-Nevzat Komisersiz Ahmet Ümit.- Bu sefer baş kahramanımız Şehsuvar Sami. Roman, İttihat ve Terakkiye katılan Selanikli Müslüman Şehsuvar Sami’nin Yahudi asıllı Ester’e yazdığı mektuplardan oluşuyor. Aşk vurgusuyla başlasa da tarih sahnelerinde gezinirken buluyorsunuz kendinizi. Şehsuvar Sami 1900 yıllarda yaşadıklarını, seçimlerini, pişmanlıklarını anlatırken sizi de içine çekiveriyor, film sahneleri gibi canlandırıyor gözünüzde. Kitabı okurken birçok isme, birçok mekana ve tarihi olaylara denk geliyorsunuz bu ben de muazzam bir etki bıraktı doğrusu. Tarih sahnesinde okuduğum isimlerin bir roman karakteri olarak karşımda olması güzel bir tat verdi.
Sonu ise beni çok üzdü Ama sanırım son sayfalara gelirken bunun olacağını hissetmiştim. - keyifli okumalar
"Hayat çok acımasız Şehsuvar, bunun için sanatı icat etmiş insan. Ve biz şanslıyız, çünkü yazabiliyoruz. Hayat üzerimize geldiğinde, günler katlanılmaz olduğunda, sığınabileceğimiz edebiyat adında şahane bir liman var. Üstelik yazacaklarımız sadece kendimiz için değil, başkaları için de sığınak olabilir, onlara yeniden yaşama sevinci verebilir. Anlamıyor musun, başka türlü çekilmez bu hayat."
“ ben biraz farklı düşünüyorum efendim. Edebiyat, bu anlattiginiz hususlardan çok, insana kendi ruhunu gösterdiği için kıymetli bir sanattır. Mesela Victor Hugo dediniz. Jean Valjean’ın yaptığı fedakarlıklardan çok, onun bizim ruhumuzdaki tesirleri önemlidir. Eğer o roman benim iyi biri olmamı teşvik ediyorsa, içimdeki kötülükle yüzleşmeme sebep oluyorsa amacına ulaşmış demektir. Hafiye romanları, buyurduğunuz gibi çok daha zeka ile alakalı. zekice hazırlanmış matematik problemleri gibi. zihnimize hitap ediyor ama unutmayalım ki bir de ruhumuz var.”
“ Gençlik, ömrümüzün en güzel mevsimi. Muammalarla dolu koca bir hayat sizi bekliyor. Beklentinin kendisi bile güzel. Ama sonra, bir müddet sonra, hadi ihtiyarlayınca diyelim, hayatın sırrına vakıf olunca, günler sıkıcı saatlerden ibaret olmaya başlıyor.” …” evet, benim gibi, her lahza, her saat, her gün yeni bir vukula sarsılan büyük bir ülkenin hükümdarı olsan bile eninde sonunda hayat sıkıcılaşıyor. Bu sıkıntının en iyi ilacı hafiye romanları. İnsanın aklını çalıştırıyor, hislerini keskinleştiriyor, zekayı diri tutuyor sizi eşi Menendi olmayan bir seyahate çıkarıyor.”