“Ne yazıkki mutsuzluk dünyası, zavallı çocuklar! Zavallı dünya.”
Büyük defter~kanıt~ üçüncü yalan
İlk olarak tek kitap olduğunu gördüğümüz bu eser üç ayrı kitaptan oluştuğunu söylemek isterim. Kitap çok uzun zaman önce tek tek yayımlanmış ve yapı kredi yayınları 2010 yılında tek kitap olarak basmış ve çok iyi yapmış. Bu kitabı bitme zamanı Filistin-İsrail savaşına denk gelmesi ise çok manidar oldu. Çünkü adını bilmediğimiz bir ülkedeyiz ve tahminimizce anlatılanlar 2. Dünya savaşı yılları. Neyse konumuza dönecek olursak en başından söylemeliyim ki aşırı rahatsız olacaksınız. Okuduklarınızı yüreğinizin kaldırmadığı anlar gelicek. Ama kitapta öyle bir dil
var ki mükemmel. Yazar durumu ajite etmeden sanki normal miş gibi sizi alttan alttan rahatsız ederek o kadar güzel anlatmış ki derdini büyülenmemek elde değil. Tabi arka planda savaş olunca elbette yaşanılanlar acı dolu ve zor. Hikayenin üzerinden anlatıldığı karakterler kadınlar ve çocuklar olunca durum ekstra zorlaşıyor.
Savaşın ortasında anneannelerine emanet edilmiş ikizler ve onların hayata tutunma çabalarını okuyoruz. İkizlerin hayatı da kendileri gibi sıra dışı.
İlk kitap büyük defter ikizlerin birlikte karşılaştıkları zorluklar, anneannelerinin onları sevmemesi, sürekli çalışmak zorunda kalmaları, açlık, hastalık, kimsesizlik gibi daha birçok şeyi konu alıyor ve yazar sizi öyle bir ters köşe yaparak kitabı bitiriyor ki inanamadım.
İkici kitap kanıt ise ikizlerden birinin yaşadıklarını anlatıyor. Kardeşi olmadan neler yaşadığını, kimsesiz bir çocukla aile kurduğunu falan.
Ve üçüncü kitapta ise yazar gerçekten okuyucunun gerçeklik algısı ile oynuyor. Ba-yıl-dım tek kelime ile . Siz ne oldu bu ikizlere, sonları nasıl olacak diye sabırsızlıkla sayfaları çevirirken o da ne ne ikizinden bahsediyorsun. İşte