Kelleci Memet

Kemal Tahir
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Kemal Tahir ….
7/10
·336 syf.··
2023 80. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 24 Aralık 2023 17:02
* Kelleci Memet * #kemaltahir Yorumum:Okumaktan, kaleminden her defasında zevk aldığım Kemal Tahir’in bu kitabı Çankırı cezaevindeki mahkumların doğal bir dille anlatıldığı bir kitap. Kitaba ismini veren Kelleci Memet ve öldürdüğü Osman Ağasının karısı Ümmühan, Kızı Cemile ve Yusuf arasındaki olaylar günümüz Müge Anlısında karşılaştığımız olaylara bağlıyor biraz biraz :) Akıcı ve doğal diliyle güzel bir kitap olduğunu düşünüyorum. Sanırım Kemal Tahir’in sıkılacağım bir kitabına rastgelemeden tüm kitaplarını okuyacağım.
1000k
Kelleci MemetKemal Tahir · İthaki Yayınları · 2016498 okunma
Türk Romanı’nın Yüz Akı Kemal Tahir
Puan vermedi·336 syf.··
2025 1. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 26 Kasım 2025 17:01
Cemil Meriç’in Kemal Tahir için söylediği söz açıktı: “Türk Romanı’nın Yüz Akı”. Kelleci Memet, yazarın Çankırı Cezaevi’nde geçirdiği dönemde edindiği gözlemlerden beslenerek kaleme alınmış bir romandır. Bu yönüyle otobiyografik izler taşıyan eser, mekânın doğrudan deneyimlenmesinin sağladığı imkânlarla derinleşir. Mekân ve zaman unsurları, yazarın kişisel tecrübelerinin katkısıyla psikolojik bir yoğunluk kazanır. Kurgu bakımından oldukça sağlam olan romanda ayrıntıların titizlikle işlenmesi, anlatının inandırıcılığını ve okurda bıraktığı etkiyi güçlendirir. Romanın merkezindeki Kelleci Memet, tıpkı Sağırdere–Körduman dizisindeki Yamörenli Mustafa gibi, toplumda var olan bozulma ve aksaklıkların bedelini ödeyen bir karakter olarak karşımıza çıkar. Onun kaderini şekillendiren olumsuz koşullar birer birer ortaya konur. İkinci Dünya Savaşı yıllarının yarattığı ekonomik güçlükler ve bu sıkıntıların köy yaşamına yansımaları anlatıda geniş yer bulur. Eser, dönemin siyasi atmosferine de ışık tutarak hem halkın hem de aydınların savaş karşısındaki tutumlarını değerlendirir. Devletin kamu hizmetlerinde görülen yetersizlikler, yazarın Atüt yaklaşımının perspektifinden eleştirilir. Kapalı bir sosyo-ekonomik yapının hüküm sürdüğü köylerde halkın yaşadığı yoksulluk, bilgisizlik ve sahipsizlik özellikle vurgulanır. Bu yönleriyle roman, yalnızca bir edebi metin olmanın ötesine geçerek kapsamlı bir toplumsal eleştiri niteliği kazanır.
Edebiyat
Kelleci MemetKemal Tahir · İthaki Yayınları · 2016498 okunma
9/10
·336 syf.·
2017 13. kitabı
Kemal Tahir’in Çankırı Cezaevi günlerinde derlemiş olduğu notlardan çıkmış bir romandır Kelleci Memet. Biçilmiş tarlalardan ekin başağı (kellesi) toplayarak geçimini sağlayan Memet’in cezaevine girmesi ile çevresinde gelişen olayları, taşra kasabalarını, köylerini, insan ve üretim arasındaki ilişkileri cezaevini merkeze alarak anlatmaktadır. Yazar, geleneksel anlatıların imkanlarını kullanmasıyla özgün ve kurmaca bir dil ile okuyucuyu o duyguyu vermektedir. Eser, Anadolu’da yaşayan toplumun tarihsel olarak halkıyla, köylüsüyle, kasabalısıyla, şehirlisiyle gelişmeye ve öğrenmeye yatkın olduklarını ama cehalet ve ilgisizlikten kaynaklanmış olan toplumsal geriliğin boyutlarını gözler önüne sermektedir. Kemal Tahir’i bu etkinlik kapsamında tanımaya başlamaktan keyif alıyorum. Herkese iyi okumalar.
Kelleci MemetKemal Tahir · İthaki Yayınları · 2016498 okunma
Yaşasın Kelleci Memet
Puan vermedi·336 syf.··
2020 7. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 12 Aralık 2020 21:29
Kelleci Memet'e neden Kelleci demişler? Çünkü tek kollu Pelvan Osman Ağa'nın karpuz tarlasında bekçilik ettiği için demişler. Ne demişler. Kelleci Memet demişler. Kelleci Memet yanında çalıştığı Osman Ağa'yı öldürmekten cezaevine düşüyor. Kelleci kardeşimiz bir fukara çocuk arkasında büyükleri olmayınca ezmek isteyenler sıraya girmiş hep. Garibimin babası Rufat Ağa askerde cepheden cepheye gitmiş, Nerde bir düşman askeri üzerlerine atılmış. Bu cesaretinden dolayı da madalyayı hak etmiş. Ama gel gör ki kalleş arapların arkadan vurmasıyla mendebur İngiliz soyhalarına esir düşüyor. Orada da göğsünde taşıdığı madalyayı kaptırıyor. Bunu da bir türlü ıspatlayamıyor, ıspatlayamadığı için maaş bağlanamıyor köyde koruculuk yapıyor bir vakte kadar. 2. Dünya Savaşı dönemi Naziler ortalığı yakıp yıkarken gazetede yazdığı bir yazı yüzünden Çankırı Cezaevine düşmüş gazeteci Murat Kelleci kardeşimize okuma yazma belletiyor. Murat kardeşimiz niçin mapusa düşüyor? Çünkü nazilere karşı gelmek suç, nazi yalakalığı yapmakta olan dönemin hükümeti en ufak bir söz söyleyeni hemen içeri tıkıyor. (Gerçi şimdi de öyle, tek fark nazilere değil) Koğuşta bi de Cinci Nezir denen bir puşt var. Küçük kıza tacizden içeri içeri girmiş deyyuz. İşi gücü dini ön plana atıp milleti kandırmak. Hükümeti ele geçirse kumarı, zinayı hep serbest bırakacak godoş. Yok muska yazarım, yok başına üşüşmüş cinleri kovarım deyip karıların göbeklerine yalandan çizgi çiziyor it. Bunun gibi deyyuslar hala var gerçi niye olmasın ki hala bunun gibi yavşaklardan medet umdukça bunlar azalır mı hiç. Ulan kaç yılına geldik hala böyle şarlatanlara inanan var ya. Yok badeleme yok hakiykat çeşmesi diyerekten resmen adama muamele çekiyorlar. Hayır hiç mi kafan basmıyor yaa ulan bi düşün diyecem de düşünemediği için o durumda. Neyse
1000Kitap
Kelleci MemetKemal Tahir · İthaki Yayınları · 2016498 okunma
9/10
·336 syf.·
2024 446. kitabı
Kelleci Memet, Yanında çalıştığı ağayı öldürüp hapse düşüyor. Hapiste bir gazeteci(siyasi suçtan) ona okuma yazma öğretiyor. Bu sırada başına biraürü şey geliyor,meslek ediniyor , Hikaye bir geriye bir anı anlatarak devam ediyor Ve sonda Memetin ağayı neden öldürdüğünü öğreniyoruz. Okuyalım
1000 Kitap
Kelleci MemetKemal Tahir · İthaki Yayınları · 2016498 okunma
7/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2023 121. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2023 21:51
Hepimize mutlu akşamlar dilerim! Tahmin edildiği üzere bir hapishane romanı ve alışmış olsak dahi acaba karşımıza ne çıkacak merakı bana çok hakimdi. Yine Anadolu köylüsü üzerinden bir içerik var karşımızda ama bunu çekici kılan o köylülerin cahil olduğunun anlatımı değil bu cahillik ve imkansızlığın temelinin eleştirisi var. Köylü cahildir anlayışından ziyade bilimden, ilimden uzakta bırakılmış, kendi köyünde ya da yaşadığı bölgede tek başına yaşamaya mahpus edilmiş insanların hayatının eleştirisi, o insanların sesleri olma çabasını görüyoruz. Aynı zamanda yaşatılan bu olaylar silsilesi yaşanan olaylardan esinlenmiş. Çankırı Cezaevinde hapis arkadaşı olan birinin yaşadıklarını kaleme almış ve kendi dilinde aktarmış yazar. Daha sonra da adam hapisten kaçmış ama kendisi kaleme aldığı notları genişleterek yayımlamış. Üstelik anlattığı karakterin çocuk yaşta olması da sanırım onu en çok etkileyen durumların başında geliyor. Yani sınıfsal çatışmanın bir boyutu yaşadıkları üzerinden anlatılıyor. Ekonomik olarak farklı sınıflar arasındaki mücadele anlatılıyor yani. Sonu olmayan bir kitap olmasından mı bilmiyorum ama biraz uzun olsa fena olmazdı. Acaba seçilen mekan tercihinin (hapishane) dışına çıkmak istemediği için mi yazar bu şekilde bıraktı eseri yoksa Memet karakterinin sevdiği kadının kendi arkadaşı Yusuf ile evlendirildiğini öğrenince hapisten kaçması ve kitabın sonuçsuz bırakılması mı tercih edildi yoksa ikisi aynı kapıya mı çıkıyor bilmiyorum. Bildiğim ise çekilen eziyet ve çilelerin kaleme alındığı ve etkisi uzun zaman sonra dinen pek çok şey gibi silinmek yerine yıllar sonra yeniden yayımlanması. Genelde anlık sinir, üzüntü yahut hisler oluşması doğaldır lakin bu zamanla yerini sakinliğe bırakır. Bu dinginlik yerine yazarın olaylarının olduğu gibi alınması da
Kelleci MemetKemal Tahir · İthaki Yayınları · 2016498 okunma
Puan vermedi·336 syf.··
2019 78. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 23 Aralık 2019 12:10
Kelleci Memet sen nasıl bir oyunun içine düşmüşsün yiğidim. Ah o içten pazarlıklı Osman Ağaya ne demeli acaba. Anadolu'nun bozkırında cahil kalmış insanların yaşamını çok güzel anlatan bir roman. Çankırı hapishanesinde geçen romanda İstanbullu gazeteci Murat hapsihanedekileri aydınlatma görevini üstlenip okuyucuya 2.Dünya Savaşı hakkında bilgiler veriyor. Kelleci Memet'i hapishaneden firar ettiren süreç de çok güzel anlatılıyor. Keyifli okumalar.
Kelleci MemetKemal Tahir · İthaki Yayınları · 2016498 okunma
10/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2023 3. kitabı
Kelleci Memet'in kelleciligi kelle başak tarlasinda basaklarin kellesini almasından gelir... Yani sanmayın kelle almista düşmüş Çankırı cezaevine..... Kemal Tahir,bu kitapta 1940 larda Çankırı cezaevinde tutuklu bulunan,Osman ağasini 'yanlislikla' vurmuş,onbesindeki Kelleci Mehmet'in hikayesini anlatır... Kemal Tahir büyük bir dil ustası Türk edebiyatı nın ustalarından....Kitaptaki tüm kahramanlarda bir ezilmisligi,yok sayılmayi ve eğitimsizligi şenlikli bir dil ile anlatmış.... Usta yazar bu toprakları ve bu toprakların insanını anlatmış ... Türk edebiyatı usta bir kalemden çıktıysa eğer o şenlikli kalemler insana nereden geldiğini hatırlatır...Ruhuna iyi gelir havasını solur Anadolu'nun ....Anadolu'nun insanı bir konuştu mu of of dinle dur sabaha kadar...Hafif tebessümle biter gider kitap.... Hani demiste ya Kemal Tahir kitapta "Bizim köylümüzde akıllı laf çoktur da hiç akıl yoktur beyim ? Aklımız laf olur çıkar da ondan...." #okudumbitti #kemaltahir #kellecimemet #ithakiyayınları
Kelleci MemetKemal Tahir · İthaki Yayınları · 2016498 okunma
8/10
·336 syf.··
2026 47. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Mart 2026 01:51
Kitap, başta biraz ağır ve durağan gelebilir ama önemli olan şey olaylardan çok karakter ve arka plan. Hapishane ortamı ve insanların hikâyeleri işlenmiş ilmik ilmik. En ilginç yanı da kitap tamamen kurgu gibi durmuyor. Gerçekten yaşanmış hissi veriyor, bu da kitabı daha etkileyici yapıyor. Bir de klasik Kemal Tahir gerçekçiliği çok net hissediliyor. Anadolu insanının cinselliğe bakışı da oldukça direkt bir şekilde işlenmiş. Öyle masum ya da üstü kapalı değil; diyaloglar üzerinden açık ve net bir şekilde anlatılıyor. Bu da romanın sert ve gerçekçi tonunu daha da güçlendiriyor.
Roman
Kelleci MemetKemal Tahir · İthaki Yayınları · 2016498 okunma
10/10
·336 syf.··
2022 9. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 09 Şubat 2022 00:00
Kemal Tahir kitaplarında bölümlerin güzel başlıkları olur. Rahmet Yolları Kesti’nin ilk bölümü “Nam Uğruna” diye başlar örneğin. Bu kitapta bölümlere başlık vermemiş usta, belki de Kelleci Memet’in hapse düşmesine sebep işi nam, sevda, erkeklik, fukaralık vs pek çok şey uğruna yaptığındandır. Kemal Tahir ustadan yine su gibi okunan bir roman okuma şansı… Bu kitapta adı geçen Hatip Hoca, yazarın önceki Sağırdere ve Körduman kitaplarında da ismen geçiyor. Dahası bu kitaplarım kahramanı Yamörenli Mustafa da aynı hapiste, bu kitapta ismen geçiyor birkaç yerde. Hikayesinin devamını dinliyoruz, sevdiği Ayşe, abisi Murat da anılıyor. Ayrıca bu kitabın kahramanlarından Gazeteci Murat Bey, Esir Şehir üçlemesinin son kitabı Yol Ayrımı’nın kahramanı Murat. O kitabın kahramanları Şükran, Ayşe ve Doktor Münür’ün de adı geçiyor bu kitapta. Ustanın kitapları bir ağacın dalları gibi iç içe geçmiş. Bir okur olarak bu bağları keşfetmek çok keyifli.
Kelleci MemetKemal Tahir · İthaki Yayınları · 2016498 okunma

Yazar Hakkında

Kemal TahirYazar · 68 kitap
F. M. İkinci, Körduman, Bedri Eser, Samim Aşkın, Nurettin Demir, Ali Gıcırlı müstear isimleriyle kitapları bulunmaktadır. 13 Mart 1910'da İstanbul'da dünyaya geldi. Gerçek adı İsmail Kemalettin Demir'dir. Babası, II. Abdülhamit'in yaverlerinden Yüzbaşı Tahir Bey; annesi, Osmanlı sarayında Abdülhamit'in kızı Naile Sultan'ın hizmetinde bulunan Nuriye Hanım'dır (Saraydaki adı "Hubser" idi). Ailenin en büyük çocuğu idi. Babasının görevleri nedeniyle ilk öğrenimini imparatorluğun değişik yerlerinde sürdürdü. Ailenin 1923'te İstanbul'a yerleşmesinden sonra eğitimine Galatasaray Lisesi'nde devam etti. Annesinin 1926 yılında veremden ölümü ve babasının ikinci bir evlilik yapması üzerine öğrenimini 10. sınıfta iken bıraktı; önce İstanbul'da avukat kâtipliği, sonra Zonguldak'taki kömür işletmelerinde ambar memurluğu yaptı. Sol düşünceyi benimsemesi 1932'de İstanbul'a döndü, Vakit, Haber, Son Posta gazetelerinde röportaj yazarı, çevirmen, düzeltmen olarak çalıştı. 1933'de Kenan Şahabettin, İdris Ahmet, Ziya İlhan, Yakup Kadri, Nuri Tahir, Ertuğrul Şevket, Fakih Özden ve Arif Nihat Asya gibi yazar ve şairlerle "Geçit" adlı bir edebiyat dergisi çıkardı. Geçit Dergisi kadrosundan Ertuğrul Şevket (Avaroğlu), Babıali'de tanıştığı Kerim Sadi Türkiye Komünist Partisi üyesi olan komşusu "Sarı" Mustafa Börklüce ve onun aracılığı ile tanıştığı şair Nazım Hikmet gibi sosyalist aydınlarla arkadaşlığı sonucu sosyalist fikirleri benimsedi. 1934-1936 arasında Yedigün ve Karikatür dergilerinde sekreterlik yaptı. Varlık ve Ses dergilerinde takma adlarla şiirler yayımladı, Karagöz gazetesinde başyazarlık, Tan'da yazı işleri müdürlüğü yaptı. İlk kitapları İlk kitabı, 1936'da yayımladığı "Namık Kemal için Diyorlar ki" adlı kitapçık oldu. Kitapçık, Namık Kemal hakkında yaptığı yedi soruluk ankete çeşitli şair ve yazarlar tarafından verilen yanıtlardan oluşmaktaydı. Falih Rıfkı Atay, Vâlâ Nureddin, Hüseyin Cahit Yalçın, Peyami Safa, Ercüment Ekrem Talu, Sadettin Nüzhet Ergun, Kerim Sadi Cerrahoğlu, Dr. Fuad Sabit, Nâzım Hikmet, Hüseyin Avni Şanda ve Suat Derviş'in yanıtlarını ve Kemal Tahir'in onlar hakkındaki saptamalarını içeren kitapçık, edebiyat dünyasında geniş yankı buldu. 1937'de ikinci kitabı olan "Bir Çalgıcının Seyahati" adlı romanı yayınlandı. İstanbul'un tanınmış gazeteciler arasına giren Kemal Tahir, 1937'de İzmir'de öğretmenlik yapan Fatma İrfan Akersin ile ilk evliliğini yaptı; bu evlilik Kemal Tahir'in 1938'de hapse girmesi nedeniyle devam etmedi ve 1940 yılında boşanma ile sonlandı. Donanma Davası Kemal Tahir, bahriyede görevli kardeşi Nuri Tahir, Nâzım Hikmet, Hamdi Alev, Emine Alev, Hikmet Kıvılcımlı, Fatma Nudiye Yalçı, Kerim Korcan, Mehmet Ali Kantan, Seyfi Tekbilek ve Hüseyin Durugün'le beraber "askeri isyana tahrik ve teşvik" suçlaması ile 13 Haziran 1938'de tutuklandı. Suçlanmasının nedeni astsubay olan kardeşi Nuri Tahir'e Sabahattin Ali'nin bir kitabını vermek idi. "Donanma Davası" veya "Bahriye Olayı" diye adlandırılan bu dava nedeniyle Donanma Komutanlığı Mahkemesi'nde yargılandı, 15 yıl ağır hapis cezasına çarptırıldı. Cezaevi yılları Çankırı, Çorum, Kırşehir, Malatya cezaevlerinde 12 yıl hapis yattı. Hapishanedeki yıllarını okuyarak ve "sarı defterine" yazarak geçirdi. Takma isimle mizah öyküleri ve polisiye romanlar kaleme alan yazar, 1954 yılına kadar "Kemal Tahir" adını eserlerinde kullanamadı "Göl İnsanları"'na alacağı iki öyküsünü hapisteyken Cemalettin "Mahir" takma adıyla Tan'da yayımladı. Hapishane yıllarında Fatma İrfan Hanım'a yazdığı mektuplar "Kemal Tahir'den Fatma İrfan'a Mektuplar" adıyla; Nazım Hikmet'in kendisine yazdığı mektuplar "Kemal Tahir'e Mapushaneden Mektuplar" adıyla basıldı. Cezaevinden çıktıktan sonraki yaşamı Yazar, 1950'de çıkan aftan yararlanıp serbest kaldı. Cezaevinden çıkar çıkmaz ikinci eşi Semiha Sıdıka Hanım ile evlendi. Çiftin evliliği Kemal Tahir'in 1973'teki vefatına kadar sürdü; çocukları olmadı 1950'li yıllarda Körduman, Bedri Eser, Samim Aşkın, F. M. İkinci, Nurettin Demir, Ali Gıcırlı gibi takma isimle kitaplar yayımlamayı sürdüren Kemal Tahir'in Amerikalı yazar Mickey Spillane'den çevirdiği "Mayk Hammer" dizisi büyük ilgi gördü. Orijinal kitapların tamamını çevirdikten sonra "Mayk Hammer'in Yeni Maceraları"'nı yazmaya devam etti; böylece Kemal Tahir'in kaleminden dört yeni Mayk Hammer romanı ortaya çıktı. 6-7 Eylül olayları sırasında bir kez daha tutuklandı, Harbiye Cezaevi'nde 6 ay yattı. 14 ay kadar Aziz Nesin ile birlikte kurdukları Düşün Yayınevi'ni yönetti. Metin Erksan, Halit Refiğ, Atıf Yılmaz ile senaryo çalışmaları yaptı. Kemal Tahir'in ilk önemli eseri olan 4 bölümlük Göl İnsanları uzun öyküsü Tan gazetesinde tefrika olarak yayınlandı, eser 1955'te kitap olarak basıldı. Bu eserde yıllar sonra ilk defa kendi adını kullandı. Romancılık dönemi Göl İnsanları'nı yayımladığı 1955 yılında bir köy romanı olan Sağırdere romanı da yayımlandı. Sağırdere (1955) ve onun devamı olan Körduman'da (1957) Çankırı'nın Yamören köyünden Mustafa'nın serüvenini merkez alarak köylünün sorunlarını, etik değerlerini, köyün ekonomik yapısını, tarih içindeki bağlarından koparmadan sergiledi. Mütareke dönemi İstanbul'unu konu alan Esir Şehrin İnsanları'ndan (1956) sonra yayımlanmış olan Körduman'ı; eşkıyalık olgusuna eğildiği Rahmet Yolları Kesti (1957), Çorum bölgesi insanlarını anlatan roman üçlemesinin ilk iki kitabı Yediçınar Yaylası (1958) ve Köyün Kamburu (1959) izledi (Üçlemenin son kitabı, 1970'de yayınlanan Büyük Mal adlı romandır ). 1960'tan sonra tüm dikkatini Osmanlı tarihi ve toplum yapısına yönelterek, devlet, Doğu-Batı çatışması, Batılılaşma ve mülkiyet gibi sorunları derinden kavramaya uğraştı; araştırmaları sonucu resmi tarih söyleminin karşısında, Osmanlı Devleti'nin kültürel ve siyasi mirasını sahiplenen bir romancı haline geldi. Kemal Tahir'in kendisiyle, Osmanlı Devleti, Cumhuriyet ve Batılılaşma ile hesaplaşmasının sonucu olarak 1965 yılında Yorgun Savaşçı adlı romanı ortaya çıktı. Resmi tarih söylemine aykırı görüşler içeren bu eser, tarihi çarpıtmakla eleştirildi. 1980 yılında romanın TRT tarafından filme çekilmesi ile yeniden gündeme gelen eleştiriler, 1983'te filmin başbakan Bülent Ulusu'nun emri ile yakılmasına yol açtı. 1965 yılının Nisan ayında Cumhuriyet Gazetesi'nde tefrika edilen Bozkırdaki Çekirdek romanı, Kemal Tahir'in çok tartışılan eserlerinden birisi oldu. Bu eserde Köy Enstitülerinin tepeden inmeci bir yaklaşımla kuruluşunu eleştirerek iktidarla ters düştü. 1967'de en önemli eserlerinden birisi olan Devlet Ana yayımlandı. Osmanlı Devleti'nin kuruluşunu ele aldığı bu romanda "kerim devlet" kavramını ortaya attı. Batılılaşmayı eleştirdi. Yerli bir sosyalizm oluşturmaya çalışarak Marksistlerin tepkisini çekti. 1968'de Yorgun Savaşçı ile Yunus Nadi Armağanı'nı, Devlet Ana ile Türk Dil Kurumu Roman Ödülü'nü kazandı. Kemal Tahir, 1968'de aldığı davet üzerine SSCB'ye gitti. 1970'de akciğer ameliyatı geçiren Tahir, 21 Nisan 1973'te geçirdiği bir kalp krizi sonucu İstanbul'da yaşamını yitirdi. Cenazesi, Sahrayıcedit Mezarlığı'na defnedildi. Ölümünden sonra Yazarın "Namuscular", "Karılar Koğuşu", "Esir Şehrin İnsanları", "Dam Ağası", "Bir Mülkiyet Kalesi" romanları ölümünden sonra yayımlandı. Kemal Tahir kitaplarının yayının devam etmesi için ölümünden sonra eşi tarafından "Kemal Tahir Vakfı" kurulmuş; Kadıköy'deki hayatının son yıllarını geçirdiği ev, ziyarete açılmıştır. Yazarın kitapları Halit Refiğ, Metin Erksan, Atıf Yılmaz gibi yönetmenler tarafından sinemaya aktarılmıştır. Düşünceleri Düşüncelerindeki çıkış noktası Marksizm ile Türkiye gerçeği arasındaki bağlantı sorunuydu. Siyasi eylemlere de katılmış bir yazar olarak, Türkiye'de kendi algıladığı siyasal, sosyal, kültürel yapı ile Marksizmin sunduğu çözüm arasında bir çelişki görüyordu. Türk toplum yaşamına uymadığına inandığı batılılaşmaya ilişkin yargısı da Marksizmi yetersiz bulmasına bağlıydı. Çünkü Marksizm, "Türkiye'de 2. Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemlerinin siyasal ve kültürel uygulamalarını bir ticaret burjuvazisi devriminin sonucu" olarak değerlendiriyordu. Kemal Tahir ise böyle bir sınıfın varlığından kuşkuluydu. Böylece hem Marksizmin, hem de batılılaşmanın ürünü olan cumhuriyet dönemi resmi tarih görüşünün aşılması düşüncelerinin temel noktası oldu. Marx ve Engels'in doğu toplumlarıyla ilgili görüşlerini araştırdı. Cumhuriyet dönemi resmi ideolojilerinin dışında kalan Ömer Lütfi Barkan, Mustafa Akdağ, Halil İnalcık, Niyazi Berkes, Şerif Mardin gibi bilim adamlarının eserlerinden vardığı sonuca göre, Osmanlı-Türk toplumu, Marksizmin toplumların sosyo-ekonomik süreçte birbirini izleyen zorunlu aşamalar olarak gördüğü ilkel topluluk / kölecilik / feodalite / kapitalizm sürecinde yer almaz. Kendi kültürel ve sosyal yapısından kaynaklanan çok daha özel bir gelişme süreci, dinamikleri ile yapısal farklılıkları vardır. Bu nedenle batılılaşma, gerekli altyapısı olmayan bir topluma, soyut ve biçimsel bir üstyapı getirme çabasından başka bir şey değildir. Köklü bir ekonomik ve toplumsal devrim yapılmadan başlatılan tepeden inme uygulamalar taklitçiliktir. Bu ana fikir çerçevesinde eserlerinde Osmanlı toplumunun kölecilik ve feodalizmden çok farklı ve insancıl bir temel üzerine kurulduğunu anlatmayı amaçladı. Romanlarında da "Türk insanı ve Türkiye özeli" olgusunu ortaya çıkarmaya çalışmadı. Roman tamamen içinden çıktığı toplumun yapılanmasına bağımlıdır. Romanı diyalektik bir tür olarak anlamak ve insan muhayyilesine katkısını kavramak, romanın dünyayı belirlemek için sarfettiği çabaların biçimsel gerçekçilik tekniklerinin kullanımına bağlı olduğunu da anlamaktır. Don Kişot' un şövalye romanlarının kahramanlarına benzeme teşebbüsünün gülünçlüğü sadece model imkânsızlığı ışığı altında kavranabilir. Tam bu noktada Kemal Tahir'in önemi belirir. Zira Türk romanında bu meselenin taşını kaldıran ilk romancıdır. Romanları, Osmanlı Devleti'nin XIV. yüzyılda kuruluşundan XX. yüzyıla kadar Türk toplumunda bir Osmanlı sürekliliği arayışıdır. Toplumsal gerçekçi çizgide sürdürdüğü yazarlık yaşamında eserlerinde yalın bir dil kullandı. Bilhassa Orta Anadolu Türkçesini dilinin odak noktasına koydu. Diyaloglarla zenginleştirdi, karizmatik karakterler yarattı. Roman Esir Şehrin İnsanları (1956) -1 Esir Şehrin Mahpusu (1962) -2 Yol Ayrımı (1971)-3 Yediçınar Yaylası (1958) -1 Köyün kamburu (1959) -2 Büyük Mal (1970) -3 Hür Şehrin İnsanları (1974) Sağırdere (1955) - 1 Körduman (1957) -2 Rahmet Yolları Kesti (1957) Kelleci Memet (1962) Yorgun Savaşçı (1965) Bozkırdaki Çekirdek (1967) Devlet Ana (1967) Kurt Kanunu (1969) Namusçular (1974) Karılar Koğuşu (1974) Damağası (1977) Hikaye Göl İnsanları (1955) Senaryo Haremde Dört Kadın (1965, Halit Refiğ ile birlikte) Mektup Kemal Tahir'e Mapusaneden Mektuplar (Nazım Hikmet'le yazışmaları)