Gülzâr

Gülzâr
@Gulzartunc
273 okur puanı
Ekim 2020 tarihinde katıldı
İnsan, bütün kendi değerlerini ve enerjisini toplar, bunları geliştirir ve kendisini kendi özgürlüğü için hazırlar. Zira zaman insanlarım birbirleriyle kavga etme zamanı değil, birbirlerini kabul etme zamanıdır. O nedenle, biz insam tek başına düşünmeli ve onu yükseltmeye, kendisi için yarattığı ve onu çılgınlığın uçurumuna iten işe yaramaz bağlardan kurtarmaya aya çalışmalıyız. Gerçek düşman, insanu insanın kendi ürünleri karşısındaki acizliğidir; insanlığın kendi gelişi minin durdurulmasıdır. Bu düşmanı yenmek için insanın yapması gereken tek şey, başlı başına bir zenginlik ve mutluluk kaynağı olan çevreye karşı tepki vermek ve ona karşı farklı bir şekilde davranmaktır. O nedenle, bizim evrensel bir devrime ihtiyacımız vardır. Bu devrim, sadece insanın değerlerini yükseltmesini ve kendi yarattığı çevrenin kurbanı olmak yerine o çevrenin efendisi olmasını gerektiren bir devrimdir.
Reklam
Oysa şimdilerde eğitim, herkesi ilgilendiren sosyal ve insani bir çaba haline gelmiştir. O nedenle, çocuğun kişiliğini korumak amacıyla eğitimin mutlaka psikolojiye dayanması gerekir. Dahası eğitim, uygarlığımızın tam olarak anlaşılmasına yönlendirilmelidir, bu suretle koşulların düzensizliğine karşı savunulan kişilik, tarihteki gerçek konumunun bilincinde olan bir insan olabilir. Keyfi olarak hazırlanmış bir ders programı veya müfredatı bizim bugün ihtiyacımız olan kültürü bize sağlayamaz. O nedenle, kozmik bir tarih vizyonu ve insan yaşamının evrimi ile modern toplumdaki insanın koşullarının anlaşılmasını sağlayabilecek bir müfredata ihtiyaç vardır. Günümüzde eğitim, insanın kendisini uyarlamak zorunda olduğu çevre hakkında bilgi sahibi olmasına yardım etmediği takdirde ne işe yarar! Son olarak, eğitim sorunlarının kozmik düzenin yasaları temelinde çözümlenmesi gerekir. Bu yasalar, insan yaşamı-nın psişık yönden inşasını yöneten ebedi yasalardan, toplumun dünyadaki evrimini yönlendirme yolundaki değişen yasalara kadar uzanır. Esas olan bu kozmik yasalara saygılı olmaktır.
Sayfa 33
Asıl heyecan ve hergelelerden biri olmanın kıvancı bu eylemlerden çok toplum karşıtı eylemlerden gelir. Hergeleleri hem kabarık kulaklardan hem de okuldan tamamen ayrı bir yere koyan, bu aşırı eylemlerdir. Kavga etmekten, gözdağı vererek kavgalara yol açmaktan, kavga ve bir kavga durumunda başvurulacak taktikler hakkında konuşmaktan duyulan açık bir mutluluk vardır. Pek çok önemli kültürel değer kavga esnasında ifade edilir. Er-keksi bir böbürlenme, dramatik bir gösteriş, grubun dayanışma-sı, hızlı, sarih ve ahlaka fazla takılmadan düşünebilmek defalarca kavgalarda tekrarlanır. Fiziksel saldırganlık aracılığıyla kabarık kulaklara karşı gösterilen tavır, belirgin ve şaşırtıcı derecede bir zekâ ile ifade edilir. Tıpkı öğretmenlerin bilgi üzerinden yaptığı gibi, hergelelerin kabarık kulaklara karşı üstünlüğünün temel ekseni de şiddet ve şiddete dair muhakemedir. Net olmasa da, şiddet, isyanın kör ya da çarpık bir biçimine tamamen kendini adamaktır. Şiddet, "kanunların" geleneksel ti-ranlığına karşı gelmektir ve bu karşı çıkma erkek hakimiyetiyle olur. Tatmin edici olmayan, yukarıdan dayatılan ya da şartlara göre sınırlandırılmış olan anlamlar akışı şiddet aracılığıyla kesin bir biçimde akamete uğratılır. Gelip geçici ve sıradan kişiler, şiddet aracılığıyla kayda değer hale gelirler. Kişinin, geçmişten geleceğe doğru bir akışın içinde olduğu şeklindeki kendine dair varsayımı sona erer ve zamanın diyalektiği parçalanır.
Enformel gruba üyelik kişiyi, genel olarak, hayatın görünmeyen enformel yanına karşı hassaslaştırır ve böylece şeylerin resmi tanımlarının arkasında yatan tüm art bölgeler görünür hale gelir. Bir yanda kamusal tanımları ve amaçları onaylayan, bir yandan da bunların arkasına bakıp çıkarımlarını göz önünde bulunduran ve gerçekte ne olacağına kafa yoran çift taraflı bir düşünme tarzı gelişir. Bu yorumlama becerisi sıklıkla bir nevi olgunlaşmak, "görmüş-geçirmişlik" ve bazı şeylerin "nasıl gelişip gerçekleştiğini bilebilmek olarak hissedilir. Bu beceri, bir günü geçirmeye yardımcı olan gerçek "içeriden" bilgiyi ortaya çıkarır."
Sınıf kimliği, uygun bir biçimde bireye ve gruba nüfuz etmediği ve kişisel ve kolektif irade olarak görünenin bağlamında canlandırılmadığı sürece gerçek anlamda yeniden üretilmiş sayılamaz. Sınıfsal yazgılarını ödünç almak yerine verilenleri düzene sokmak, güçlendirmek ve bunları yeni amaçlara yönelik olarak uygulamak insan hayatının esas noktasıdır.
Reklam