Aysun Gezer

10/10
·272 syf.··
2026 16. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 19:10
Malma İstasyonu’nun ardından okuduğum 17 Haziran, bende çok daha derin bir iz bıraktı. Her iki kitapta da benzer yaraların; sorunlu ailelerin gölgesinde büyüyen çocukların ve en acısı da çocukların birer "tercih meselesi" haline gelişinin izini sürüyorsunuz. Ancak 17 Haziran, hem kurgusu hem de ele aldığı konunun işleniş biçimiyle bence çok daha başarılı bir kitap. Okurken bir yandan hikayenin sonunu merak ettim, bir yandan da bitmesin istedim. Kitabın merkezinde bir öğretmen olan Vidar var. Vidar, okuldaki bir kavga sırasında öğrencileri ayırmaya çalışırken başını büyük bir belaya sokar. Olay anına ait video kayıtları incelendiğinde, kavga eden çocuğun sessizce ona bir şeyler fısıldadığı fark edilir. Vidar, o gizemli cümlenin izini sürerken aslında kendi geçmişinin ve travmalarının izini sürer. Roman bu noktada iki kollu bir kurguyla ilerliyor. Bir diğer tarafta Vidar, babasının ölümünün ardından evdeki eşyaları toplarken eski bir defter bulur. Defterde çocukluğunun geçtiği yazlık evin telefon numarası yazılıdır. O numarayı çevirdiğinde ise zaman aynıdır; geçmişe bağlanıp annesiyle, babasıyla ve en önemlisi kendi çocukluğuyla konuşmaya başlar. Yetişkin Vidar’ın küçük Vidar’ı yüreklendirdiği o anlar çok sarsıcı. Küçük Vidar’ın merakla "Karikatürist oldum mu?" diye sorması ve yetişkin halinin onu teselli etmek için "Hem de en iyisi oldun" demesi çok dokunaklıydı. Kitapta yetişkin bir adamın çocukluğuna dokunuşu anlatılıyor gibi görünse de beni asıl vuran kısım, küçük Vidar’ın yetişkin Vidar’la konuşması oldu. Geleceğe dair kaygılarla dolu o küçük çocuğun, gelecekteki halinin sesini duyması kimbilir ona ne kadar iyi gelmiştir... Belki de o an, büyüdüğünde tüm bu yaraların bir gün geçeceğini hissetmiştir. Çocukluğunda derin kırılmalar yaşayan Vidar’ın, geçmişe
17 HaziranAlex Schulman · Timaş Yayınları · 20261,080 okunma
Reklam
7/10
·192 syf.··
2026 13. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 18:56
Uyanan Güzel kitabını okudum bitti. Yazarın ilk tanıştığım kitabıydı. Vahide menopoz dönemlerinde olan bir kadın. Babası Azim Bey yatalak hasta ona bakıyor. Babasıyla arası çok kötü. Sevgilisi Sedat’ın siyasi olaylara karışması babasının onu ihbar etmesi,onun ölümüne neden olduğu düşüncesiyle babasından nefret ediyor. Küçüklüğünü babası tarafından hep ezilerek geçirmiş resim yapması engellenmiş. Deniz, Vahide’nin yeğeni. Sevgilisi Arda’yla ayrılmış genç bir kız. Leman Deniz’in annesi Vahide’nin kız kardeşi kötü bir şekilde bir şeylerden kaçarken ölmüş ancak nasıl öldüğü ile ilgili ayrıntılı bilgi yok. Memo Deniz’in babası hayatta değil. Vahide, sokak sanatçısı akordion çalan, Bosna savaşında bir ayağını kaybeden Adrian’a aşık oluyor. Geçmişte yaşayamadığı ertelediği şeyleri yaşıyor. Ancak Adrian memleketine dönüyor. Güzel geçirdiği günler kısa sürüyor. Kitap sonunda Vahide, kendini bulmuş gibi anlatılıyor ancak Adrian’ın gelme umuduyla hala. Kitabın adına bakıldığında güzelin uyanması için daha farklı bir son beklerdim açıkçası. Evet gençliğinde babasının istemediği resim yapma işine yeniden başladı dışarı çıkmaya başladı ama eksik bir şeyler var gibiydi. Kitap gri şehirde geçiyor. Gri şehir dediği İstanbul ancak İstanbul’un adı hiç geçmiyor. İsimler geçmiyor ama olayların Beyoğlu çevresinde geçtiği hissediliyor, ağaç kesme olayları yüzünden insanların sokağa dökülmesi gibi siyasi olaylara da yer veriyor. Bunun dışında gri şehirde yaşanan ileri derece felaketler iklim krizleri insanların bir yerlerde mahsur kalmasına neden olacak seviyeye gelmiş durumda. Şehirdeki deprem sorununa da vurgulama yapılmış. İlerideki İstanbul sorunlarını düşündürüyor. Gri şehirle ilgili anlatılanların olduğu kısımlar şiirseldi masalsı dil çok hoşuma gitti. O bölümler hiç bitmesin
Uyanan GüzelJale Sancak · Sia Kitap · 202659 okunma
9/10
·256 syf.··
2026 12. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 21:20
Malma istasyonu… üç karakter bir tren istasyonu çerçevesinde olaylar ve zaman dönüştürülerek kurgulanmış. Oscar, Harriet ve Yana’nın çocukluk aile tramvaları onların yakalarını bir türlü bırakmıyor kendi çocukluklarına yolculuk ediyorlar. Bölüm bölüm okurken çok fazla etkilenmedim açıkçası başta parça parça ve dağınık görünüyordu ancak sonlara doğru geldiğimde her şey o kadar anlamlı hale geldi ki son düzlükte her şey yerine oturdu ve acıtmaya başladı. Üzerimizde etkisi olmadığını düşündüğümüz şeylerin bile nasıl aile tramvaları ile bizi etkilediği çok güzel serpiştirilmiş kitaba. Harriet’in ablası Amelia’nın memesini koparması, pişmanlığı annesiyle olan ilişkisi çok etkileyiciydi. Bir annenin çocukları arasındaki oluşturduğu yıkıcı uçurum. Harriet’in tüm bu yaşadıkları Yana ile olan ilişkisini de etkiliyor. Nefret ettiği anne modeli artık kendisi oluyor. Yazarın biraz hayatını okuyunca sorunlu bir ailede büyüdüğü ve tramvaları olduğunu gördüm. Bu kadar hisli yazmasında etkisinin olduğunu düşünüyorum. Yazarla ilk tanışmamızdı diğer kitaplarını da okuyacağım.
Malma İstasyonuAlex Schulman · Timaş Yayınları · 20245,4bin okunma
9/10
·128 syf.··
2026 11. kitabı
·
35 saatte okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 19:22
Acı çeken atları vururlar, peki ruhu olmayan yaşam enerjisi kalmayan insanları? Kitap Robert’in Gloria’yı öldürmesi nedeniyle yargılanması ile olayların sonundan başlayarak anlatılıyor. Büyük Buhran döneminde Amerika’da insanların bir kap yemek ve kalacak yer bulmak umuduyla ve sonunda para ödülü kazanmak için girdikleri dans yarışmalarının etrafında kurgulanmış. Yarışmacılar zorlu şartlarda neredeyse hiç uyumadan dans ediyorlar. Müşteri çekmek için Hollywood yıldızları davet ediliyor, düğünler yapılıyor. İnsan bedeni eğlence ve zevk için sömürülüyor. Kitabın sonunda ‘Atları da Vururlar’ adını nereden aldığını anlıyoruz. Kısa ama düşündürücü, etkileyen kitaplardandı
Atları da VururlarHorace McCoy · Dedalus Kitap · 2026662 okunma
8/10
·120 syf.··
2026 10. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 07:43
İki kardeşin babaları öldükten sonra hikayelerini okuyoruz. Aile içi sırların, anlam arayışların ve yüzleşmelerin olduğu bir kitap… Babalarının bildikleri gibi bir hayat yaşamamış olduğu, sırları ortaya çıktığında Melih’in dilinden okuyoruz. Melih bir yandan babasının ölümünün yasını tutarken bir yandan da tanıdığını sandığı baba figürünün bir bir yıkıldığını ve parçalandığını anlatıyor. Ölüm bir ailenin eksilmesi anlamına gelirken babalarının ölümü-sırrı onlara bir kız kardeş bırakır. Melih, olayları anlamlandırmaya çalışan tarafken Çiğdem daha dirençli bir karakter gösteriyor. Kitap yormuyor akıcı bir şekilde ilerliyor. Melih, Çiğdem ve Sezer etrafında dönen olay örgüsü gerçek bir hayat hikayesi okur gibi ilerliyor. Gerçekten tanıdığımızı sandığımız kişileri ne kadar tanıyoruz bunu düşündürüyor. Kitabı ilk gördüğümde kapağını çok beğenmiştim. Kitabı okuduktan sonra da Sezer’in koltuk başındaki yalnız oturuşunu, Melih’in anlam arayışını, Çiğdem’in ise olanları kabullenememesinin çok güzel görselleştirildiğini anlıyorsunuz.
İki Bıçağı BirbirineÇilem Dilber · Budala Kitap · 202666 okunma
Reklam