Tolstoy'un Diriliş romanının ilk cümlesi: "Yüz binlerce insan üzerine doluştukları toprak parçasını çirkinleştirmek için vargüçleriyle uğraşsalar da; orada hiçbir şey yeşermesin diye her yana beton döküp, filizlenen her bitkiyi kökünden koparmış, havayı kömür ve petrol yaparak alabildiğine kirletmiş, çevredeki tüm ağaçları kesmiş, tüm dört-ayaklıları, kuşları kovmuş olsalar da, ilkbahar gene ilkbahardı."
Ufka bakmak istesemde, hayatıma çizilmiş hududu geçemiyorum. Mukadderat dediğimiz o kati (kesin) muğlaklığın (belirsizlik) muhasarası (kuşatması) altındayım. Kendi kendime soruyorum: Acaba bir şey yapabildim mi?..
..başlangıç ile nihayetin, iki notanın arasındaki sükûttayız. Lakin mazi bir senfoninin yanıltıcı akisleri şeklinde çalınıyor kulağımıza. İstikbale kulak kesildiğimizde de birçok azası vefat etmiş, meçhul bir orkestranın nabzını duyuyoruz.