Hiçbir şey öğrenmek istemiyordu, gündelik hayatın anlamsız alanlarından hiçbir şey almak istemiyordu; o benzersiz saflık içgüdüsü onun hayatın karışık malzemeleriyle karışmasını yasaklıyordu.
Ama böylece, aynı zamanda dünya yasasına karşı-en yüksek anlamda- suçludur ve antik zihin içindeki kaderi bir kibrin, kahramanca, kutsal bir gururun günahtan arın-masıdır. Zira hayatın yasası karışmaktır, ebedi dönüşünde dışarıda kalmayı kabul etmez: Kim bu sıcak akıntıya girmeyi reddederse, kıyıda susuzluktan kavrulur; kim ka-tılmazsa, hayatı ebedi bir dışarıda kalmaya, trajik bir yalnızlığa mahkûmdur.