Gunay Huseynova

Gunay Huseynova
@Gunay04
35 okur puanı
Temmuz 2019 tarihinde katıldı
Çünkü –acılarına olan şükranını, kutsal ağrıya olan büyük övgüsünde böyle haykırır acı çeken adam– sadece acı bilge yapar insanı. Sadece miras olarak alınan ve asla bozulmayan hayvani sağlık bilinçsizdir, o her şeyden habersiz memnun olmak demektir. O hiçbir şey istemez, hiçbir şey sormaz, bu yüzden sağlıklı kişilerde psikoloji yoktur. Bütün bilgi acıdan doğar, “acı her zaman nedenleri araştırma, haz ise olduğu yerde kalma ve geriye bakmama eğilimindedir”. “Ağrıda giderek ustalaşır” insan. Acı, sürekli eşeleyen, didikleyen acı, ruhun topraklarını altüst eder, yeni zihinsel meyveler için onu gevşeten ve havalandıran şey işte tam da bu sabanvari, acılı içsel deşmedir. “Ancak büyük bir acı zihnin nihai kurtarıcısı olabilir, bizi en son derinliğimize inmeye sadece o zorlar.” ve onun tam da öldürücü boyutlara ulaştığı kişi gururla şunu söyleyebilir: “Hayata dair çok şey biliyorum, çünkü sık sık onu kaybetmeye çok yaklaştım.”
Reklam
Beden ve zihin, bu bütün düşünürlerin en canlısında atmosferik olaylarla öyle derin bir ilişki içindedir ki, içten gelen tepkilerle dıştan gelenleri bir ve aynı şey olarak hisseder: “Ben sadece beden ve zihin değilim ki, bilakis bir üçüncüsüyüm. Tamamen ve her şeyimle acı çekiyorum.”
“Çokluk” son on beş yıl içinde tümüyle ortadan kalkmıştır, görüşmeler yorar, bitkinleştirir, acıtır bu kendi kendini yiyen ve sadece kendine acıkan adamı. Bazen kısacık bir an bir mutluluk parıltısı görünür: Müziktir bu. Nizza’daki kötü bir tiyatroda bir “Carmen” temsili, bir konserde birkaç arya, bir saat piyano. Ama bu mutluluk da şiddetli olur, ona “gözlerini yaşartacak kadar” dokunaklı gelir. Yoksun kalınan şey öylesine kaybedilmiştir ki, artık sadece bir ağrı gibi hissedilir ve acı verir.
Gökyüzü olmayan kahramanca bir manzara, seyircisi olmayan devasa bir oyun, susmak ve sürekli, zihinsel yalnızlığın en korkunç çığlığını bastırıp zorlu bir suskunluk içinde durmak; Friedrich Nietzsche’nin tragedyası işte budur: Eğer bu kadere bizzat esrik bir Evet dememiş olsaydı ve bu benzersiz sertliği onun biricikliği uğruna seçmiş ve sevmemiş olsaydı, onu doğanın birçok anlamsız gaddarlıklarından biri olarak lanetlemek zorunda kalırdı. Çünkü gönüllü olarak, varoluşu güvendeyken ve berrak bir zihinle bu “çok özel hayatı” en derin trajik içgüdüyle kendisi oluşturdu ve sadece cesaretinin gücüyle tanrılara meydan okudu, onları kendi üzerinde “tehlikelinin en üst derecesini, bir insanın hayatını tüketebilecek şeyi denemeye” davet etti.
Bütün hareketler sadece ondan yola çıkar ve sadece ona geri döner: Başlangıçta onun gölgesi içinde beliren az sayıda figür ise, sadece sessiz dehşet ve şaşkınlık mimikleriyle onun kahramanca girişimine eşlik ederler ve tehlikeli bir şey karşısındaymış gibi yavaş yavaş geri çekilirler. Tek bir insan bile yaklaşmaya ve bu yazgının iç bölgelerine girmeye cesaret edemez, her zaman tek başına konuşur, tek başına savaşır, tek başına acı çeker Nietzsche. Hiç kimseye seslenmez, hiç kimse de ona cevap vermez. Ve daha da korkuncu: Kimse onu duymaz.
Reklam