Marx ve Engels, 1848'de yayınlanan Komünist Manifesto'da "Bütün kemikleşmiş, donmuş ilişkiler arkalari sıra gelen eskiden beri saygıdeğer tasavvur ve görüşlerle birlikte silinip gider; yeni oluşanlar ise daha kemikleşmeye fırsat bulamadan eskir. Katı olan her şey buharlaşıyor, kutsal olan her şey ayaklar altına alınıyor" demişti
İşte bizim dünyamızdır bu. Kapitalist sınıfın işyerlerini, hammaddeleri, emek sürecini, metaları, her şeyi kontrolü altına aldığı bir dünya; çoğu işin sıkıcı, mükerrer, stresli, yorucu ve anlamdan yoksun olduğu bir dünya: yabancılaşmış emeğin dünyası.
Yabancılaşma tarihsel bir süreçtir. Sınıflarda toplumun ürünüdür; zamanla daha fazla şiddetlenir ve içinde yaşadığımız dönemde, yani yirmi birinci yüzyılın başında şu yüzüne çıkan neoliberal kriz kapitalizminde şiddetini doruk noktasına çıkarmıştır.