Tarikâtın nizamına aykırı davranan, kaideleri hiçe sayan kişiler de istisnai denecek kadar olsa da aralarında çıkabiliyordu ve bunlara da kstah deniyordu.
Çelebi kelimesi, Moğolca' da Tanrı anlamına gelmektedir.
Aynı zamanda diğer açılımı da kibar, soylu, zarif anlamını içerir.
Mevlevîlikte büyk önemi olan çelebilik, Hz. Mevlâna soyundan gelenlere denirdi. Bir efrad akımı olarak da nitelendireceğimiz çelebiliğe erenlere, Makam Çelebisi veya Çeleb Efendi denirdi.
Bu bağlamda Mevlâna' nın erkek evlatlarından gelenlere zükûr çelebi, hanım soyundan gelenlere ise ünas çelebi denirdi fakat ünas çelebilerin soy olarak kabul edilmeme gibi bir durumları da vardı.
Kendisi aynı zamanda, Meydan-ı Şerif' te serili olan ve dergâhtaki en yüksek ikinci makamı temsil eden, beyaz renkteki postun dervişiydi. Buraya Ateşbâz Makamı denirdi. Dergâhtaki ikinci post ise kırmızıdır ve o da, Sultan Veled Makamı' nı simgelemektedir.