Öyle yıkma kendini,
Öyle mahzun, öyle garip…
Nerede olursan ol,
İçerde, dışarda, derste, sırada,
Yürü üstüne üstüne,
Tükür yüzüne celladın,
Fırsatçının, fesatçının, hayının…
Dayan kitap ile
Dayan iş ile.
“ … Artık gök yarılıp da kırmızı sahtiyan gibi bir gül olduğu zaman/Rabbinizin hangi nimetlerini sayarsınız yalan/…Mücrimler (suçlular) simalarından tanınır da yakalanır perçemleriyle ayaklarından/şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini sayarsınız yalan…”
Boyunlarında zincirlerle sırf şapka giymeyi reddetdikleri için başka şehirlere itile kalkıla sürülen, oralarda asılan insanlar, bu hemşeriler, hatırlanmıyordu artık. Kıyıda köşede bu insanlardan konuşulduğunu işitenlerse onların neye, niçin direnmek istediğini bir türlü kavrayamıyordu, bir çeşit aptallık yapmışlardı onlar.Bir hiç için.