Ölüm belki de bir memlekettir. Işıkları söndürülmüş bir Paris kadar güzel, tayyare korkusundan ışıkları söndürülmüş bir Paris’te, bir çift Parisli kadar yalnız âşıklarını düşünmeye çalışan insanlarla doludur, belki de ölüm şehri. Orada, belki de insan yalnız iskeletiyle güzeldir. Her şey kalbi atmadan, sükûn icinde yapılır. Nehirler vardır ki kocaman ziftli kayıklarla geçilir. Nehrin öteki kıyılarında mor ışıklı asfalt caddelerde çıplak kadınlar dolaşır, ölüm memleketi belki böyledir.
Güzel havalarda, ağaçlar hakkında çocuklara hiçbir şey öğretmiyor; onlardan, evlerine, hayatlarına, açlık ve kederlerine dair hiçbir şey öğrenmek istemiyordum.
Topkapılı Ayşe'ye ve Topkapılı Ayşe gibilerije rastlamayacağımı bilsem, birincinin meşin, yaylı koltuklarına kurulur, yangıb yerlerini, harap camileri ben de Zekâi Bey gibi seyreder, iclenirdim, derim.