Sevgilim ben şimdi büyük bir kentte seni düşünmekteyim .
Elimde uçuk mavi bir kalem , cebimde iki paket cigara.
Hayatımız geçiyor gözlerimin önünden
Çıkıp gitmelerimiz, su içmelerimiz, öpüştüklerimiz
"Ağlarım aklıma geldikçe gülüştüklerimiz."
...
Küçük oda karanlık ve ıssız
Her şey seni bekliyor her şey gelmeni
İçeri girmeni
Senin elinin değmesini
Gözünün dokunmasını,
ve her şey tekrarlıyor
Seni nice sevdiğimi.
Ne demiş şair:"Aşklar da bakım istiyor öğrenemedin gitti."
*
Aynı şair şöyle bir dize de ekleyebilirdi o şiirine:"Aşklar tam güven istiyor güvenemedin gitti."
*
"İnce vızıltı."
Ama Aragon’un şu dizesi de bir gerçek:"Gᴏ̈ɢ̆ꜱᴜ̈ɴᴇ ʙᴀꜱᴛıʀıʀᴋᴇɴ ᴋıʀᴀʀ ꜱᴇᴠᴅɪɢ̆ɪ ꜱ̧ᴇʏɪ."
O da var. Kişi kimi zaman çok sevmenin getirdiği yanlışlıklara da düşüyor. Sevdiği şeyi göğsüne fazlaca bastırırken örseliyor onu. Hoyratlaşıyor bir yerde aşk. Acaba bu gerçekten aşkın kaçınılmaz bir gereği mi? Kimi zaman öyle belki.
Ama, ben, öyle olmamalı diyorum . İnsanî çizgiden sapmamalı. Aşkı İnsanî çizgide bütünlemeli. Mutluluk da, sanırsam , o zaman bütünleniyor.
Güven, mutluluğun temelidir. Güven aşkın ve
her türlü aşkın, yani cesaretin, yani kavganın temelidir.