Öncelikle şunu belirteyim ki On gündür evim çok kalabalık bir misafir ordusuna mâruz kalmış gibiydi. Sanki karakterler kanlı canlı bizim evdeydi... hep birlikte yedik içtik, yaşadık. Calep ve Aaron ( harun ) bizim evde doğdu. Adam (Adem )i karısı Cathy bizim evde vurup terk etti. Samuel Hamilton sanki benim dedem di ,bütün o icatlarını bizim bodrumda yapmış gibiydi... ' gözlerini burada yumdu dünyaya ve karısı Liza kocasının acısını buralarda çekti. Anlayacağınız benim devreler yandı :)))
Sen yureği negüzel ne vefalı bir dostun öyle Samuel... Nekadar bilge ve zarif bir adamdın tıp kı Lee gibi. İyilik ,bilgelik,merhamet ve beklentisiz sahiplenmin...muazzam örnekleriydi bu iki insan.
Hikaye Kaliforniya' nın Salinas vadisinde geçiyor. Dokuz çocuklu Hamilton ve iki çocuklu Trask ailesinin yaşadıkları üzerinden 1. Dünya savaşı ve sonrasındaki kapitalist düzene dem vuruyor.
Hayattaki insana dair nekadar tezatlık varsa gözler önüne seriyor. İnsanın hafzalası almıyor bazı şeyleri. Ve diyorsun ki insan ne tam manası ile iyi nede tam manası ile kötü. Her iyinin içinde biraz iyilik biraz kötülük var ve iyilik kisvesi altındaki maskeler...
Kitapta bazı şeyler sır olarak bırakılmış; eminim okuyan bir çok arkadaşım benimle aynı fikirdedir. Adam ' ın karısı nasıl kendi anne babasını yakacak, çocuklarını terk edecek ve muazzam bir sevgiyle kendisine adanmış bir adamı vuracak kadar neden kötüydü!!! Satır aralarında bu sorunun cevabını çok aradım.
Okadar etkilendim ki inceleme namına sayfalarca şey yazılabilecekken bir tarafım dondu kaldı. Sanki günün sonunda herkes dağılmış, Abra ,Cal (Caleb),Lee ve ben oturmuş birbirimize bakıyormuşuz gibi. Aslında okurken kafamda yazacağım inceleme çok farklıyken bu hâle evrildi. İnceleme yazmayı becere bildigim söylenemez ya affınıza