toplumsal düzen içinde insanların duygularını, çelişkilerini ve içsel gelgitlerini çok iyi tahlil ettiğini söyleyebilirim. Bir alıntı ile incelememi bitireyim. “Bazı şeylerin konuşularak çözüleceğine inanmıyorum, susarak çözülecek şeyler de var.” Sevgiyle ve kitaplarla kalın..
SarsıntıBarış İnce · Can Yayınları · 2018896 okunma
#tiyatromuzyaşasın
9/10
·352 syf.··
2021 12. kitabı
Aslında her şey Rutkay Aziz’in yönetmenliğini ve oyunculuğunu yaptığı tiyatro biletini almamla başladı.Tiyatro oyunu izlemeyi de okumayı da çok seviyorum. Pandemi ve karantina şartları ancak “Canlı ve Sahneden Naklen”e izin verse de tiyatroya destek olmaya her daim her şekilde varım. Dün kitabını ve filmini bitirip bugün de oyununu izlediğime göre incelemesine geçelim. Yazarla yıllar önce “Hayvan Çiftliği” kitabı ile tanışmıştım. Asıl adı ‘Eric Arthur Blair’ olan Orwell ailesinin adına zarar vermemek için ismini ilk kitabında değiştirmiş. Bir toplumda ortaklık; bilinçli olursa adına “ütopya”, bilinçsizlik olursa “distopya” diyebiliriz. Kitap bir distopya örneği hatta çevirmene göre bir insanlık karabasını! Geleceğe ise tam bir uyarı niteliğinde.. Hikaye Okyanusya’da geçiyor. Winston karakteri Bakanlıkta çalışan devlet memuru. Kitapta bilinen dört bakanlıktan sıklıkla bahsediliyor. Barış Bakanlığı savaşın, Gerçek Bakanlığı yalanların, Sevgi Bakanlığı işkencenin, Varlık Bakanlığı ise yokluğun temsili. “Çiftdüşün”ün de bilinçli uygulaması. Winston doğrunun ne olduğunu bulmaya çalışan ancak bir yandan da içten içe korkan bir karakterken; Etrafında bunlara hayatını adayan, sıkı sıkı bağlı olan ya da her şeyin farkında ama kaçan ‘bana dokunmayan yılan bin yaşasın’ tarzında hareket eden 3 insan tipini gözlemliyoruz. Belki de kitabın ilk yirmi sayfasından itibaren farkındayız o ambiyansı hissediyoruz. Winstonun işlediği, işlemediği her suçu itiraf edeceğini, sevdiği kadına ihanet edeceğini, zihninin altüst edileceğini.. Ama yine de umut ederek okumaya devam ediyoruz. Orwell kitabını veremle uğraştığı yıllarda 1948 yılında tamamlamış. Ve 1950’de ölmüş. Sayfa 37: “İnsan, ardında tek bir iz bile, bir kağıt parçasına karalanmış tek bir adsız sözcük bile bırakamadıktan sonra,
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023199,9bin okunma
Reklam