Gri.

Gri.
“Bir gün yorgun bedenlerin dinlendiği yerde yeniden buluşacağız!”
Adem'den önce, kısaca insanlık tarihi ve evrim.
8/10
·160 syf.·
2023 173. kitabı
Bu kitabı okurken Maymunlar Gezegeni, M.Ö 10000, Tanrılar çıldırmış olmalı ve tabi ki yer yer Crood'lar filmlerinden sahneler ister istemez gözümüzde canlanıyor. Bu fimleri izlemek kitabı okurken çoğu sahneyi 3D tadında bilimkurgu şöleni yaşamamızı sağlıyor. Kahramanımız rüyalarında diğer karakteri (Kocadiş) ile maceradan maceraya atılıp bizleri ateşin, konuşmanın henüz keşfedilmediği zamanlara götürüyor. Olayların geçtiği çağ Orta Pleyistosen olarak bilinir ve homo sapiens'in evrimleşmeye başladığı çağ da denir. Evrime dair tarih dersi vermeyeceğim, tamam. (Meraklılar için: arkeofili.com/pleistosen-son-... ) Neyse konumuza dönelim. Kahramanımız Kocadiş'in arkadaş ilişkileri, yırtıcılarla mücadelesi, kötülerle mücadelesi, isyannn diye bağırması ve Tezcanlı'ya olan aşkı o kadar güzel anlatılmış ki okurken zevk aldım. Belki de kafamda 70 ekran tv ve bir blue-ray oynatıcı olduğundandır, bilemedim. İnsanın (homo sapiens) ateşi keşfetmesi sonrası dünyayı ele geçirme ve kendinden olmayanı yok etme arzusunu da derinden hissediyorsunuz kitabı okurken. Daha fazla spoiler vermeden kitapta bahsedilen üç insan türü hakkında da azcık bilgilenelim. Aynı zaman diliminde yaşayan üç insan türü. 1- Ateş İnsanları: Üç tür arasında en akıllısı. Alet kullanımı, avlanma yetenekleri (ok, yay kullanımı), iletişim ve işbirliği yetenekleri gelişmiş. Ha bir de diğerlerine göre güze/yakışıklılar. (havada aşk kokusu var, ah Tezcanlı ah) 2- Ağaç İnsanları: Ağaçlarda yaşayan ilkel ve ve kaba topluluk. Özellikle Kızılgöz denen canavar bunlardan.(Senin babanı da sevmezdim Kızılgöz) 3- Halk: tabiri caizse mağara insanı. Çıkardıkları garip seslerle haberleşen, toplumsal birlikteliğin olmadığı, su kabı kullanmasını zor öğrenen, kıllı ve kahramanımız Kocadiş'in
Âdem'den ÖnceJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202526bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
“Evet, her şeyi yaptınız, beni bir insan olarak görmenin dışında. ”
9/10
·325 syf.·
2023 142. kitabı
Siyah beyaz bir film gibi Charlie'nin hayatı. Kitabı açıp okumaya başladığımda Charlie'nin konuşma diliyle yazılmış günlüğü ile karşılaşıyor ve onun dünyasını penceresine oturmuş halde izlerken buluyoruz kendimizi. Charlie özel çocuklardan biri ve tek isteği diğer insanlar gibi normal olmak. Onun deyimiyle akıllı olmak. Bu yolda katlandığı zorluklara, hayallerine, ailesinin ve çevresindekilerin ona karşı tutumlarına kitabı okudukça tanık oluyoruz. Özel insanların yer aldığı bakımevinde yaşamını sürdürken bir kaç bilim insanının algernon (farenin ismi) deneyine gönüllü olarak katılıyor ve serüvenimiz başlıyor. Biraz içerikten bahsedelim önce. Algernon deneyi düşük iq'ya sahip bireylerin iq seviyerini yükseltmek ve onların normal birer birey olarak (normal ne demekse artık) yaşamlarını sürdürebilir hale getirmeyi amaçlıyor. Faremiz algernon üzerinde yapılan deneylerin insan kobayı olarak Charlie gönüllü oluyor. Fare ile beraber bir sürü teste tabi oluyor ve her seferinde fareye yeniliyor testlerde. “Eğer amaliyyat işe yararsa ben o fareye ondan daha akıllı oldumu göstericem ve diyer insanlar gibi olucam. Herkez ammada şaşıracak. ” İşte bu sözleri ile Charlie'nin hayallerini ve yaşamak istediği hayatı tahmin edebiliyoruz. Ameliyat sonrası gelişimine dair en çok hoşuma giden ise noktalama işaretlerini öğrenmesi sonrası tepkisi. “Bayıldım, ben? bu; noktalama işaretlerine!” Zaman içinde zeka seviyesi artıkça üstün zekalı insanlar kategorisine giriyor ve bu da duygularını yitirmesine, bencilleşmesine neden oluyor. Charlie'nin çocukluğuna ve ailesine biraz gözatalım. Annesi çocuğunun bu rahatsızlığını kabul etmiyor başlarda ve normal bir eğitim aldırmaya çalıyor. Babası ise durumun farkında ve kabulleniyor her şeyi. Ebeveynlerin çocuklar üzerindeki tavırlarına,
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,6bin okunma
8/10
·56 syf.·
2023 134. kitabı
Hepimiz günlük hayatımızda bir takım olaylar ve davranışlar sonrasında tepki olarak " günah" bu demişizdir. Peki nedir günah? Eylemlerimizden kaçınmak için sığındığımız bir liman mı? Günahsız yaşayabilir mi insan? İste kahramanımız hayatını buna adıyor ve bir arayış içine giriyor . Virata. Adaletin temsilcisi, kralın sağ kolu. Ülkede çıkan bir isyanı bastırırken bilmeden kardeş katili olan bu adam kardeşinin o son bakışını unutamaz ve kraldan affını isteyerek askerlikten el çeker. Kral onu yanında istediği için ülke meselelerinde adalet dağıtmasını ve bir yargıç olarak görev almasını ister. İşte her şey bundan sonra Virata için daha da sarpa sarar. Nedir Adalet? Peki verilen ceza kime göre neye göre suçun karşılığıdır? Acı çekmeyen nereden bilir vücuda inan baltanın yarasını, sızısını? Terazi her zaman "olması gerekenle" mi dengelenir? "Beni tanrıdan başka kim yargılayabilir ki?" İnsan sadece eylemlerinden mi sorumludur? Eylemsizlik de bir eylem değil midir? Okurken yaşantımızı ve yaptıklarımızı bir anlığına da olsa sorgulatan olaylar örgüsü. Son olarak "İşime ne kadar yararsan o kadar değerlisin" sözü ile Virata'nın bu yolculuğunda ona eşlik etmenizi tavsiye ederek bitiriyorum incelememi. Keyifli okumalar. @kbroznrclkk :)
Virata ya da Ölümsüz Bir Kardeşin GözleriStefan Zweig · Maviçatı Yayınları · 20175,9bin okunma
Zamanla değişen biz miyiz yoksa en yüce duygularımız mı?
8/10
·56 syf.·
2023 133. kitabı
Siz hiç aşkınıza hem yakın hem uzak olduğunuz mu? Onunla yatıp kalkarken bir anda araya mesafelerin girdiğini ve yıllarca onu göremediğinizi hiç hayal ettiniz mi? Peki ya aşkınızı tek başınıza yaşatmaya çalıştınız mı? Bakımsız kalan bir çicek etrafına ne kadar süre koku yayar? Her şeyi dün gibi yaşarken. zaman ilerleyip yaşlansak da aynı kalır mı duygularımız? Kitabın bitirip kapağını kapattığımda bu soruları kendime sorarken buldum. Yazarımız çoğu kitabında olduğu gibi tutkulu ve kimi zaman yasak bir aşkı en güzel betimlemelerle, okurun yüreğine en derinden dokunacak şekilde işliyor. Kitabın içeriğinden biraz bahsedelim. Bundan sonrası spoiler içerebilir. Kahramanımız Ludwig, fakir bir yaşamdan azmi ve çalışkanlığı ile sıyrılıp kariyer basamaklarını kendi tırnaklarıyla kazanlardan. Çalışkanlığı, güvenilirliği patronu tarafından gözden kaçmıyor ve giderek patronun en güvendiği adam pozisyonuna geliyor. Kariyer basamaklarını çıkarken içindeki yoksulluğun ağır duygusal baskısı sınıfsal farklılığı derinden hissetmesine neden oluyor. Ludwig patronunun sağ kolu olduktan sonra onun ihtişamlı evine taşınıyor. Yasamını orada sürdürürken evin hanımına aşık oluyor. Aşkının karşılığınını bulup bulamaması, ev içinde yaşanılanlar... Bunları okuyucuya bırakmak en iyisi. Bir süre sonra önemli bir iş için uzun süreliğine ayrı kaldığı aşkı, mektuplar, tam evine dönecekken patlak veren dünya savaşı... Gittiği ülkede kurduğu yeni bir yaşam ve yıllar sonra aşkı ile bir araya gelmesi... Okurken beni derin düşüncelere sevk eden nadir kitaplardan. Aşkı seviyorum belki de ondandır. Bir çırpıda okuyup kahvenizi yudumlayacağınız eserlerden. Keyifli okumalar.
Geçmişe YolculukStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202533,6bin okunma