Acı çeken atları vururlar, peki ruhu olmayan yaşam enerjisi kalmayan insanları? Kitap Robert’in Gloria’yı öldürmesi nedeniyle yargılanması ile olayların sonundan başlayarak anlatılıyor. Büyük Buhran döneminde Amerika’da insanların bir kap yemek ve kalacak yer bulmak umuduyla ve sonunda para ödülü kazanmak için girdikleri dans yarışmalarının etrafında kurgulanmış. Yarışmacılar zorlu şartlarda neredeyse hiç uyumadan dans ediyorlar. Müşteri çekmek için Hollywood yıldızları davet ediliyor, düğünler yapılıyor. İnsan bedeni
eğlence ve zevk için sömürülüyor. Kitabın sonunda ‘Atları da Vururlar’ adını nereden aldığını anlıyoruz. Kısa ama düşündürücü, etkileyen kitaplardandı
İki kardeşin babaları öldükten sonra hikayelerini okuyoruz. Aile içi sırların, anlam arayışların ve yüzleşmelerin olduğu bir kitap… Babalarının bildikleri gibi bir hayat yaşamamış olduğu, sırları ortaya çıktığında Melih’in dilinden okuyoruz. Melih bir yandan babasının ölümünün yasını tutarken bir yandan da tanıdığını sandığı baba figürünün bir bir yıkıldığını ve parçalandığını anlatıyor. Ölüm bir ailenin eksilmesi anlamına gelirken babalarının ölümü-sırrı onlara bir kız kardeş bırakır. Melih, olayları anlamlandırmaya çalışan tarafken Çiğdem daha dirençli bir karakter gösteriyor. Kitap yormuyor akıcı bir şekilde ilerliyor. Melih, Çiğdem ve Sezer etrafında dönen olay örgüsü gerçek bir hayat hikayesi okur gibi ilerliyor. Gerçekten tanıdığımızı sandığımız kişileri ne kadar tanıyoruz bunu düşündürüyor. Kitabı ilk gördüğümde kapağını çok beğenmiştim. Kitabı okuduktan sonra da Sezer’in koltuk başındaki yalnız oturuşunu, Melih’in anlam arayışını, Çiğdem’in ise olanları kabullenememesinin çok güzel görselleştirildiğini anlıyorsunuz.