Ali Şeriati, toplumların nasıl uyutulduğunu kitapta çok sert ve dobra bir dille anlatmış. Gerçekleri insanın yüzüne bir tokat gibi çarpan bu açık sözlülüğü, konuları anlatım gücü açısından gerçekten çok başarılı ve etkileyici.
Gelgelelim, kitap ne kadar haklı olsa da şükürle ilgili kısım benim ruhuma hiç hitap etmedi. Şeriati’nin orada takındığı o fazla sert, adeta şükürle dalga geçer gibi duran alaycı tavrı çok sağlıksız buldum. Elbette yazarın asıl amacının; insanları tembelliğe iten, haksızlığı ve fakirliği kader gibi kabul ettiren "sahte şükür" anlayışını yıkmak olduğunun farkındayım. Fakat bu yanlışı eleştirirken seçtiği o kırıcı ton, şükür kavramının içindeki o temiz, kalbi ve manevi huzuru zedeliyor.