İnsanı tanımak isteyen, kendisinden başlamak zorundadır. Zira en kolay, açık ve dolaysız bilgiye ulaşabildiğimiz insan kendimizden başkası değildir." Nefsini bilen Rabbini bilir."
Gerçeğin farkında olmayan bir çocuğun korkuları onu nasıl yerine mıhlarsa, kanatlarını açmamış kuşlar da öyle kala kalırlar. Kanatlar çırpılmadıkça işe yaramaz, hatta zamanla bacaklara yük olmaya başlar. Sürekli" bana yazık oldu" diye düşünen insanlar da böyledir. Oysa psikoloji bize şunu söyler: Çırpınmadan uçmaya çalışmak, konfor alanından çıkmadan ilerlemeyi ummak boş bir hayaldir. Varaka b Nefvel'in Efendimiz'e yolun başında söylediği şu söz bunu çok açık gösterir: "Evet, senin getirdiğini getiren hiçbir peygamber yoktur ki düşmanlığa uğramasın ve yurdundan çıkarılmasın." Yani kanatlarını açıp uçmaya niyet edenin, peygamber olsa bile bedel ödemeden yükselebilmesi mümkün değildir.
Peki ,kanatlarımızı çırptığımızda hedefimize mutlaka ulaşabileceğimiz en garantisi var mıdır?
Elbette hayır. İşte bu noktada devreye girer tevekkül. Çünkü çırpılan kanadın işe yaraması için gerekli milyon şartın hiçbiri bizim kontrolümüzde değildir. Sadece kendimize dayanmakla yetinmemiz nasıl mümkün olabilir ki?