Bekir Büyükarkın

Bekir Büyükarkın

8.9/10
42 Kişi
·
79
Okunma
·
9
Beğeni
·
1.110
Gösterim
Adı:
Bekir Büyükarkın
Unvan:
Yazar, Şair
Doğum:
İstanbul, 1921
Ölüm:
7 Ağustos 1998
Bekir Büyükarkın, (d. 1921 İstanbul ö. 7 Ağustos 1998) Yazar, şair.
İstanbul Vefa Lisesi'nden 1939 yılında mezun oldu. Daha sonra İstanbul Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'nden 1942 yılında mezun oldu. Türk Ticaret Bankası'nda devlet memuru ve serbest muhasebeci olarak çalıştı.
Yayımlanmış 2 adet şiir kitabı olmasına karşın; daha çok romanları ve oyunları ile bilinir. "Dökmeci" isimli oyunu CHP'nin tiyatro yarışmasını kazanmıştır(1947).
"Edirne'nin taşları,
Şükrü Paşa başları
Edirne'yi vermeyiz,
Türk yazıyor destanı..."

Sıkışınca herkes "Türk" diyordu. Sonra unutup "Osmanlı, oluveriyorlardı.
Bekir Büyükarkın
Sayfa 350 - Ötüken Neşriyat
Gücüne inananlar diretir. Gücüne inanmayanlar ise saman alevi gibidir; yanar ve hemen söner. Mustafa Kemal gücüne inanmış kişiydi. Yılmak nedir bilmezdi o... Ayrıca yılmamayı, güçlülüğü, inancı aşılardı etrafına....
Bir suçum, bir hatam olursa beni kınayın, beni yargılayın! Aslı budur; bey yönettiğinin üstünde değildir. Bey adil olmak gerektir.
Bekir Büyükarkın
Sayfa 30 - Ötüken Neşriyat
- Irmaklar nasıl akarmış öğrendin mi?
- "Allah, Allah deyu" der şair.
- Aşk neymiş bildin mi?
- Ona hoş görünmek, ona yaranmak, onun sevgisini kazanmaktır aşk.
- Nasıl dünyaya gelmişsin anladın mı?
- Kendini görmek istemiş, kendinden bir parça vermiş bize.
- Zafer neymiş?
- Nefsini yenmek.
- Dost kimmiş?
- Kendini tanımak!
- Düşman kimmiş?
- Kendi nefsimiz!
- Mal mülk neymiş?
- Ruhtan başka satılan her şey!
- Sever misin?
- Sabrederim!
Bekir Büyükarkın
Sayfa 324 - Ötüken Neşriyat
Evvela şımart, başının üstüne getir oturt, o da etsin tependen aşağıya, sonra feryadı bas; yüzüm gözüm kirlendi diye. Tepenize oturtmadan düşünsenize...
Şeyh Edebalı tane tane söyledi ve talip eskisine nazaran daha sakin ve daha inançla tekrarladı:
"Hırs kapısını bağlayıp cömertlik kapısını açacaksın. Kahır kapısını bağlayıp iyilik kapısını açacaksın. Kin kapısını kapatıp hoşgörülük kapısını açacaksın. Tokluk kapısını bağlayıp riyazet kapısını açacaksın. Halktan ümit kapısını kilitleyip Hak'tan rica kapısını aralayacaksın. Boş laf söyleme kapısını bağlayıp bilgi kapısını açacaksın. Şeytanlık kapısını kapatıp Tanrı'ya inanış kapısını açacaksın..."
Bekir Büyükarkın
Sayfa 56 - Ötüken Neşriyat
- Oğul dünya nedir?
- Bir emanet! Alacaklısı için yaşanır.
- Yurt nedir?
- Bacası tüten bir ev.
- Türk'ü sever misin?
- Dal ağacıyla övünür!
Bekir Büyükarkın
Sayfa 324 - Ötüken Neşriyat
Yargıç ayağa kalktı. Hoca:
-Otur, dedi.
-Bana mı?
-Sana!...
-Ben insanı ne yaparım bilir misin?
-Bilirim! Yapacağını yap, yine dinle. Bir daha böyle bir fırsat eline geçmez! Elbet günün birinde bir şeyler olacak; bunun hiçbir güç önüne geçemeyerek. Ama o olacaklar bu millete ne sağlayacak? Beni düşündüren bu!
-Hangi millet o? Şu yanında sıralananlar mı?
-Onlar! Göçmen, "Toprağım" diyor. Berber, "Sen de gelsen git diyemem" diyor. Adamın öylesine gırtlağını sıkmışlar ki, "Burun, yıldız, vatan" diye bağırmakla rahatlayacağını sanıyor. Suç nerede; hakim olarak araştır bunu. Hele adalet yangın yerine dönmüşse, önüne gelen çiğneyip geçiyorsa, işin sonunu bir düşün! Mahmut Çavuş'u koştursaydın, sana "Öğrenmek istiyorum!" derdi. Öğrenmek! Ben bugüne kadar, "sinmiş ve unutulmuşlardan uzak olarak çalışmanın yetersizliğini" duyurmak istedim. "Sinmiş ve unutulmuşların yanında onlarla bereber çalışmanın gerektiğini" anlatmak için uğraştım. Nedense benim bu düşüncemi benimsemediler. Hep birincisini yapmaya kalkıştılar, kalkışıyorlar da. Belki de daha kolaylarına geliyor! Ötekisi çok güç iş! Ama bal gibi iş! Zulme karşı gelenin, zulmü kaldırdığını sananın zulüm yapmayacağını, ezip sindirmeyeceğini kim iddia edebilir? Hadi, söyle de assınlar beni...
Bekir Büyükarkın
Sayfa 191 - Ötüken Neşriyat
- Moğollar Oğuzları sürerken kılıcımız yok muydu? Yüreksiz miydik?
- Vardı!
- Neden kaçtık?
- Neden mi?
- Bulamadın değil mi? Ben söyleyeyim sana; dağılmıştık, birbirimizi tanıyamaz olmuştuk. Törelere, yasalara, bilgiye sırt çevirir olmuştuk, inancımızı yitirmiştik. Kaba kuvvet o vakit ezdi seni. Kendini küçük gördüğün için çiğnedi seni kaba kuvvet. Moğol da başka güçlere omuz silktiği için yıkılacak. Ama sen o gerçeklere saygı duyduğun, onun üstünlüğüne inandığın, onu beslediğin sürece yaşarsın. Şimdi biz burada bu gerçekleri topluyoruz. İnanıyor musun bana Kaya Alp?
Bekir Büyükarkın
Sayfa 257 - Ötüken Neşriyat
Bana izin verin paşa hazretleri, dedi. Öğretmen Okulu'na kadar gidip yeni gelen mebus arkadaşlarla konuşacağım. Allah sizi başımızdan eksik etmesin. Bu çökmüş, sürü haline gelmiş, cahil millet hiç bir iş beceremez. bana sorarsanız yakında açacağınız bu Meclis'ten de hayır gelmez. Allahıma şükür ki, siz varsınız!
-''Çocuk!... Ben mi varım? Hayır!... Türk Milleti var! Millet yapacak, millet başaracak! Türk'e inanmayanlar yakında onun gücünü görecek. Türk Milleti'ne güveneceksiniz. Türk Milleti kadirdir.''
Bekir Büyükarkın
Sayfa 289 - Ötüken Neşriyat
YUH Kİ NE YUH. Bende diyorum hakkinda fazla bilgi olmayan bı kitap neden bu kadar begenı aldı. 88sayfada bıraktım. Yavuz Sultan Selim donemini anlatıyor ancak bu kadar alçakça anlatılır hani. YSS bı bolümde devlet sıkıntısı anlatıyor ancak bır anda bu sıkıntı kadınsızlıga donuyor. Oyle boyle degil sayfalarca anlatılıyor. İlerleyen sayfalarda abartmıyorum en az 3_4 sayfa kadın vücudundan bahsediyor. Boyle rezillik olamaz ya . Yazar 1998 de ölmüş. Kemikleri sızlıyor mu acaba cok merak ediyorum. Bu yazıyı bu kitabı okumayın dıye yazıyorum, bir suru eseri var hepsi boyle ise boşa caba harcamış.
İlk başlarda Devlet Ana kitabı ile aynı konuyu benzer karakterlerle işlemesi sebebiyle taklit bir kitap mı okuyorum diye düşündüm. Ama konular aynı olsa da hikayenin anlatılış biçimi, kullanılan dil kitapları birbirinden ayırıyor. Son okuduğum kitaplar arasında en akıcı tarihi romandı. Tarihi romanlardaki aşk hikayelerinden hazzetmeyen ben bile Aydoğdu sevdiğine kavuşacak mı diye merak edip durdum. Aralara sıkıştırılan tasavvufi cümleler ise öylesine koyulmuş cümleler değil; devlet ve millet ilişkisine ilişkin ve gerçek aşk beşeri aşk ayrımına dair fikirler barındıran cümlelerdi. Bir tek bazı olayların sonlanış biçimi hoşuma gitmedi, biraz kısa tutulmuş gibi geldi. Osmanlı kuruluş dönemine dair bir kitap okumak isteyenler için Devlet Ana ve Osmancık kitapları ilk akla gelenler ama Kutlu Dağ kitabına da bir göz atın derim.
I. Meşrutiyet'in öncesinden, II. Meşrutiyet'in sonrasına kadar uzanan bir zaman dilimi romanın arka planını oluşturuyor. Arka plan diyorum çünkü romanın odak noktası Mahmut Çavuş ve yaşadıkları. Mahmut Çavuş'un hayatı paşa konaklarından, Plevne Müdafaası'ndan, İstanbul'un fakir semtlerinden geçiyor. Yeşilçam filmine benzettiğim olaylar ve bir aşk yaşanıyor ki kitabın beğenmediğim kısımlarını oluşturuyor. Özellikle karakterlerin psikolojilerinin çok tutarlı olmadığını ve diyalogların biraz senaryovari yazıldığını hissettim. Belki bunda yazarın ayrıca bir tiyatro yazarı olması da etkilidir.

Yalnız arka planda anlatılanlar ve yaşanılanlar etkileyiciydi. İyice fakirleşmiş bir halk, halktan uzakta yaşayan yöneticiler ve işleri çözelim diyenlerin bir türlü çözüm sunamaması. İstibdat yönetiminin sorunlarını da sopalı seçime giden yolu da bunların halkta oluşturduğu etkileri de gayet güzel anlatmıs yazar.

Ana eksen tarihtir diye beklerken II. Abdülhamit, Binbaşı Enver, Resneli Niyazi gibi tarihi şahsiyetlerin ve hikayelerinin arka planda olduğu tarih çeşnili bir roman okudum diyebilirim. Yine de tavsiye ederim.
Süper sürükleyici bir kitap.
Tavsiye ederim.
Osmanlı zamanı entrika yı bir kişin ailenin gözünden anlatmaktadır.
O dönemi güzel anlatan güzel bir kitap.
Okuduğum en iyi kitaplardan biriydi. Mutlaka okumanızı tavsiye ederim. Kitabın Cüneyt Arkın 'ın başrolde oynadığı bir filmi de çekilmişti. Onu da izleyebilirsiniz.
Bu kitabı okuyunca insan kendinden utanıyor.. O kadar büyük ve avrupaya korku salmış kahamanlarımız varken çok azını bilmek, veya bize öğretilmek isteneni öğrenmek utanç verici... Yabancı ülkeler hayalı kahramanlarını genç beyinlerimize empoze ederken kendi kahramanlarımızı hep unuttuk unutmaktayız..

Yazarın biyografisi

Adı:
Bekir Büyükarkın
Unvan:
Yazar, Şair
Doğum:
İstanbul, 1921
Ölüm:
7 Ağustos 1998
Bekir Büyükarkın, (d. 1921 İstanbul ö. 7 Ağustos 1998) Yazar, şair.
İstanbul Vefa Lisesi'nden 1939 yılında mezun oldu. Daha sonra İstanbul Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'nden 1942 yılında mezun oldu. Türk Ticaret Bankası'nda devlet memuru ve serbest muhasebeci olarak çalıştı.
Yayımlanmış 2 adet şiir kitabı olmasına karşın; daha çok romanları ve oyunları ile bilinir. "Dökmeci" isimli oyunu CHP'nin tiyatro yarışmasını kazanmıştır(1947).

Yazar istatistikleri

  • 9 okur beğendi.
  • 79 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 23 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.