Öncelikle kitabın yazarı Emin Işık ve kitaba konu olan Nurettin Topçu 'yu ilk kez tanıdım. Ve bence geç bir tanışma oldu. Özellikle de Nurettin Topçu için.
Kitabı çok sevdim. Dili, anlatımı asla sıkmıyor hatta okurken okuyucuyu kendine bağlıyor. Tabi ki bunda sadece dil değil konunun yani Nurettin Topçu 'nun hayatının büyük etkisi var.
Hayatını tam anlamıyla eğitime ve İslâm'a adamış, gittiği her yerde , görev yaptığı , tanıştığı , konuştuğu her insanda büyük etkiler bırakmış biri. Okurken bir yandan kendi hayatımı sorguladım; bir öğretmen olmasam da nihayetinde bir evlat, bir eş , bir anneyim... Her şeyden önce insanım. Yani aslında her birey bir eğitimci. Öyleyse bizler de en az onun kadar gayretli olmalı, yaşamımızda ne kadar engel çıksa da pes etmemeli kendimiz ve insanlık için elimizden geleni yapmalıyız. Neye , ne kadar gücümüz yetiyorsa...
Ayrıca Nurettin Topçu'nun kendi eserlerini de mutlaka okumalı, onu daha yakından tanımalı ve hayatını, gayretini örnek almalıyız.
Bir de bu kitaptan hemen önce yine hayatını eğitime ve İslam'a adamış bir eğitimci olan Mahir İz'i okumuş ve tanıştım ki onunla da arkadaş olduklarını öğrendim. Ve tabi Saadettin Ökten ile de.
Aslında onunla ilgili daha yazacak pek çok şey var ama en güzeli herkes okusun ve tanısın...
" Ahlâk için hür düşünce yetmez, hür irade ve hür harekettir. Ahlâk, hür davranışlarda kendini gösterir. Hür hareketin olmadığı yerde ahlâk da olmaz. Gerçek hürriyet, hayatımızdan kendimizin sorumlu olduğumuzu bilmemizdir. Hür olduğumuz için sorumlu değiliz, sorumlu olduğumuz için hürüz. Daha doğrusu, ne kadar sorumlu isek ,o kadar hürüz. Sorumluluk duygusundan kaynaklanmayan hürriyet, ormandaki vahşi hayvanların hürriyetidir. Bu iki hürriyeti birbirinden ayıran tek şey , insan vicdanından gelen sorumluluk duygusudur."
M.Blondel
Sayfa 37 - Nurettin Topçu Çağdaş Bir Dervişin Dünyası·Kitabı okudu