Sağırdere

Kemal Tahir
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Anadolum insanı
8/10
·311 syf.··
Beğendi
·
2022 44. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 11 Ekim 2022 00:11
Bizler; padişahların, kralların, devlet başkanlarının gözünden tarih okumaya alıştırılmış bir milletiz. Bu yüzden padişah türküsü çığırır, şehzade kavgası veririz. O kadar yüksekten ve uzaktan bakarız ki bırakın halkın ahını duymayı vezirin sesini dahi duyamayız çoğu zaman. Zira dünyayı padişah gözünden seyretmeye alışmışızdır ve göz yalnızca görür, duymaz... İşte Kemal Tahir tam olarak bu bakar körlüğümüze isyan eden bir yazardır. Tıpki Bekir Büyükarkın ve Yaşar Kemal gibi “Sen Kanuni değilsin ulan, anadoluda aş isteyen reayasın. Tarihe bakacaksan, anadoludaki bir taş evin çıplak ve çökük penceresinden bak. Sarayın yüksek ve buzlu camından bakmak senin ne haddine(!)” diyor. İnanın bana bu fırça, öyle güzel kendimize getiriyor ki bizi, bugünün siyasi kavgalarında bile bir anda sıyrılıp aslolana yani ekmek kavgamıza dönüveriyoruz. Yani bu adamlar bizi, yalnızca yaratılmış hayatı gösteren o altın sarısı gözlüklerden kurtarmakla kalmıyor gözlüksüz görmeyi de öğretiyor efenim. Bu yüzden ben, bu yazarları ve eserlerini çok değerli buluyorum. Mezkur eser de, cumhuriyetin ilk dönemlerini ve ilk insanlarını olabildiğince doğal olarak resmetmekle, bu ilk insanların kılık kıyafetini değil, dünya görüşünü yani bütün bir ruh dünyasını izletiyor bize. Bu yönüyle genç cumhuriyetin ve ülküsünün halk tarafından nasıl göründüğünü, yine genç cumhuriyetin halkın hayatına olan etkilerini bir bir seyretme şansı buluyoruz. Eserin okuyucuya elbette birçok şey katacağını biliyorum. Ancak ısmarlama tarih kitapları gibi “devletin çıkarı, halkın çıkarından bağımsızdır” gibi bir yapay ve sahte bir fikir katmayacağını da ifade edeyim. Bu eser, insan elinden çıkmış ancak insanı beğenmeyen devlete hasredilmeyecek kadar değeli. Zira bizim en değerlimiz olarak insanı hatta en orijinal insanımızı konu ediniyor.
Edebiyat
SağırdereKemal Tahir · İthaki Yayınları · 20061,015 okunma
9/10
·311 syf.··
Beğendi
·
2023 42. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 03 Ekim 2023 21:20
Kemal Tahir okumak çok, çok büyük bir keyif. Sadece bu toprakların insanının hakkını verebileceği bu usta kalemi okumak, verdiği muazzam edebi zevkin yanısıra, bu topraklarda her daim var olan ve hiç yok olmayacakmış gibi görünen bir dolu iç çatışmanın sebebini anlamak için de büyük bir fırsat. Kimsenin istediği kalıba sokamadığı için bütünüyle sahiplenmediği bu büyük yazar, bize, bizim milletimize en iyi ayna tutan yazar aslında. Görmek istediklerimizi değil de olanı gösteren; bahanelere sığınmadan iyisi-kötüsü ile inançlarımızı, gelenek-göreneklerimizi, değer yargılarımızı ortaya seren; güzellemeler yapmak yerine -kimi zaman çok acı da olsa- gerçeklerle yüzleşmemizi sağlayan yazar. Sağırdere-Körduman serisi, Kemal Tahir’in “Göl İnsanları“ ile birlikte ilk yayınlanan romanlarından. Çankırı Cezaevinde geçen yılları boyu gözlemlediği bir mahkumdan esinlenerek yazmış bu romanlarını Kemal Tahir. Sağırdere’de bizi Çankırı’nın Yamören köyünde yaşayan 15 yaşındaki Mustafa ve can-ciğer arkadaşı Pelvan Vahit ile tanıştırıyor. Mustafa köyün varlıklı denebilecek ailelerinden birinin oğlu; babası Kulaksız Yusuf yıllarca yoksulluk içinde sığırtmaçlık yapmış ama, ikinci karısına miras kalan bir kaç tarla sayesinde belini doğrultmuş. Büyük oğlu Murat’ı kasaba mektebinde okutmuş; her ne kadar okulda hocasının saçmalıklarla kafasını bulandırdığını düşünse de köyün en kültürlüsü olan, adaletli, sözü dinlenir, saygı duyulur bu oğlu sayesinde kendi saygınlığı da, havası da artmış. Yine de ikinci oğlan Mustafa’yı -bu evlatları zehirleyen hocalara kızgınlığından- okula göndermek istememiş; 15 yaşında ergenliğinin baharındaki bu tembel oğlan Pelvan Vahit ile birlikte köy kızlarının peşinde sürtmekte. Pelvan Vahit ise, adı üstünde, güçlü kuvvetli bir pehlivan. Ama bir garip oğlan. Dul,
Edebiyat
SağırdereKemal Tahir · İthaki Yayınları · 20061,015 okunma
10/10
·311 syf.··
Beğendi
·
2021 18. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 14 Mart 2021 02:05
Kemal Tahir ekolünün klasik bir örneği olarak nitelendirebileceğimiz Sağırdere romanı, Cumhuriyet sonrası Türk toplumuna köy ve kent açısından iki ayrı kanal ile yaklaşır, dönemin yaşam tarzına dair büyük ipuçları verir. Kemal Tahir’in ilk romanı olma özelliğini taşıyan eser, kurgusu, dokunduğu noktalar ve romanın temel öğeleri olan zaman, mekan, karakter kavramlarının netliği, vuruculuğu ile Kemal Tahir eserleri içerisinde ayrı bir yere sahiptir. Sağırdere’yi temel olarak köy yaşamı ve kent ile tanışmak olmak üzere iki bölüme ayırmak mümkündür. İlk bölüm olan köy yaşamında Kemal Tahir karakterlerimizi tanıtır, mekan ve zaman kavramlarını ön plana çıkartır, Cumhuriyet sonrası Türk toplumunun köy yaşantısına dair önemli ipuçları verir ve romanın ana odağını yani Ayşe isimli bir köylü güzeline sevdalanan Mustafa’yı gurbete düşüren yolları örmeye başlar. Karakterleri itibariyle bakıldığında oldukça renkli ve geniş bir karakter yelpazesine sahip olan Sağırdere romanı, Cumhuriyet’in ilanından sonraki yedinci yılda, Çankırı’ya bağlı Yamören köyünün adetlerini, yaşama ve kente bakışını yansıtmasının yanında köyden kente giden ve yaşama tutunmaya çalışan insanların dramatik öyküsünü de içerisinde barındırır. Cumhuriyet’in ilk dönemine ışık tutması, yolları gurbete birlikte düşen fakat gurbette ayrılan hemşerilerin, dostların şehir hayatına bakışını yansıtması ile Sağırdere oldukça önemli bir eserdir. Kemal Tahir’in bu romanı yabancı yazarların etkisinden ırak yazılmış ilk gerçek Anadolu romanı olarak kabul görmüştür. Nitekim biraz da teşvik etmek maksadı ile Nazım Hikmet bir mektubunda bu konuda Kemal Tahir’e şunları yazmıştır. " Sağırdere sahici Türk romancılığında bir merhaledir. Bundan sonra daha ne kadar büyük eserler yazarsan yaz o, senin en taze, en ölmeyecek
1000Kitap
SağırdereKemal Tahir · İthaki Yayınları · 20061,015 okunma
10/10
·311 syf.··
Beğendi
·
2020 28. kitabı
İlk öncelikle kitabı çok sevdim Kemal Tahir çok samimi ve özgün bir dil kullanmış. Bir Devlet Ana kitabı gibi değil lakin bu kitaba da kötü dersem haksızlık etmiş olurum. Kitap iki bölümden oluşuyor. İlk bölümünde Yamörenli Mustafa 'nın hayatını anlatıyor. Mustafa bir kızı sever ve sevdiği kız başkasıyla evlenir. Klasik gibi görünse de kitabı okuyunca daha iyi anlayacağınızı düşünüyorum.İkinci bölümünde ise Mustafa' nın sevdiği kız evlendiğinden dolayı köyde daha fazla duramaz gurbete, Ankara'ya, çalışmaya gider. Hakkıyla çalıştığı için parasına para katar. Köyü unutur. Sonra köye zengin birisi olarak döner. Aslında kitabın sonunda dönmesini anlatmıyor. Bu yüzden sonunun biraz yarım kaldığını düşünüyorum. Kemal Tahir 'den de zaten böyle güzel bir kitap yazmasına şaşırmamalı bence.
1000Kitap
SağırdereKemal Tahir · İthaki Yayınları · 20061,015 okunma
8/10
·311 syf.··
2019 15. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 09 Şubat 2019 10:36
Kemal Tahir' e haksızlık yapıldığını düşünürüm hep. Yeni nesil Yaşar Kemal' i bilse de çok azı okumuştur Kemal Tahir' i . Kemal Tahirin bu kitabı tabiki bir Devlet Ana kitabı değil ama yine kitabın o kadar içine giriyorsunuz ki hiç yabancılık çekmeden kitap bitip gidiyor. Yazar kitabın ilk bölümünde 15 yaşını yeni bitirmiş Mustafanın aşık olduğu kızın başkasıyla evlenmesini, Mustafanın aşk acısının ve Yamörenden ayrılma kararını anlatıyor. Tabi bunları anlatırken bütün köy halkını da öğrenmiş oluyorsunuz. İkinci bölümde ise Mustafa iş bulmak için gurbet dediği Ankaraya varır köydeki arkadaşları ve düşman bellediği Hasanla. Burada iş bulma hayata tutunma kaygısı anlatır ve bunların arasında sevdiği kızı unutmuştur Mustafa. Tabi yazar her şeyi bu kadar basit anlatmaz. Mustafanın insan olduğunu, ona yapılan haksızlıkları, onun arkadaşlarına yaptığı haksızlıkları, üzüntüleri, sevinçleri, dünya üzerinde bir yere gelme kaygısını her zamanki gibi çok güzel anlatır Kemal Tahir. Eğer hiç Kemal Tahir okumadıysanız şiveler ilk etapta zorlasa da sonrası su gibi akıp gider.
SağırdereKemal Tahir · İthaki Yayınları · 20061,015 okunma
9/10
·311 syf.··
Beğendi
·
2023 17. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Mart 2023 17:13
Çankırı cezaevinde uzun bir zaman Nazım Hikmet'le birlikte yatan Kemal Tahir, birlikte yattığı yöre insanlarından duyduğu olayları, edindiği yöresel folklörle harmanlayarak önemli eserler meydana getirmiştir. Bu eserlerden bazıları ise Köyün Kamburu, Sağırdere'dir. Sağırdere, Çankırı'nın kırsal kesiminde yaşayan, gurbetten gönderilen parayla geçimini sağlayan geleneklerine ve hurafelere sıkı sıkı bağlı insanlarını anlatır. Bu anlatılanlara kah olmaz böyle şeyler der gülümser kah yüreğiniz ezilir, üzülürsünüz. Mustafa bu köyün yeni yetmelerindendir. Her delikanlı gibi bir yavuklusu vardır; Ayşe. Ayşe, Mustafa ne yaparsa yapsın yüz vermez. Sonra Ayşe'yi hali vakti yerine olan Hakkı'ya yüz lira başlık parasına verirler. Bu olaya içerleyen Mustafa gurbete çıkar. Niyeti köyüne bir daha hiç dönmemektir. Akıcı, yöresel dil ve folklör'ün olgunlaştırdığı eseri sevdim. Küçük, yoksul ama yaşam dolu bir dünyanın içine bizleri taşırken dünyanın acımasızlığını da gözlerimize seriyor. Önerilir.
SağırdereKemal Tahir · İthaki Yayınları · 20061,015 okunma
9/10
·311 syf.··
Beğendi
·
2019 32. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 06 Kasım 2019 00:00
Uzun zamandır okuduğum en içten, en bizden, en samimi hikâyelerden biri. Usta işi bir ilk roman. O kadar güzeldi ki, masal gibiydi. İkinci kitap Körduman'ı da hemen edinip okuyacağım. Kemal Tahir'i yeni keşfettiğim için çok üzgün olsam da, onu ve anlatımının mükemmelliğini tam anlamıyla idrâk edebilecek bir yaşta okumak yine de benim açımdan çok güzel oldu. Siyasi görüşü, hayatı, her şeyi bir tarafa, romancılığına kimsenin diyecek tek kelimesi olamaz. Yaşar Kemal gibi ustaların ekolü olan "Köylü, köy ağızı" ustası değil Kemal Tahir. Biraz daha entelektüel ve aydın kesimin sesi oluyor aslında kitaplarında ama Sağırdere tam bir köy kitabı. Çankırı'nın Yamören'inde geçiyor çoğunlukla. Ortasından Sağırdere akan bir köy işte. Klasik köylü çekişmeleri bizi sarsacak yalınlıkta aktarılmış. Özellikle hepimizin unuttuğu bazı folklorik davranışlar beni benden aldı. Ne tuhaf işler varmış, ama bir o kadar da güzel. Sonraları kahramanımız Mustafa'nın yolu Ankara'ya, gurbete düşüyor. Orada da inşaat işine girince kitap iyiden iyiye beni içine çekti. (İnşaat Mühendisiyim) O yıllardaki inşaatlarda yaşananlar, halen devam eden bazı kokuşmuşlukların o zaman da var olması, çok etkiledi beni. İçerisinde aşk da var ama ne bildiğimiz romantik aşklardan, ne de köylünün düştüğü "kara sevda". Mustafa seviyor. Çok seviyor ama kendine bile itiraf edemiyor. Daha 15-16 yaşında. Ne yaşadığını aslında kendisi de bilmiyor. Yakında öğrenecek besbelli. Onunki diğer arkadaşlarınınkinden daha farklı. Bunu sezse belki farklı davranırdı bilemem. Köylü kurnazlığı, büyük şehir acımasızlığı, para kazanmanın zorlukları, köyden şehre, gurbete düşenlerin yaşadığı o masum zorluklar. Adeta bir Kemal Sunal filmi izliyorsunuz. Var ol Kemal Tahir. Çok güzeldi, çok!
Edebiyat
SağırdereKemal Tahir · İthaki Yayınları · 20061,015 okunma
8/10
·311 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 01 Nisan 2026 18:02
Çankırı'nın Yamören köyünden Mustafa'nın etrafında, dönemin köy hayatı, köylülerin çatışmaları, ilişkileri, yoksulluk, cahillik ve köy kent karşıtlığı ustalıkla anlatılıyor. İyi okumalar..
SağırdereKemal Tahir · İthaki Yayınları · 20061,015 okunma
Kemal Tahir - Sağırdere
8/10
·294 syf.··
2025 1. kitabı
·
51 günde okudu
·
Okunma: 21 Şubat 2025 21:29
Yazar, romanda anlatım dilini oldukça gerçekçi ve yalın bir şekilde okuyuculara sunuyor. Roman, sizi dönemin anadolu köyüne doğrudan atıveriyor ve romanda gelişen olayları sanki yaşıyormuşsunuz gibi bir okuma sunuyor. Romanın baş aktörü Mustafa; iyi niyetli, temiz kalpli bir anadolu insanı. Köyünde gelişen olumsuz olaylar, onu etkilese bile iyi niyetini bozamıyor ve Ankara'dan köyüne tekrar dönme isteğini hemen kabul etmesinde de bunu görebiliyoruz. Mustafa'nın gözünden köy ve kent yaşamı arasındaki farklılığı da gözlemleyebiliyoruz.
Edebiyat
SağırdereKemal Tahir · İthaki Yayınları · 20061,015 okunma
9/10
·311 syf.··
Beğendi
·
2021 16. kitabı
K.Tahir bu romanında pastoral anlatımla köy hayatında kadın-erkek ilişkilerini ahlak başlığı altında sürükleyici bir şekilde işlemiş olup tutarlı bir anlatımı vardır.Okuduğumda kitabın içinde kaybolup nasıl bittiğini anlamadım.İçsel konuşmalara ve 3.şahıs olarak betimlemelere önem vermiştir.
SağırdereKemal Tahir · İthaki Yayınları · 20061,015 okunma

Yazar Hakkında

Kemal TahirYazar · 68 kitap
F. M. İkinci, Körduman, Bedri Eser, Samim Aşkın, Nurettin Demir, Ali Gıcırlı müstear isimleriyle kitapları bulunmaktadır. 13 Mart 1910'da İstanbul'da dünyaya geldi. Gerçek adı İsmail Kemalettin Demir'dir. Babası, II. Abdülhamit'in yaverlerinden Yüzbaşı Tahir Bey; annesi, Osmanlı sarayında Abdülhamit'in kızı Naile Sultan'ın hizmetinde bulunan Nuriye Hanım'dır (Saraydaki adı "Hubser" idi). Ailenin en büyük çocuğu idi. Babasının görevleri nedeniyle ilk öğrenimini imparatorluğun değişik yerlerinde sürdürdü. Ailenin 1923'te İstanbul'a yerleşmesinden sonra eğitimine Galatasaray Lisesi'nde devam etti. Annesinin 1926 yılında veremden ölümü ve babasının ikinci bir evlilik yapması üzerine öğrenimini 10. sınıfta iken bıraktı; önce İstanbul'da avukat kâtipliği, sonra Zonguldak'taki kömür işletmelerinde ambar memurluğu yaptı. Sol düşünceyi benimsemesi 1932'de İstanbul'a döndü, Vakit, Haber, Son Posta gazetelerinde röportaj yazarı, çevirmen, düzeltmen olarak çalıştı. 1933'de Kenan Şahabettin, İdris Ahmet, Ziya İlhan, Yakup Kadri, Nuri Tahir, Ertuğrul Şevket, Fakih Özden ve Arif Nihat Asya gibi yazar ve şairlerle "Geçit" adlı bir edebiyat dergisi çıkardı. Geçit Dergisi kadrosundan Ertuğrul Şevket (Avaroğlu), Babıali'de tanıştığı Kerim Sadi Türkiye Komünist Partisi üyesi olan komşusu "Sarı" Mustafa Börklüce ve onun aracılığı ile tanıştığı şair Nazım Hikmet gibi sosyalist aydınlarla arkadaşlığı sonucu sosyalist fikirleri benimsedi. 1934-1936 arasında Yedigün ve Karikatür dergilerinde sekreterlik yaptı. Varlık ve Ses dergilerinde takma adlarla şiirler yayımladı, Karagöz gazetesinde başyazarlık, Tan'da yazı işleri müdürlüğü yaptı. İlk kitapları İlk kitabı, 1936'da yayımladığı "Namık Kemal için Diyorlar ki" adlı kitapçık oldu. Kitapçık, Namık Kemal hakkında yaptığı yedi soruluk ankete çeşitli şair ve yazarlar tarafından verilen yanıtlardan oluşmaktaydı. Falih Rıfkı Atay, Vâlâ Nureddin, Hüseyin Cahit Yalçın, Peyami Safa, Ercüment Ekrem Talu, Sadettin Nüzhet Ergun, Kerim Sadi Cerrahoğlu, Dr. Fuad Sabit, Nâzım Hikmet, Hüseyin Avni Şanda ve Suat Derviş'in yanıtlarını ve Kemal Tahir'in onlar hakkındaki saptamalarını içeren kitapçık, edebiyat dünyasında geniş yankı buldu. 1937'de ikinci kitabı olan "Bir Çalgıcının Seyahati" adlı romanı yayınlandı. İstanbul'un tanınmış gazeteciler arasına giren Kemal Tahir, 1937'de İzmir'de öğretmenlik yapan Fatma İrfan Akersin ile ilk evliliğini yaptı; bu evlilik Kemal Tahir'in 1938'de hapse girmesi nedeniyle devam etmedi ve 1940 yılında boşanma ile sonlandı. Donanma Davası Kemal Tahir, bahriyede görevli kardeşi Nuri Tahir, Nâzım Hikmet, Hamdi Alev, Emine Alev, Hikmet Kıvılcımlı, Fatma Nudiye Yalçı, Kerim Korcan, Mehmet Ali Kantan, Seyfi Tekbilek ve Hüseyin Durugün'le beraber "askeri isyana tahrik ve teşvik" suçlaması ile 13 Haziran 1938'de tutuklandı. Suçlanmasının nedeni astsubay olan kardeşi Nuri Tahir'e Sabahattin Ali'nin bir kitabını vermek idi. "Donanma Davası" veya "Bahriye Olayı" diye adlandırılan bu dava nedeniyle Donanma Komutanlığı Mahkemesi'nde yargılandı, 15 yıl ağır hapis cezasına çarptırıldı. Cezaevi yılları Çankırı, Çorum, Kırşehir, Malatya cezaevlerinde 12 yıl hapis yattı. Hapishanedeki yıllarını okuyarak ve "sarı defterine" yazarak geçirdi. Takma isimle mizah öyküleri ve polisiye romanlar kaleme alan yazar, 1954 yılına kadar "Kemal Tahir" adını eserlerinde kullanamadı "Göl İnsanları"'na alacağı iki öyküsünü hapisteyken Cemalettin "Mahir" takma adıyla Tan'da yayımladı. Hapishane yıllarında Fatma İrfan Hanım'a yazdığı mektuplar "Kemal Tahir'den Fatma İrfan'a Mektuplar" adıyla; Nazım Hikmet'in kendisine yazdığı mektuplar "Kemal Tahir'e Mapushaneden Mektuplar" adıyla basıldı. Cezaevinden çıktıktan sonraki yaşamı Yazar, 1950'de çıkan aftan yararlanıp serbest kaldı. Cezaevinden çıkar çıkmaz ikinci eşi Semiha Sıdıka Hanım ile evlendi. Çiftin evliliği Kemal Tahir'in 1973'teki vefatına kadar sürdü; çocukları olmadı 1950'li yıllarda Körduman, Bedri Eser, Samim Aşkın, F. M. İkinci, Nurettin Demir, Ali Gıcırlı gibi takma isimle kitaplar yayımlamayı sürdüren Kemal Tahir'in Amerikalı yazar Mickey Spillane'den çevirdiği "Mayk Hammer" dizisi büyük ilgi gördü. Orijinal kitapların tamamını çevirdikten sonra "Mayk Hammer'in Yeni Maceraları"'nı yazmaya devam etti; böylece Kemal Tahir'in kaleminden dört yeni Mayk Hammer romanı ortaya çıktı. 6-7 Eylül olayları sırasında bir kez daha tutuklandı, Harbiye Cezaevi'nde 6 ay yattı. 14 ay kadar Aziz Nesin ile birlikte kurdukları Düşün Yayınevi'ni yönetti. Metin Erksan, Halit Refiğ, Atıf Yılmaz ile senaryo çalışmaları yaptı. Kemal Tahir'in ilk önemli eseri olan 4 bölümlük Göl İnsanları uzun öyküsü Tan gazetesinde tefrika olarak yayınlandı, eser 1955'te kitap olarak basıldı. Bu eserde yıllar sonra ilk defa kendi adını kullandı. Romancılık dönemi Göl İnsanları'nı yayımladığı 1955 yılında bir köy romanı olan Sağırdere romanı da yayımlandı. Sağırdere (1955) ve onun devamı olan Körduman'da (1957) Çankırı'nın Yamören köyünden Mustafa'nın serüvenini merkez alarak köylünün sorunlarını, etik değerlerini, köyün ekonomik yapısını, tarih içindeki bağlarından koparmadan sergiledi. Mütareke dönemi İstanbul'unu konu alan Esir Şehrin İnsanları'ndan (1956) sonra yayımlanmış olan Körduman'ı; eşkıyalık olgusuna eğildiği Rahmet Yolları Kesti (1957), Çorum bölgesi insanlarını anlatan roman üçlemesinin ilk iki kitabı Yediçınar Yaylası (1958) ve Köyün Kamburu (1959) izledi (Üçlemenin son kitabı, 1970'de yayınlanan Büyük Mal adlı romandır ). 1960'tan sonra tüm dikkatini Osmanlı tarihi ve toplum yapısına yönelterek, devlet, Doğu-Batı çatışması, Batılılaşma ve mülkiyet gibi sorunları derinden kavramaya uğraştı; araştırmaları sonucu resmi tarih söyleminin karşısında, Osmanlı Devleti'nin kültürel ve siyasi mirasını sahiplenen bir romancı haline geldi. Kemal Tahir'in kendisiyle, Osmanlı Devleti, Cumhuriyet ve Batılılaşma ile hesaplaşmasının sonucu olarak 1965 yılında Yorgun Savaşçı adlı romanı ortaya çıktı. Resmi tarih söylemine aykırı görüşler içeren bu eser, tarihi çarpıtmakla eleştirildi. 1980 yılında romanın TRT tarafından filme çekilmesi ile yeniden gündeme gelen eleştiriler, 1983'te filmin başbakan Bülent Ulusu'nun emri ile yakılmasına yol açtı. 1965 yılının Nisan ayında Cumhuriyet Gazetesi'nde tefrika edilen Bozkırdaki Çekirdek romanı, Kemal Tahir'in çok tartışılan eserlerinden birisi oldu. Bu eserde Köy Enstitülerinin tepeden inmeci bir yaklaşımla kuruluşunu eleştirerek iktidarla ters düştü. 1967'de en önemli eserlerinden birisi olan Devlet Ana yayımlandı. Osmanlı Devleti'nin kuruluşunu ele aldığı bu romanda "kerim devlet" kavramını ortaya attı. Batılılaşmayı eleştirdi. Yerli bir sosyalizm oluşturmaya çalışarak Marksistlerin tepkisini çekti. 1968'de Yorgun Savaşçı ile Yunus Nadi Armağanı'nı, Devlet Ana ile Türk Dil Kurumu Roman Ödülü'nü kazandı. Kemal Tahir, 1968'de aldığı davet üzerine SSCB'ye gitti. 1970'de akciğer ameliyatı geçiren Tahir, 21 Nisan 1973'te geçirdiği bir kalp krizi sonucu İstanbul'da yaşamını yitirdi. Cenazesi, Sahrayıcedit Mezarlığı'na defnedildi. Ölümünden sonra Yazarın "Namuscular", "Karılar Koğuşu", "Esir Şehrin İnsanları", "Dam Ağası", "Bir Mülkiyet Kalesi" romanları ölümünden sonra yayımlandı. Kemal Tahir kitaplarının yayının devam etmesi için ölümünden sonra eşi tarafından "Kemal Tahir Vakfı" kurulmuş; Kadıköy'deki hayatının son yıllarını geçirdiği ev, ziyarete açılmıştır. Yazarın kitapları Halit Refiğ, Metin Erksan, Atıf Yılmaz gibi yönetmenler tarafından sinemaya aktarılmıştır. Düşünceleri Düşüncelerindeki çıkış noktası Marksizm ile Türkiye gerçeği arasındaki bağlantı sorunuydu. Siyasi eylemlere de katılmış bir yazar olarak, Türkiye'de kendi algıladığı siyasal, sosyal, kültürel yapı ile Marksizmin sunduğu çözüm arasında bir çelişki görüyordu. Türk toplum yaşamına uymadığına inandığı batılılaşmaya ilişkin yargısı da Marksizmi yetersiz bulmasına bağlıydı. Çünkü Marksizm, "Türkiye'de 2. Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemlerinin siyasal ve kültürel uygulamalarını bir ticaret burjuvazisi devriminin sonucu" olarak değerlendiriyordu. Kemal Tahir ise böyle bir sınıfın varlığından kuşkuluydu. Böylece hem Marksizmin, hem de batılılaşmanın ürünü olan cumhuriyet dönemi resmi tarih görüşünün aşılması düşüncelerinin temel noktası oldu. Marx ve Engels'in doğu toplumlarıyla ilgili görüşlerini araştırdı. Cumhuriyet dönemi resmi ideolojilerinin dışında kalan Ömer Lütfi Barkan, Mustafa Akdağ, Halil İnalcık, Niyazi Berkes, Şerif Mardin gibi bilim adamlarının eserlerinden vardığı sonuca göre, Osmanlı-Türk toplumu, Marksizmin toplumların sosyo-ekonomik süreçte birbirini izleyen zorunlu aşamalar olarak gördüğü ilkel topluluk / kölecilik / feodalite / kapitalizm sürecinde yer almaz. Kendi kültürel ve sosyal yapısından kaynaklanan çok daha özel bir gelişme süreci, dinamikleri ile yapısal farklılıkları vardır. Bu nedenle batılılaşma, gerekli altyapısı olmayan bir topluma, soyut ve biçimsel bir üstyapı getirme çabasından başka bir şey değildir. Köklü bir ekonomik ve toplumsal devrim yapılmadan başlatılan tepeden inme uygulamalar taklitçiliktir. Bu ana fikir çerçevesinde eserlerinde Osmanlı toplumunun kölecilik ve feodalizmden çok farklı ve insancıl bir temel üzerine kurulduğunu anlatmayı amaçladı. Romanlarında da "Türk insanı ve Türkiye özeli" olgusunu ortaya çıkarmaya çalışmadı. Roman tamamen içinden çıktığı toplumun yapılanmasına bağımlıdır. Romanı diyalektik bir tür olarak anlamak ve insan muhayyilesine katkısını kavramak, romanın dünyayı belirlemek için sarfettiği çabaların biçimsel gerçekçilik tekniklerinin kullanımına bağlı olduğunu da anlamaktır. Don Kişot' un şövalye romanlarının kahramanlarına benzeme teşebbüsünün gülünçlüğü sadece model imkânsızlığı ışığı altında kavranabilir. Tam bu noktada Kemal Tahir'in önemi belirir. Zira Türk romanında bu meselenin taşını kaldıran ilk romancıdır. Romanları, Osmanlı Devleti'nin XIV. yüzyılda kuruluşundan XX. yüzyıla kadar Türk toplumunda bir Osmanlı sürekliliği arayışıdır. Toplumsal gerçekçi çizgide sürdürdüğü yazarlık yaşamında eserlerinde yalın bir dil kullandı. Bilhassa Orta Anadolu Türkçesini dilinin odak noktasına koydu. Diyaloglarla zenginleştirdi, karizmatik karakterler yarattı. Roman Esir Şehrin İnsanları (1956) -1 Esir Şehrin Mahpusu (1962) -2 Yol Ayrımı (1971)-3 Yediçınar Yaylası (1958) -1 Köyün kamburu (1959) -2 Büyük Mal (1970) -3 Hür Şehrin İnsanları (1974) Sağırdere (1955) - 1 Körduman (1957) -2 Rahmet Yolları Kesti (1957) Kelleci Memet (1962) Yorgun Savaşçı (1965) Bozkırdaki Çekirdek (1967) Devlet Ana (1967) Kurt Kanunu (1969) Namusçular (1974) Karılar Koğuşu (1974) Damağası (1977) Hikaye Göl İnsanları (1955) Senaryo Haremde Dört Kadın (1965, Halit Refiğ ile birlikte) Mektup Kemal Tahir'e Mapusaneden Mektuplar (Nazım Hikmet'le yazışmaları)