Kim der ilk roman diye. Gerçekten ilk roman olamayacak kadar üzerinde çalışılmış ( ki yazar 5 yılda tamamlamış.) bir kitap #kumtefrikaları.
Olay Suruç’ta görev yapan Dr. Mithat’ın büyük halasının ölümü üzerine miras kalan İstanbul’daki evle başlıyor. Miras işlemleri için İstanbul’a geliyor ve evi incelerken bir oda dikkatini çekiyor. O oda ise halasının kocası Şevket Kemal Bey’in çalışma odası. Odada Şevket Kemal Bey’in günlüğünü buluyor. Şevket Kemal Bey Osmanlı zabitlerinden. Kendileri pilot. Geri dönerken günlüğü de eline alıyor ve Suruç’ta yakın arkadaşı günlüğü Osmanlıca’dan tercüme ederek Suruç yerel gazetesinde tefrika olarak yayımlamaya başlıyor.
Yani biz bir yandan günlükte yazılanları okuyoruz. 1910 yılını, diğer yandan da Dr. Mithat’ın hayatını. Son bölümlere doğru olaya mitolojik ögelerde katılıyor ve tadından yenmez bir durum çıkıyor ortaya.
Ö.İ.D ile muhtelif evhamlar kitabı ile tanışmıştım. İçerisinde çok etkilendiğim öyküler olan bir kitap. Öykü okumayı sevdiren kitap desem daha iyi olur. Kum tefrikaları ise bambaşka bir tadı olan harika bir ilk romandı. İyiki okudum.