Zamanında sizi sinir eden küçük ayrıntılar gün geliyor en çok aradığınız şey olabiliyordu. Sonunda en çok da bu küçük ayrıntıları hatırlıyordunuz. Nasıl iz bıraktıklarını anlayıp şaşırarak... Ve aslında hayatı güzelleştiren şeyin o küçük kusur, noksanlıklar ve ayrıntılar olduğunu fark ediyordunuz. Yaşamın ironisi değil de neydi bu? Sevmediğini düşündüğün yığınla ayrıntı bir bakıyorsun aslında en çok aradıkların oluvermiş.
İnsan sevdiğini nasıl paylaşabilir ki? Sadakat istememek ancak çaresizlikten kaynaklanırdı. O kadar çok seviyor ve kaybetmekten korkuyorsundur ki; bir aşkın en belirgin ifadesi olan sadakati bağışlayabiliyorsun...Ne olursa olsun yanında kalsın istiyorsun. Ne yapmak istiyorsa yapsın ama yeter ki benim hayatımda olsun...
Bazen dışarıdan bakılınca korkunç olduğunu düşündüğün bir ilişkinin de sürmesinin nedeninin, senin korkunç olduğunu düşündüğün şeyler olduğunu fark edersin. Oradan bir şey öğreniyorsundur. Seni gitmen gereken yere götürüyordur aslında. Kader planı ona göre şekillenmiştir..
Belki insanların hayatlarında yaşadıkları her kötü deneyim, aslında onları hiç bilinmeyen gelecek bir tarihteki o kaçınılmaz kadere hazırlıyordu. 'O' insanın karşısına 'o' kişi olarak çıkabilmeleri için belki de onların yaşanması gerekiyordu.