Maria Montessori

Maria Montessori

Yazar
8.8/10
41 Kişi
·
146
Okunma
·
34
Beğeni
·
2690
Gösterim
Adı:
Maria Montessori
Unvan:
Doktor / Pedagog / Antropolog
Doğum:
İtalya, 1870
Ölüm:
İtalya, 1952
Montessori Metodunun kurucusu olan Maria Montessori, 1870 yılında İtalya'nın Chiaravalle kentinde dünyaya gelmiştir. 1896 yılında İtalya’nın ilk kadın doktoru unvanını alarak tıp fakültesini tamamlamıştır. Montessori bir bilim insanı olarak sahip olduğu özelliklerin dışında, bir kadın olarak da zamanının değer yargılarının ilerisinde yaşamış ve kadın hakları için mücadele etmiştir. İtalya’nın ilk kadın doktoru olarak, 1896’da Berlin ve 1900’de Londra’da iki kadın konferansında İtalya’yı temsil etmek için seçilmiş ve bu konferanslarda kadınlara eşit ücret için çağrı yapmıştır.

Üniversiteden mezun olduktan sonra asistan doktor olarak atandığı Roma Psikiyatr kliniğinde zekâ özürlü çocuklarla çalışmıştır. 1899 yılında ise Roma’da zekâ geriliği olan tüm çocukların yollandığı yeni orthophrenic okuluna yönetici olarak atanır. 1896 -1907 yılları arasında sağlık, antropolojisi, felsefe, psikoloji ve eğitim çalışmalarını devam ettirir. 1907 yılında Roma’nın San Lorenzo bölgesinde, çalışan ailelerin çocuklarından oluşan 60 kişilik grupla çalışmak için üniversitedeki kürsüsünden ve tıbbî uygulamalarından vazgeçer. Burada ilk Casa dei Bambini’yi yani Çocuklar Evi’ni kurar. 1907 yılından itibaren dünyanın birçok ülkesinde Montessori metodu hakkında çalışmalar yürütmeye devam eder. 1922’de okul müfettişi olarak atanır. Fakat 1934 yılında Mussolini faşizmine muhalefetten dolayı İtalya’dan ayrılmaya zorlanır ve Barselona’ya gider. 1936’da İspanya Savaşı sırasında İngiliz gemisiyle kurtarılır. Aynı yıl evini Hollanda Laren’e taşır. 1940 yılında, Hindistan 2. Dünya Savaşına girdiğinde, O ve oğlu Mario düşman yabancılar olarak gözaltına alınır. 2. Dünya Savaşı boyunca Montessori’nin Hindistan’dan ayrılmasına izin verilmez ve bu zamanı bebekleri araştırmak ve gözlemlemekle geçirir. 1946 yılında Hindistan’dan Hollanda’ya döner. 1947’de ise Londra’da Montessori Merkezi’ni kurar. 1950 yılında UNESCO konferansına katılır. 1940, 1950 ve 1951’de Nobel Ödüllerine aday gösterilir.

1952’de Noordwijk Zee de Dutch sahilindeki bir köyde arkadaşlarının sahip olduğu bir evin bahçesinde otururken hayatını noktalar. Oğlu ve şef asistanı Mario ile Afrika’ya gidip gitmemeyi görüşüyorlardır. 80 yaşında birisi olarak seyahat için oldukça güçsüz olduğunu, bir başkasının onun yerine gidebileceğini ve konferans verebileceğini söyler. Bir saat sonra beyin kanamasından ölür. Her zaman öldüğü yere gömülmek istediği için Hollanda'da Noordwijk Katolik Mezarlığına gömülür.

Bir eğitim emekçisi olarak, dünyanın birçok ülkesinde konferanslar, eğitimler vermiş, kitaplar yazmış, yeni okullar ve öğretmen eğitim merkezleri açmış, bir yandan da çocukları gözlemleyerek kendi eğitimine devam etmiştir. Bir dünya vatandaşı olarak yaşamıştır. Dünya genelindeki çabalarının ürünü olarak metodu dünyanın birçok ülkesinde uygulanmaktadır.
Çocuk, hırslı bir gözlemcidir, özellikle yetişkinlerin eylemlerine ilgi duyar, onları taklit etmek ister. Bu açıdan yetişkinin sorumluluğu büyüktür. Çocuğun ilerdeki hareketleri için bir esin kaynağı ve bir kılavuz olmanın
sorumluluğunu duymalıdır.
Oysa çocuklar dünyaya geldiklerinde geçmiş kuşakların yanlışlarını düzeltebilecek bir güç, dünyayı değiştirebilecek yeni bir soluk getirirler beraberlerinde.
Bir hiçten girişip işe, gelecek yaşamının temellerini atıp, ilk ilkelerini saptarken, çocuk o el kadar bedeninden umulmadık nice çabalar gösteriyor.
Çağdaş şehirlerdeki iç içe yaşantıda çocuklara yer yoktur. Otomobillerin sel gibi akıp geçtiği sokaklarda, acelesi olan yetişkinlerin koşuşturdukları kaldırımlarda nasıl yer olabilir onlar için?
Yetişkinler, ellerindeki parayı en olmadık zırvalara, lükslere harcamakta, ziyan etmektedirler. En aşağı böceklerde bile bunun tersi davranış geçerliyken, karıncalar bile yavruları için besin biriktirirken, çocuklarının geleceğini hiç düşünmeden elindekini, avucundakini o uçak denen, harp gemisi denen, roket denen azrail oyuncaklarına harcayan insanlara ne kadar sövülse yeridir.
Komşumuzun düşüncesine saygı, insanın içindeki gururu altetmesine; çevremizdeki insanların uyarısı, içimizdeki hırsı dizginlemeye; dost bildiklerimizin sert tepkileri, öfkemizi yenmeye; yaşayabilmek için çalışma ihtiyacı, ön yargılarımızı içimizden silmeye yarar.
Aslında normal çocuk, kendine egemen olmayı ve huzur içinde yaşamayı bellemiş ve disiplinli çalışmayı aylaklığa yeğ tutmayı öğrenmiş zeki bir çocuktur. Böyle çocuklara, "vaktinden önce gelişmiş", büyümüş de küçülmüş
yaftaları yakıştırıldığına bakmayın. Asıl bu çocuklar
normaldir.
...Çocuklar öyle bir rejime maruz kalıyordu ki sağlıklı doğmuş olsalar bile omurgaları bükülür, sırtları kambur kalırdı! Üstelik bu omurga, biyolojik açıdan iskeletin en ilkel ve temel parçası, canlı organizmanın ana desteğidir! Bu omurga, hem ilkel insan çöllerde aslanlarla savaşırken ya da mamut avlarken hem de uygar insan taşları yontup demiri bükerken ve yeryüzündeki egemenliğini genişletirken en şiddetli mücadelelere karşın dik kalabilmiştir. Gel gör ki aynı omurga okul yüküne dayanamıyor, bükülüveriyordu!
Çocuk ağır ağır, kendi ritmince harekete koyuldu mu, dayanamayız, burnumuzu sokarız hemen; çocuğun tarzı yerine, kendi hareket tarzımızda dayatırız. Lakin böyle davranmakla, çocuğa yardım etmek bir yana, onun ihtiyaçlarını ayaklar altına aldığımızı aklımıza bile getirmeyiz.
240 syf.
·16 günde·Puan vermedi
Maria Montessori'nin eğitim yaklaşımını, yöntemini temel hatlarıyla özetleyen, çocuğa bakışını saydam bir şekilde ortaya koyan bir eser olmuş. Anlatım dili akıcı, kitapta herşey açık ve net. Eğitimle ilgili çok güzel çıkarımlar var. Farklı bir bakış açısı, geniş bir çerçeve için okunması gereken eğitim kitabı. Ancak kitapta çok fazla dini görüş yansıtılmış, Montessori dini inancını bütün fikirlerine yedirmiş. Çocuğa olan ilahi bakışı, olumsuz diyemem, ama bir yerden sonra fazla olmaya başlıyor gibi hissettim.
Semihayunus
Semihayunus Çocuk Eğitimi - Montessori Metodu'yu inceledi.
@Semiha_guclu·27 Oca 21:39·Kitabı okumadı
Öğretmenlerimizden bir tanesinin düşüncesine göre meşhur kadınların hayatlarını ezbere olarak bilmek bizim onları takip edip, örnek almamız açısından çok teşvik ediciydi. Anlattığı her şeyin sonunda „Sizlerde meşhur olmak istemez misiniz? Ya da hiç olmazsa öldükten sonra tanınan ve önemi fark edilen bir kişi olmak istemez misiniz? “ diye bizlere sorardı. Ben ise öğretmenime her zaman “Hayır! “ diye kuru bir cevap vermekle beraber şöyle derdim. “Ben geleceğin çocuklarının acılarını paylaşmayı, meşhurlar listesini bir kişi daha artırmaktan daha değerli buluyorum.”
320 syf.
·Beğendi·10/10
Okul öncesinin anası Maria Montessori' nin çocuk zihninin dünyayı nasıl kavradığına dair muazzam bir kitabıdır. Okudum tekrar okuyacağım ve şiddetle annelere, babalara, öğretmenlere, herkese tavsiyemdir. Ben keyifle okudum. Çocuğunuzu, çocuklarımızı daha iyi anlamak için okuyun lütfennn! Herşey çocuklar için, çünkü onlar bizim geleceğimiz!!!!
224 syf.
·6 günde·Beğendi
Çocuk gelişimi ile ilgili, ne varsa okumaya çalışıyorum. Özellikle Maria Montessori'nin eğitim metodu çok hoşuma gidiyor. Aslında çocukları doğal bir süreç içinde yetiştirin diyor bayan Montessori. Bırakın onlar öğretsinler size nasıl gelişeceklerini...
Birgün alanımla ilgili bir okul açacak olursam Maria Montessori'nin eğitim metodunu uygulayacağım inşaAllah. Ama ondan önce her ebeveyne neyi nasıl yapmasi gerektiğini örnekleriyle kendi anektodlarıyla öyle güzel anlatmış ki! Her ebeveynin, ebeveyn adayının, ve eğitimcilerin okuması gerektiğini düşünüyorum...
144 syf.
·3 günde·7/10
#kitap #montessori ilkelerinin neye dayandığından bahsetmiş.Aslında zincirleri olmayan, doğuştan gelen programlanmasıyla ve içgüdüleri ile yoğurulmuş hiç kimsenin mayasına ve desteğine ihtiyaç duymayan bir bebeğin, herhangi bi kısıtlama getirilmeden aslında kendi kendini nasıl evrimlediğini anlatıyor. İnsanoğluda aynı hayvanlar gibi neyi ne kadar isterse herhangi bir işi olayı denmeden yapıldığında işin hazzının ne kadar fazla olduğunu, sadece insan yaşamının ilk zamanlarında pigmeliğinden kaynaklanan sorunlara ufak tefek uyum çözümleriyle hayatın nasıl keyifli olduğunu gayet akıcı şekilde, bir giriş kitabı olarak #associationmontessoriinternationale tarafından hazırlanmış. Ebeveyn olmaya hazırlanan her bireyin, öğretmen ve adaylarının mutlaka fikir edinmek için bir göz atması lazım
240 syf.
·17 günde·Beğendi·9/10
Çocuk ve yetişkin arasındaki çatışmanın tıpkı dingin bir suya taş atıldığında gitgide yayılan dalgacıklar gibi insan yaşamında neredeyse sonsuza dek artıp yayılacak sonuçların başlangıç noktasıdır. Bu tip sonuçlar bir daire şeklinde her tarafa yayılan titreşimler gibidir.
224 syf.
·Beğendi·10/10
İnanın bu kadının kitabı harika.Bir anne olarak silkelenip kendinize gelmenizi sağlıyor.Çok samimi,doğru tespitleri var çocuklar hakkında.Çocuğun dünyasına çocuğun gözünden bakmanızı sağlıyor.iyi ki kızım daha küçükken bu kitabı okumuşum diyorum...

Yazarın biyografisi

Adı:
Maria Montessori
Unvan:
Doktor / Pedagog / Antropolog
Doğum:
İtalya, 1870
Ölüm:
İtalya, 1952
Montessori Metodunun kurucusu olan Maria Montessori, 1870 yılında İtalya'nın Chiaravalle kentinde dünyaya gelmiştir. 1896 yılında İtalya’nın ilk kadın doktoru unvanını alarak tıp fakültesini tamamlamıştır. Montessori bir bilim insanı olarak sahip olduğu özelliklerin dışında, bir kadın olarak da zamanının değer yargılarının ilerisinde yaşamış ve kadın hakları için mücadele etmiştir. İtalya’nın ilk kadın doktoru olarak, 1896’da Berlin ve 1900’de Londra’da iki kadın konferansında İtalya’yı temsil etmek için seçilmiş ve bu konferanslarda kadınlara eşit ücret için çağrı yapmıştır.

Üniversiteden mezun olduktan sonra asistan doktor olarak atandığı Roma Psikiyatr kliniğinde zekâ özürlü çocuklarla çalışmıştır. 1899 yılında ise Roma’da zekâ geriliği olan tüm çocukların yollandığı yeni orthophrenic okuluna yönetici olarak atanır. 1896 -1907 yılları arasında sağlık, antropolojisi, felsefe, psikoloji ve eğitim çalışmalarını devam ettirir. 1907 yılında Roma’nın San Lorenzo bölgesinde, çalışan ailelerin çocuklarından oluşan 60 kişilik grupla çalışmak için üniversitedeki kürsüsünden ve tıbbî uygulamalarından vazgeçer. Burada ilk Casa dei Bambini’yi yani Çocuklar Evi’ni kurar. 1907 yılından itibaren dünyanın birçok ülkesinde Montessori metodu hakkında çalışmalar yürütmeye devam eder. 1922’de okul müfettişi olarak atanır. Fakat 1934 yılında Mussolini faşizmine muhalefetten dolayı İtalya’dan ayrılmaya zorlanır ve Barselona’ya gider. 1936’da İspanya Savaşı sırasında İngiliz gemisiyle kurtarılır. Aynı yıl evini Hollanda Laren’e taşır. 1940 yılında, Hindistan 2. Dünya Savaşına girdiğinde, O ve oğlu Mario düşman yabancılar olarak gözaltına alınır. 2. Dünya Savaşı boyunca Montessori’nin Hindistan’dan ayrılmasına izin verilmez ve bu zamanı bebekleri araştırmak ve gözlemlemekle geçirir. 1946 yılında Hindistan’dan Hollanda’ya döner. 1947’de ise Londra’da Montessori Merkezi’ni kurar. 1950 yılında UNESCO konferansına katılır. 1940, 1950 ve 1951’de Nobel Ödüllerine aday gösterilir.

1952’de Noordwijk Zee de Dutch sahilindeki bir köyde arkadaşlarının sahip olduğu bir evin bahçesinde otururken hayatını noktalar. Oğlu ve şef asistanı Mario ile Afrika’ya gidip gitmemeyi görüşüyorlardır. 80 yaşında birisi olarak seyahat için oldukça güçsüz olduğunu, bir başkasının onun yerine gidebileceğini ve konferans verebileceğini söyler. Bir saat sonra beyin kanamasından ölür. Her zaman öldüğü yere gömülmek istediği için Hollanda'da Noordwijk Katolik Mezarlığına gömülür.

Bir eğitim emekçisi olarak, dünyanın birçok ülkesinde konferanslar, eğitimler vermiş, kitaplar yazmış, yeni okullar ve öğretmen eğitim merkezleri açmış, bir yandan da çocukları gözlemleyerek kendi eğitimine devam etmiştir. Bir dünya vatandaşı olarak yaşamıştır. Dünya genelindeki çabalarının ürünü olarak metodu dünyanın birçok ülkesinde uygulanmaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 34 okur beğendi.
  • 146 okur okudu.
  • 16 okur okuyor.
  • 234 okur okuyacak.
  • 4 okur yarım bıraktı.