Gül

Artık hiçbir şey istemezsin. Seni avutacak yeni bir kadın, bilge konuşmalarıyla ruhunu kurtaracak yeni bir dost beklemezsin. İnsanoğlunun her konuşması kibirlidir, en bilgece olanı bile. Her insani duygunun içinde bir bencillik, inatçı bir amaç, ince bir baskı, aşılamayacak umutsuz mecburiyetler vardır. İnsanlardan artık gerçekten hiçbir şey istemediğini, kadınlardan yardım beklemediğini biliyorsan, para, güç ve başarının şüpheli bedeline ve ürkütücü sonuçlarına vakıfsan, artık hayattan tek beklentin, yanına hiç kimseyi almadan, yardım ve konfor olmadan, bir köşeye çekilip ruhunda yavaş yavaş, tıpkı zamanın kıyılarında çağladığı gibi çağlamaya başlayan sessizliğe kulak vermekse, işte o zaman çekip gitmeye hakkın vardır.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
İnsan ailesine veya ona hakikaten birçok iyilik yapmış olan topluma bir şeyler borçlu oluyor ya da bir duyguya, anılara. Fakat sonra ruhun yalnız kalma arzusuyla dolduğu bir an geliyor. Sessizlik ve vakar içinde o son ana, son insani vazifeye, ölüme hazırlanmaktan başka bir şey istemediği an. Fakat hile yapmamaya dikkat etmen gerek. Çünkü o zaman pazarlık hakkın yok. Bencillikten ötürü pazarlık ettiğin, yalnızlığı rahatlık için, kırgınlık ya da kibirli bir heves yüzünden aradığın müddetçe dünyaya ve senin için dünya anlamına gelen herkese borçlu kalırsın. Arzuların olduğu sürece yükümlülüklerin de vardır. Fakat bir gün gelir, ruh yalnız kalma ihtiyacıyla dolup taşar. Tek istediğin, gereksiz, sahte, ikinci planda kalan her şeyi onun içinden atmaktır. Uzun, tehlikeli bir yolculuğa hazırlanırken büyük bir özenle bavul yaparsın. Her nesneyi defalarca gözden geçirir, farklı açılardan değerlendirir ve ancak ondan sonra yanına aldığın sınırlı miktardaki eşyayı eklersin. Ancak ona kesinlikle ihtiyacın olacağını biliyorsun. Çinli keşişler altmışlarına yaklaşırken ailelerini bu şekilde terk ederler ve yanlarına sadece küçük bir bohça alırlar. Gülümseyerek ve tek kelime söylemeden bir sabah erken saatte yola çıkarlar. Yeni bir şeye doğru değil, dağlara, yalnızlığa ve ölüme doğru. Bu, insanın son yolculuğudur. Buna hakkı vardır ve bagajın tek elle taşınacak kadar hafif olması gerekir.
Her şeyin bir mühleti vardır. Yeni düzenin, yeni ruhsal huzurun; hatta değişim bile günün birinde zaman aşımına uğrayacak, kendine özgü bir kanuna göre gerçekleşir. Neden? Belki günün birinde biz de zaman aşımına uğrayacağımız için ve bize ait olan her şey de.
Fakat yine de bütün bunlar azap verici derecede itinalı, titizce bir vakit öldürmeden başka bir şey değildi. İnsan onun içini tehlikeli, heyecan verici bir görevle doldurmazsa hayat boş kalır. Bu görev de tabii ancak tek bir şey olabilir: İş. Öteki, görünmeyen iş. Yarattıkları şeylerle dünyayı daha zengin, daha gerçek, daha insani kılan ruhun, zihnin, yeteneğin işi. Çok okuyordum. Fakat işte okumak da böyle bir şeydir. İnsan ancak okuma sürecine kendi de bir şey katarsa kitaplardan bir şeyler edinebilir. Yani bu sürece ikili mücadelede yara almaya ve yaralanmaya, mücadele vermeye, ikna etmeye ve edilmeye, sonra da öğrendikleriyle zenginleşerek bunu hayatta ya da işte kullanmaya hazır bir ruhla girerse. Günün birinde okumalarımla doğru dürüst ilişki kuramadığımın bilincine vardım. Yabancı bir şehirde vakit geçirmek için müzeye gidip orada sergilenen objelere nazik bir kayıtsızlıkla bakar gibi okuyordum. Görev gibi okuyordum. Yeni bir kitap çıkıyor, konuşuluyor. Dolayısıyla benim de onu okumam gerekiyordu. Ya da filanca ünlü eski kitabı okumamış oluyordum. Bu da benim birikimimde bir boşluktu. Dolayısıyla sabah akşam birer saat ayırıp o kitabı bitirmek istiyordum. Bu şekilde okuyordum. Eskiden okumak benim için bir deneyimdi. Ünlü yazarların yeni kitaplarını elime alırken kalbim küt küt atardı..

Gül

, bir kitap okudu
Puan vermedi·308 syf.·
10 günde okudu
·
2025 9. kitabı
Sándor Márai
8.2/10 · 4.507 okunma