Öğle vaktiydi, iki mektubun birden geldi. Okunsun diye yazılmamış bunlar… Kişi bu mektupları önüne serer, yüzünü gözünü sürer onlara, sonra da aklını kaçırır!
Günün hangi saatine rastlayacaktı bana ayıracağın bu kırk dakika? Bir türlü öğrenemedim…
Anlaşılan kendin de bilmiyordun, düşünüyordun, ama bulup söyleyemiyordun. “Bütün gün beklerim, öyleyse” dedim.
“Bekle” dedin… Arkanı döndün, ötekilerin yanına gittin. Verdiğin bu karşılıktan hiç gelmeyeceğini anlamıştım. Yalnız beklememe izin veriyordun, o kadar.