İnsan cesareti seçemezse kurban olmayı kendiliğinden seçmiş oluyordu. İnsan mağdur olmanın suçsuz olmak anlamına geldiğini soruyordu. Oysa mağdur olmak, suçsuz olmak değildi.
Birilerini kötülükten korumak büyük cambazlıktı, denge işiydi. Denge, adı üstünde, çok hassas bir şeydi. Patlamamış bir kara mayınının üstüne basmak gibiydi. Yanlış bir hareketle havaya uçardın. Paramparça olurdun.
Delirmemek için ilaç alıyordum. Delirmekten kastım, aklımın başında olmayışı değildi. Aksine, aklım fazlasıyla başında olduğu için delirmekten korkuyordum. İyice gerilmiş bir lastiğin kopması gibi ikiye bölünmekten, iki ayrı yöne şiddetle savrulmaktan, parçalarımın duvara çarpmasından korkuyorum.