Benim gözümde, benim deneyimim en büyük otoritedir. Geçerliliğimin ölçütü kendi deneyimlerimdir. Ne başka birinin fikirleri ne de kendi fikirlerim, tecrübelerim kadar yetkin olabilir. Bu, tekrar tekrar dönmek zorunda olduğum, benim için oluşmakta olan hakikate yaklaştığımı keşfetme tecrübesidir.
Mesleki yaşamım boyunca , başkalarının aptalca olduğuna inandığı ve benim de kendimden kuşkulandığım yönlere gittim. Fakat her ne kadar zaman zaman kendimi yalnız ve aptal hissetsem de, bana ''doğru gelen'' bir yolda ilerlediğim için asla pişman olmadım.
O kişinin ifadesinin onun için ne anlama geldiğini anlamak için kendimize izin verdiğimiz pek enderdir. Bence bunun nedeni bir başkasını anlamanın riskli olmasında yatıyor. Bir başka kişiyi gerçekten anlamak için kendime izin verirsem, anladığım şeyle birlikte ben de değişebilirim diye düşünülebilir. Ve hepimiz değişmekten korkarız.
Kendimi olduğum gibi kabul ettiğim zaman değişiyorum. Bunu hem hastalarımdan hem de kendi deneyimlerimden öğrendiğimi sanıyorum. Ne olduğumuzu adamakıllı kabul edinceye dek değişemeyiz, olduğumuzdan öteye gidemeyiz. Değişim ise, kabul etmenin ardından hiç fark etmeden geliveriyor.