Neye olursa olsun, cevabinı bilmediğim bir konuda inanmak ya da inanmamak arasında bir seçim yapmam gerekirse, her zaman inanmayı seçtim. Çünkü inanmak güvenmektir. Güvenmek ise sevginin bir türevi.
İşte bu yüzden, sonunda yanılsam, inandığım yalan çıksa bile,ben inanmayı seçerim. Çünkü benim için güvene, sevgiye niyet, kandırılmamaktan daha önemlidir. Bir tercih bu. Da doğrusu ben buyum, kandırılsam da, aptal durumuna düşsem de problem değil. Yeter ki kalbim açık olsun, güvensin. Çünkü açılmaktan çok, kapanmaya alışmış bir kalp, aşkı hiçbir zaman bulamaz
Güllerin dediğine inanıyorum, aşk her yerde ve o her seyin ruhu. Ama aşkin içimi doldurması için, kalbimin kapısını açık tutmam lazım.
"Hem kaçılacak daha güzel bir yer mi var? Çünkü aşk özümüzdür. Ancak aşk ile hayat buluruz. Siz, aşık olanın ayakları yerden kesilir, dersiniz ya, bu böyledir çünkü yeryüzüne ait bir şey değildir. Göğe aittir. Ulu, yüce, gözlerin erişemediği bir aleme aittir, oradan gelir.
"İşte ben, onun için aşık olmak istiyorum. Yere ve yeryüzüne ait şeyler bazen kalbimi incitiyor ve onları yerde bırakıp gitmek istiyorum. Gövdem yeryüzünde kalsın, ama kalbim, ruhum göğe yükselsin.
Bilirsiniz, birine ilk aşık olduğunuzda, sizin için sadece aşık olduğunuz vardır, siz yoksunuzdur. Hep onu düşünürsünüz, hep onu mutlu etmek istersiniz, kendinizi değil. İşte, aşktan tatmak budur. Aşık olan sen! der sadece, ben! diyeme, dili tutulur. İşte benlik böyle yere serilir. Aşk ile 'sen!" dedikçe.
"Bu yüzden bizim için aşk, istediğimiz bir şey değil sadece. Bir ihtiyaç, bir zorunluluk. Çünkü aşk kıvılcımının değmediği kalp, ölü bir kalptir. Ölü bir kalbe sahip olan ölüdür zaten.
Oysa biz diri olmak istiyoruz. Canlanmak istiyoruz. Evet, güller de solar bir gün, ama biz hayattayken, capcanli, dipdiri olmak istiyoruz. Ama benliğimizle değil, aşk ile diri olmak istiyoruz.