Maria Montessori

Maria Montessori

Yazar
9.1/10
15 Kişi
·
36
Okunma
·
11
Beğeni
·
1.775
Gösterim
Adı:
Maria Montessori
Unvan:
Doktor / Pedagog / Antropolog
Doğum:
İtalya, 1870
Ölüm:
İtalya, 1952
Montessori Metodunun kurucusu olan Maria Montessori, 1870 yılında İtalya'nın Chiaravalle kentinde dünyaya gelmiştir. 1896 yılında İtalya’nın ilk kadın doktoru unvanını alarak tıp fakültesini tamamlamıştır. Montessori bir bilim insanı olarak sahip olduğu özelliklerin dışında, bir kadın olarak da zamanının değer yargılarının ilerisinde yaşamış ve kadın hakları için mücadele etmiştir. İtalya’nın ilk kadın doktoru olarak, 1896’da Berlin ve 1900’de Londra’da iki kadın konferansında İtalya’yı temsil etmek için seçilmiş ve bu konferanslarda kadınlara eşit ücret için çağrı yapmıştır.

Üniversiteden mezun olduktan sonra asistan doktor olarak atandığı Roma Psikiyatr kliniğinde zekâ özürlü çocuklarla çalışmıştır. 1899 yılında ise Roma’da zekâ geriliği olan tüm çocukların yollandığı yeni orthophrenic okuluna yönetici olarak atanır. 1896 -1907 yılları arasında sağlık, antropolojisi, felsefe, psikoloji ve eğitim çalışmalarını devam ettirir. 1907 yılında Roma’nın San Lorenzo bölgesinde, çalışan ailelerin çocuklarından oluşan 60 kişilik grupla çalışmak için üniversitedeki kürsüsünden ve tıbbî uygulamalarından vazgeçer. Burada ilk Casa dei Bambini’yi yani Çocuklar Evi’ni kurar. 1907 yılından itibaren dünyanın birçok ülkesinde Montessori metodu hakkında çalışmalar yürütmeye devam eder. 1922’de okul müfettişi olarak atanır. Fakat 1934 yılında Mussolini faşizmine muhalefetten dolayı İtalya’dan ayrılmaya zorlanır ve Barselona’ya gider. 1936’da İspanya Savaşı sırasında İngiliz gemisiyle kurtarılır. Aynı yıl evini Hollanda Laren’e taşır. 1940 yılında, Hindistan 2. Dünya Savaşına girdiğinde, O ve oğlu Mario düşman yabancılar olarak gözaltına alınır. 2. Dünya Savaşı boyunca Montessori’nin Hindistan’dan ayrılmasına izin verilmez ve bu zamanı bebekleri araştırmak ve gözlemlemekle geçirir. 1946 yılında Hindistan’dan Hollanda’ya döner. 1947’de ise Londra’da Montessori Merkezi’ni kurar. 1950 yılında UNESCO konferansına katılır. 1940, 1950 ve 1951’de Nobel Ödüllerine aday gösterilir.

1952’de Noordwijk Zee de Dutch sahilindeki bir köyde arkadaşlarının sahip olduğu bir evin bahçesinde otururken hayatını noktalar. Oğlu ve şef asistanı Mario ile Afrika’ya gidip gitmemeyi görüşüyorlardır. 80 yaşında birisi olarak seyahat için oldukça güçsüz olduğunu, bir başkasının onun yerine gidebileceğini ve konferans verebileceğini söyler. Bir saat sonra beyin kanamasından ölür. Her zaman öldüğü yere gömülmek istediği için Hollanda'da Noordwijk Katolik Mezarlığına gömülür.

Bir eğitim emekçisi olarak, dünyanın birçok ülkesinde konferanslar, eğitimler vermiş, kitaplar yazmış, yeni okullar ve öğretmen eğitim merkezleri açmış, bir yandan da çocukları gözlemleyerek kendi eğitimine devam etmiştir. Bir dünya vatandaşı olarak yaşamıştır. Dünya genelindeki çabalarının ürünü olarak metodu dünyanın birçok ülkesinde uygulanmaktadır.
Yetişkinler, ellerindeki parayı en olmadık zırvalara, lükslere harcamakta, ziyan etmektedirler. En aşağı böceklerde bile bunun tersi davranış geçerliyken, karıncalar bile yavruları için besin biriktirirken, çocuklarının geleceğini hiç düşünmeden elindekini, avucundakini o uçak denen, harp gemisi denen, roket denen azrail oyuncaklarına harcayan insanlara ne kadar sövülse yeridir.
Dante, nefretin kol gezdiği cehennemde bu kalp katılaşmasını dile getirmek için şöyle konuşur: "Kalbim kayalaştı, yumruğumu vuruyorum ona, elim acıyor!"
Yetişkinler, çocuk haklarını şimdiye dek unutmuş olmalarının vebalini yüreklerinde duymalı, çocuğun gerçek doğasını, gerçek değerini, gerçek gücünü anlamaya bakmalıdır.
Bu müsrif toplum, sade parasını değil, kendi geleceğini de savuran bu toplum, hele bir başı dara girmesin, ilk iş eğitim bütçesini kısar, okulların paralarını, öğretmenlerin aylıklarını keser. Silahlara ve savaş gereçlerine bol keseden para ayırdığında bir çifte ölüm mekanizmasını harekete geçirdiğinin farkında değildir. Böylece bir yandan yaşamı yakıp yıkmakta, öbür yandan çocuklarını, ihtiyaçlarından yoksun kılarak kendi geleceğini yıkıma sürüklemektedir. Çocukların gereğince gelişmelerini sağlamaya çaba göstermek şöyle dursun, önlerine koca koca duvarlar dikildiği için toplumun yarını bu yüzden, marazlaşan, anormalleşen kuşaklara bırakılacaktır. Ve elbette bu kuşaklar, toplumun boynuna dolanıp onu boğacaktır. Onun için çocuğun doğal ihtiyaçlarına göre yetiştirilmesi, herşeyden önce yetişkinlerden kurulu toplumun yararınadır. Yetişkinler, madem bencildirler, hiç değilse kendi çıkarları konusunda akıllı davransınlar ve bugünkü eğitim denen baltayla kendi bindikleri dalları kesmesinler.
Çocukları seven, ama onları hor gören bir yetişkin, kendi yanlışlarının aynası olan gizli bir üzüntü kaynağı aşılar çocuklara.
Bir yetişkin, çocuğunu şımartmışsa, bu, gerektiğinde isteklerini yerine getirdiğinden değil, onun bütün kaprislerine, gelişimini önleyecek ve doğal büyümesini saptıracak bir şekilde boyun eğdiği içindir.
İnsanların kendilerine yöneltilecek suçlamaları dinlemeye kendi ayaklarıyla koşmaları garip bir ruhsal olgudur.
Hepimiz gelişimin aynı evrelerinden geçeriz. Bir bebek ellerinin yardımı olmadan zekasını geliştiremez. Ayrıca karakteri de güçlenecektir. Keşfetmek, tatmak, farklılığını hissetmek. Algılama,üç boyutlu düşünme,hayal kurma gibi birçok alanda onu geliştirir. Bu eğitim aslında bir çocuğu hayata hazırlar. Kısaca anlatılan budur.
Maria Montessori çocuk gelişimi alanındaki yaklaşımıyla tüm dünyayı etkisi altına almayı başarmıştır. 100 yıl önceki doğan çocukla bugün doğan çocuğun gelişim ihtiyaçlarının örtüşeceğini öngörerek; özellikle 0-3 yaş grubu bebeklerin büyüleyici emici zihniyle, kendini gerçekleştirmesi için, zaaflarını, güçlü ve zayıf yanlarını keşfedebilmesi için nasıl bir eğitim yöntemi ve yol izlenmesi gerektiğini yer yer uygulama anlatılarıyla güçlendiren enfes bir eser yazmış.
Okul öncesinin anası Maria Montessori' nin çocuk zihninin dünyayı nasıl kavradığına dair muazzam bir kitabıdır. Okudum tekrar okuyacağım ve şiddetle annelere, babalara, öğretmenlere, herkese tavsiyemdir. Ben keyifle okudum. Çocuğunuzu, çocuklarımızı daha iyi anlamak için okuyun lütfennn! Herşey çocuklar için, çünkü onlar bizim geleceğimiz!!!!
İnanın bu kadının kitabı harika.Bir anne olarak silkelenip kendinize gelmenizi sağlıyor.Çok samimi,doğru tespitleri var çocuklar hakkında.Çocuğun dünyasına çocuğun gözünden bakmanızı sağlıyor.iyi ki kızım daha küçükken bu kitabı okumuşum diyorum...

Yazarın biyografisi

Adı:
Maria Montessori
Unvan:
Doktor / Pedagog / Antropolog
Doğum:
İtalya, 1870
Ölüm:
İtalya, 1952
Montessori Metodunun kurucusu olan Maria Montessori, 1870 yılında İtalya'nın Chiaravalle kentinde dünyaya gelmiştir. 1896 yılında İtalya’nın ilk kadın doktoru unvanını alarak tıp fakültesini tamamlamıştır. Montessori bir bilim insanı olarak sahip olduğu özelliklerin dışında, bir kadın olarak da zamanının değer yargılarının ilerisinde yaşamış ve kadın hakları için mücadele etmiştir. İtalya’nın ilk kadın doktoru olarak, 1896’da Berlin ve 1900’de Londra’da iki kadın konferansında İtalya’yı temsil etmek için seçilmiş ve bu konferanslarda kadınlara eşit ücret için çağrı yapmıştır.

Üniversiteden mezun olduktan sonra asistan doktor olarak atandığı Roma Psikiyatr kliniğinde zekâ özürlü çocuklarla çalışmıştır. 1899 yılında ise Roma’da zekâ geriliği olan tüm çocukların yollandığı yeni orthophrenic okuluna yönetici olarak atanır. 1896 -1907 yılları arasında sağlık, antropolojisi, felsefe, psikoloji ve eğitim çalışmalarını devam ettirir. 1907 yılında Roma’nın San Lorenzo bölgesinde, çalışan ailelerin çocuklarından oluşan 60 kişilik grupla çalışmak için üniversitedeki kürsüsünden ve tıbbî uygulamalarından vazgeçer. Burada ilk Casa dei Bambini’yi yani Çocuklar Evi’ni kurar. 1907 yılından itibaren dünyanın birçok ülkesinde Montessori metodu hakkında çalışmalar yürütmeye devam eder. 1922’de okul müfettişi olarak atanır. Fakat 1934 yılında Mussolini faşizmine muhalefetten dolayı İtalya’dan ayrılmaya zorlanır ve Barselona’ya gider. 1936’da İspanya Savaşı sırasında İngiliz gemisiyle kurtarılır. Aynı yıl evini Hollanda Laren’e taşır. 1940 yılında, Hindistan 2. Dünya Savaşına girdiğinde, O ve oğlu Mario düşman yabancılar olarak gözaltına alınır. 2. Dünya Savaşı boyunca Montessori’nin Hindistan’dan ayrılmasına izin verilmez ve bu zamanı bebekleri araştırmak ve gözlemlemekle geçirir. 1946 yılında Hindistan’dan Hollanda’ya döner. 1947’de ise Londra’da Montessori Merkezi’ni kurar. 1950 yılında UNESCO konferansına katılır. 1940, 1950 ve 1951’de Nobel Ödüllerine aday gösterilir.

1952’de Noordwijk Zee de Dutch sahilindeki bir köyde arkadaşlarının sahip olduğu bir evin bahçesinde otururken hayatını noktalar. Oğlu ve şef asistanı Mario ile Afrika’ya gidip gitmemeyi görüşüyorlardır. 80 yaşında birisi olarak seyahat için oldukça güçsüz olduğunu, bir başkasının onun yerine gidebileceğini ve konferans verebileceğini söyler. Bir saat sonra beyin kanamasından ölür. Her zaman öldüğü yere gömülmek istediği için Hollanda'da Noordwijk Katolik Mezarlığına gömülür.

Bir eğitim emekçisi olarak, dünyanın birçok ülkesinde konferanslar, eğitimler vermiş, kitaplar yazmış, yeni okullar ve öğretmen eğitim merkezleri açmış, bir yandan da çocukları gözlemleyerek kendi eğitimine devam etmiştir. Bir dünya vatandaşı olarak yaşamıştır. Dünya genelindeki çabalarının ürünü olarak metodu dünyanın birçok ülkesinde uygulanmaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 11 okur beğendi.
  • 36 okur okudu.
  • 5 okur okuyor.
  • 91 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.