önündeki günü değil, günün nasıl da iz bırakmadan geçip gideceğini görüyor; unutulacak ve sessiz sedasız uç uca eklenen günlere karışacak bir diğer gün...
"Bu topraklardaki zulüm hiç bitmeyecek, kargaşa hep sürecek, kan akışı durmadan körüklenecek. Beklenen kurtarıcının gelmesi için şiddet ve ölümler daimî olmak zorunda. Burayı cehenneme çevirenlerin inancı, ‘Kanı ne kadar çoğaltırsanız cennete o kadar yaklaşacaksınız!’ diyor. Kıyameti isteyen bu sapkın akıllar, bunu başararak kendilerini kurtaracaklarını düşünüyorlar.
Hayır, buna müsaade edemeyiz!”
Sen karanlıktan korkuyorsun ya, yanında olmadığım gecelerde dışarıdan sana dolunay ve yıldızlar eşlik etsin diye sana her odası pencereli bir ev yaptıracağım.
Son olarak saçlarını düzeltmek ve yüzündeki dehşeti bir nebze olsun örtmek istedi. Teslim alan insanlar cesede karşı saygısını görsünler istiyordu. Eliyle saçlarını yanağına doğru tararken kulağına bir şey tıkandığını gördü. Cımbızını çıkarıp aldı. Küçük bir kağıt parçası. Açtı. Üzerinde Türkçe bir cümle yazılıydı.
"Azidahaka... Yüce Kurtarıcı. Duy beni."