Öyle yıkma kendini,
Öyle mahzun, öyle garip…
Nerede olursan ol,
İçerde, dışarda, derste, sırada,
Yürü üstüne üstüne,
Tükür yüzüne celladın,
Fırsatçının, fesatçının, hayının…
Dayan kitap ile
Dayan iş ile.
Gördüm; ufuklarda kayboldu yüzüm
Bir rüya mıdır, bu bir imtihan
Ne yerde geceyim, gökte gündüzüm
Anneymiş; içimde ağlıyor cihan
Çarpıldım; aynalar beni kırmayın
Tenhada vuruldum bir akşamüstü
Pencereden bakıp hayal kurmayın
Yollar benden küstü, yolcular küstü
Benimle yanıyor şimdi asuman
Takıldım bir dilin ezgilerine
Dağları ararken başımda duman
Çöktü yüreğimin çizgilerine
Derinden gelirken kuşların sesi
Ateşle oynuyor saçımda aklar
Bir yağmur damlası, bir kar tanesi
Bulutlarda yorgun ahımı saklar
Bu mevsim yaralı; güller kurumuş
Yaprak dala güvenmiyor, neyleyim
Can bilmeyen tenin gözü kör imiş
Ne ellerim siyah, neden öyleyim
Gözlerim gömüldüğü yere, zelzele
Vurdu, ötelerden haykıran kimdi
Deli bir sahrada kapıldım sele
Karlı bir siperde mahpusum şimdi
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ama... İşte işin en zor yeri bu " ama" noktasıydı. Suphi tasarılarını bir türlü uygulayamıyordu. Teoride pek kuvvetli olup da uygulama sahasında apışıp, kendini şaşıran tecrübesiz genç bir mühendis gibi her defasında, her gayrette ümitsizlikle geri çekilmekteydi.