Öyle yıkma kendini,
Öyle mahzun, öyle garip…
Nerede olursan ol,
İçerde, dışarda, derste, sırada,
Yürü üstüne üstüne,
Tükür yüzüne celladın,
Fırsatçının, fesatçının, hayının…
Dayan kitap ile
Dayan iş ile.
Edebi bir kadına bir gün en çok hangi çocuğunu sevdiğini sormuşlar. Kadın şöyle yanıt vermiş:” hasta olanı iyileşene kadar, en küçüğünü büyüyene kadar, yolda olanı eve dönene kadar.”
Siz bir şeyden tiksinebilirsiniz; fakat o şey sizin için yararlı olabilir. Siz bir şeyden çok hoşlanabilirsiniz; fakat o şey sizin için zararlı olabilir. Tanrı en iyisini bilir, siz bilemezsiniz.
Ben, Hasan, tartıcı başı Muhammed’in oğlu, ben,Giovanni Leone de Medici; bir berberin sünnet ettiği, bir Papa’nın vaftiz ettiği ben. Şimdi bir Afrikalı diye anılıyorum, ama Afrikalı değilim, Avrupalı da Arabistanlı da değilim. Bana Granadalı, Faslı, Zeyatlı da derler ama ben hiçbir ülkeden, kentten ya da boydan değilim. Yolların oğluyum ben, Ülkem kervan, yaşamımıza yolculukların en beklenmedik olanı.
Bileklerim sırasıyla ipeğin okşayışlarını duyumsadı , kaba yünden incindi, prens bileziklerini ve kölelik zincirlerini taşıdı. Parmaklarım bin peçe araladı, dudaklarım bin bakirenin kızarmasına neden oldu; gözlerim kentlerin yokoluşunu , imparatorlukların çöküşünü gördü.
Şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana yarabbi
taşınacak suyu göster, kırılacak odunu
kaldı bu silinmez yaşamak suçu üzerimde
bileyim hangi suyun sakasıyım ya rabbelalemin
tütmesi gereken ocak nerde?