Güls

Güls
@Gulog16
Bursa
14 okur puanı
Eylül 2025 tarihinde katıldı
Büyük başarıların ve büyük mutlulukların tehlikeli deneyimler olduğuna inandırılmış Yıldırım. Kazandığı madalyaların, yabancı dilinin avantajlarının ve hatta âşık olduğu kadının peşinden gidememesinin sebebi de şimdiye dek hiç kullanmadığı yoğunlukta güçlü bir mutluluğun ona yıkım getireceğinden korkmuş olması.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
"Sokak köftesi yemeye bayılıyorum" dediği an bile huzursuz hissediyor kendini. "Bunu anneme inat mı söylüyorum acaba? Belki de sokak köftesi de sevmiyorum aslında. O halde ne seviyorum ki ben?" gibi alçalıp yükselen tartışmalar, arayışlar, sor-ulamalar yaşıyor kendinde. Yeliz'i özlese de arayamıyor çünkü o cephede yaşadığı duygularından da emin olamıyor. Günah çıkartmak mı istiyor, yoksa kaldıkları yerden yola devam etmeye hazır mı hissediyor, bilmiyor. Belki de annesine çok mutlu olmayı hak ettiğini kanıtlamak için Yeliz'i hatırlıyor olabileceği ihtimalini de göz ardı edemiyor. Yıldırım gerçekten yüksek zekâya sahip, akıllı bir adam. Süreç onun için ne kadar zor olsa da, sınırlarını yeniden belirlemekten, kim olduğunu aramaktan vazgeçmiyor.
Aileler tarafından aforoz edilmiş bir anne ve oğul olarak birbirlerine tutunarak, birbirlerine destek olarak yaşamışlar. Babadan gelen yüklü nafakayla sıkıntısız bir hayat sürmüşler. Gel gelelim kız arkadaşı bebeği aldırdıktan sonra bir şeylerin ters gittiğini fark eden Yıldırım, aslında bütün bunların gerçek olmadığını tek tek tespit etmeye başlıyor. İşte o zaman hayatının seyri değişiyor. Arkadaşlarıyla her zaman iyi anlaştığını hatırlıyor. Annesinin anlattığı gibi kullanıldığını düşündüğü ya da kazık yediği tek bir anı bile gelmiyor aklına. Öyle duygulu, sulugöz biri olmadığını fark ediyor. En son ne zaman ağladığını hatırlamakta bile zorlanıyor. Yeliz'e ayrılmak istediğini söylediği gece mi? Hayır. Bebeğin artık olmadığını öğrendiği gün...
Sayfa 27
Sahiden de çok duygusal, kırılgan, naif bir adam olduğuna inanmış Yıldırım. Bu yüzden sosyal ilişkilerinin zayıf olduğuna ve hep kullanıldığına kanaat getirmiş. Aşırılıklardan hep kaçınmış, büyük değişimlerden hep uzak durmuş çünkü gerçekten de yaşadığı şehre bağımlı, titizlik hastası, rutinlerine sadık bir adam olduğunu sanmış.
Yıldırım dolaylı ya da doğrudan otuz dört yıl boyunca mütemadiyen bu sözlere maruz kaldığını hatırlamıştı sonunda. "Hatırladı" kesinlikle doğru kullanılmış bir kelimedir bu noktada. Çocukluğundan beri annesinin duygusal ve zihinsel kontrolü altında yaşadığından dolayı görünmez zincirlerinin farkında bile değildi. Annesinin sözleri ne eleştiri ne de iltifat sayılırdı onun için. Hepsi yaşamının hakikatiydi zaten.
Sayfa 26