ne anne dizi, ne kardeş omzu, ne baba ocağı ne de yâr kucağındadır.
çoğu zaman bir satırda, bir sayfada, bir mızrapta, bir yayda, bir nefeste, bir seste gizlidir.
yine de en güzeli toprakta, rüzgârda, yağmurda,karanlıkta, illa ki semâda, semâda, semâda icrâ edilir.
ufuk, kafamızın karmakarışık içinin semâya serilmiş halidir
benim de çoğu zaman istediğim, insanın tek başına kalıp kendi kendini dinlemek, kendiyle dertleşmek istediği zamanlar. ama bu durum yalnız yaşıyorsanız pek de iyi bir şey değildir. kafayı dinlemenin de bir eşiği vardır ve o eşik geçildiğinde artık "kafayı dinlemek", "kafayı yemek" e dönüşür.