ara ara ilk çocukluk ve son yaşlılığın muazzam ya da hüzünlü benzerliklerini düşünüyorum, biri doğumun başlangıcı diğeri de doğumun sonu. her ikisi de titiz bir bakıma muhtaç bu muhtaçlık benim açımdan her daim yürek burkucu oldu. çocuğa yapılan merhamet dışı söz ve fiiller aynı şekilde yaşlılıkta da aynı şekilde beni tepeden aşağı atıyor, merhametten de gayrı söyleyeceğim şey elbet vicdanidir lâkin iki evreye de insani bir tutum sergilemek hayli zor . merhamet insanlıktandır diyebilirsiniz ama bir anne yahut baba çocuğunun ihtiyaçlarını karşılayıp ona dua etmesi, onu dış tehlikelerden koruması..vb. benim açımdan yalnızca merhamettendir. Ancak çocuğuna bağırmaması, herhangi bir küfürlü söz söylememesi yahut yanında küfürlü konuşmaması, hâl ve hareketlerine çocuğun psikolojisini düşünerekten dikkat etmesi...vb. insanlıktandır.
Aynı şekilde yaşlılık için de geçerli, bir bardak su vermek merhametten, yanında incitici bir söz ve davranışta bulunmamak insanlıktandır.
"Elbette insanlık gökyüzü, merhamette güneş ve ay'dır."
Bazen merhamet, insanlığın rüknü olup bir parçasını oluşturur bazen de yalnızca şartı olup bir parçası olmaz lâkin insanlığın olması için de ön koşuldur.
Her iki evre içinde ilk gençlik ve orta gençlik fazlasıyla cüretkâr, sabırsız ve toy. Ne çocukluğuna sahip çıkar ne de yaşlılığının varlığına. Şairin demesiyle "Gençtim ya, ne farkeder deyip geçerdim" gençliğin azizliğine uğramak diye bir şey vardır bir yerlerde, kıyı köşelerde ve dünya da. Bir denizin ortasında akışa kapılmış gidiyoruz, bazen dalgaların sertliğini hisseder bazen ise hiç oralı bile olmayız. Bize zarar veren nedir yahut bu zarar nasıl meydana geldi hiç düşünmeden gecenin koynuna doğru yol alırız.
Eğer ben çocukluğuma ve yaşlılığıma sahip çıkarsam her ikisini de göğün ayı ve güneşi