Hekim Binbaşı, fesini yan yatırırken defterlerin sırtına baktı, üsttekini kenara itti. Alttakinin kapağını açtı, sayfaların arasında biraz arandı, bir sayfada durdu. Elini satırların, sütunların üzerinde gezdirdi. İsmi. Lâkabı. Doğum yeri. Doğum tarihi. Alayı. Taburu. Vesairesi. Parmağını sürüklerken, siyah, kırık bir kalemle yazılmış isimleri gözden geçirdi. Ne kadar çok İsmail vardı bu defterde, bu devlet İbrahim miydi? İşin içinden çıkamadı.