Kemal Tahir okumak çok, çok büyük bir keyif. Sadece bu toprakların insanının hakkını verebileceği bu usta kalemi okumak, verdiği muazzam edebi zevkin yanısıra, bu topraklarda her daim var olan ve hiç yok olmayacakmış gibi görünen bir dolu iç çatışmanın sebebini anlamak için de büyük bir fırsat. Kimsenin istediği kalıba sokamadığı için bütünüyle sahiplenmediği bu büyük yazar, bize, bizim milletimize en iyi ayna tutan yazar aslında. Görmek istediklerimizi değil de olanı gösteren; bahanelere sığınmadan iyisi-kötüsü ile inançlarımızı, gelenek-göreneklerimizi, değer yargılarımızı ortaya seren; güzellemeler yapmak yerine -kimi zaman çok acı da olsa- gerçeklerle yüzleşmemizi sağlayan yazar.
Sağırdere-Körduman serisi, Kemal Tahir’in “Göl İnsanları“ ile birlikte ilk yayınlanan romanlarından. Çankırı Cezaevinde geçen yılları boyu gözlemlediği bir mahkumdan esinlenerek yazmış bu romanlarını Kemal Tahir.
Sağırdere’de bizi Çankırı’nın Yamören köyünde yaşayan 15 yaşındaki Mustafa ve can-ciğer arkadaşı Pelvan Vahit ile tanıştırıyor. Mustafa köyün varlıklı denebilecek ailelerinden birinin oğlu; babası Kulaksız Yusuf yıllarca yoksulluk içinde sığırtmaçlık yapmış ama, ikinci karısına miras kalan bir kaç tarla sayesinde belini doğrultmuş. Büyük oğlu Murat’ı kasaba mektebinde okutmuş; her ne kadar okulda hocasının saçmalıklarla kafasını bulandırdığını düşünse de köyün en kültürlüsü olan, adaletli, sözü dinlenir, saygı duyulur bu oğlu sayesinde kendi saygınlığı da, havası da artmış. Yine de ikinci oğlan Mustafa’yı -bu evlatları zehirleyen hocalara kızgınlığından- okula göndermek istememiş; 15 yaşında ergenliğinin baharındaki bu tembel oğlan Pelvan Vahit ile birlikte köy kızlarının peşinde sürtmekte.
Pelvan Vahit ise, adı üstünde, güçlü kuvvetli bir pehlivan. Ama bir garip oğlan. Dul,