Davranışlar üzerinde anlamlı bir etkisi olduğunu öğrendiğim tek şeyin kendi başına öğrenilen ve kişinin kendine göre anlamlandırdığı şeyler olduğuna inanıyorum.
''Kişi, suyun ıslak, kayaların sert olmasından yakınmaz... Nasıl ki bir çocuk durumu tartışmadan ya da başka türlü olmasını talep etmeden neyin ne olduğunu görür, gözlemler ve dünyaya kocaman, tenkit etmeden, masum gözlerle bakarsa, kendini gerçekleştiren kişi de hem kendi içindeki hem de başkalarındaki insan doğasına öyle bakar.''
''Sonunda bütün yapmam gerekenin, istediğim şeyi yapmaya başlamam olduğunu hissettim; bana başkaları tarafından yapmam gerektiği hissettirilen şeyi değil, başka insanların benden bekledikleri şeyleri değil. Böylece bütün hayatım baştan sona değişti. Ben hep benden beklentileri yapmak zorunda olduğumu hissetmiştim; daha da önemlisi bunu başkalarını memnun etmek için yapmıştım.''
Bu kişi önceleri acısını ya da hastalığını özgürce hissedemiyordu, çünkü hasta olmak kabul edilemeyecek bir kişi olmak anlamına geliyordu. Çocuğuna karşı sevgi ve şefkat de hissedemiyordu çünkü böyle duygular zayıf olmak demekti ve o hep güçlü insan maskesi taşımak zorundaydı.
Başka bir deyişle, insan tam bir insandan daha azı olursa, deneyimlediği şeylerin çeşitli yönlerinden farkındalığını esirgerse, işte o zaman ondan ve davranışlarından korkmamız için her türlü nedene sahip oluruz ve dünyanın şu anda içinde bulunduğu durum da bunu doğrulamaktadır.