Merhba sevgili okurlar. Bu incelemede Horace McCoy’un kaleme aldığı çevirisini de Serkan toy’un yaptığı “Atları da Vururlar” adlı kitabı sizlerle paylaşacağım. (Spoiler) Yazar aslında kitabın başında nasıl bir sonla karşılaşacağımızı belirten bir girişle başlamış yazmaya. İyilik yaptığınızı düşünerek bir mahkemede yargılanıyorsunuz. Bir yaşama son veriyorsunuz ve bunun gerçekten karşıdaki kişinin iyiliği için olduğuna inanırken kılınız bile kıpırdamıyor, gözünüzü kırpmadan yapabiliyorsunuz. Baş karakterimiz Robert ve Gloria’ nın kısa sürelik birlikte geçirdiği zamanını okuyoruz. Bir amaç için bir araya geliyorlar ancak bir o kadar da birbirinden uzak iki karakter. Robert hayatın bir gayesinin olduğunu, hayal kurarak ilerde belli bir yere geleceğini düşünen biriyken; Gloria ise (belki de hayatı boyunca başına gelenlerden dolayı) karamsar, melankolik, yaşamayı severken bir yandan da intihar girişimine rağmen ölümden korkan birisi olarak karşımıza çıkıyor. İkisinin anlatıldığı hikayeden çok kitabın sonu beni geçmişe götürdü. Hayatımızın anlık duraklarından o kadar beklememize rağmen bir otobüse binip gidemiyoruz. Orda öylece durmuşuz da; o görüntü, o anlık yaşam aslında bizimle birlikte büyümüş. Robert’ın küçüklüğünde şahit olduğu o görüntü iyiliğin bir nefesin dünyada son kez verilmesi kadar basitleşmişti. Çünkü dedesi; bir canın her ne kadar konuşamıyor, bize derdini anlatamıyor ancak bize göründüğü haliyle, onun yerine karar verip acısına son vermeyi iyilik olarak gösteriyor. Robert bu düşünceden yıllarca çıkamıyor ve atları da vururlar diyerek Gloria için en iyisine karar veriyor.