Sevme kabiliyetimizi neredeyse tamamen kaybettik, kaybediyoruz. Temeli çürük binalar gibiyiz, kendimizi sağlam hissetmiyoruz; kuş konsa üstümüze büyük bir gürültüyle çökeriz, yıkılırız sanıyoruz. Bu korku yüzünden kuş bile kondurmuyoruz üstümüze...
Herkesi can havliyle uzaklaştırmaya, itip kakmaya çalışıyoruz. Hiç kimsenin hayatımızda yer etmesine, kalbimize girmesine, hikayemize nüfuz etmesine izin vermek istemiyoruz. Çünkü kaybetmekten korkuyoruz...
-Nefsimiz her daim bizi başkalarının yanlışlarıyla, hatalarıyla, günahlarıyla uğraşmaya memur eder. Bulunduğumuz her yerin zabıtası, bekçisi, polisi olmaya teşvik eder.
-Neden?
-Çünkü onun hedefi; bizi kendimizle meşguliyetten alıkoymak, mütemadiyen başkalarıyla oyalamak, kendi günahlarımızı başkalarının günahlarıyla perdelemektir. Başkalarının kiriyle kendi kirimizi aklamaktır.