Hakan

Hakan
@HADDUR
Türk Dili ve Edebiyatı
İzmir/ Antakya
17 okur puanı
Mayıs 2024 tarihinde katıldı
İnsan acı veren gerçeklikten kaçmak için ne yapar bilir misin? Gerçeği tatlı yalanlarla, düşlerle ve yanılsamalarla süsler. Sonra da buna 'Yok ki öyle bir şey!' der. Bir gün gerçeğe uyanmasının adı da travma olur.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Özgüvenli, ne istediğini bilen, sosyal onay kazanmakla ilgilenmeyen, uyum sağlamaya çalışmayan kendini gerçekleştirmiş biriyseniz, toplumun çoğunluğu tarafından sevilmeyeceğinize emin olabilirsiniz. İlber Hocanın arkasından atıp tutanlara bu gözle bakın. Ruhu şad olsun!
• Kullanılmayan para değer kaybeder. • Kullanılmayan yetenek azalır. • Kullanılmayan potansiyel çürür. • Kullanılmayan makineler parçalanır. • Kullanılmayan zaman ölür. • Kullanılmayan bilgi bir yük haline gelir. • Kullanılmayan şey kötüye kullanılır. • Hayatın trajedisi nihai ölüm değil, siz hala hayattayken içinizde ölen kaynaklardır. Kullan yoksa kaybedersin.
Sadece işini düzgün yapmak ve dürüstçe yaşayarak hayatını sürdürmek isteyen insanların yaşama sevincini, içlerindeki insan sevgisini yok eden b*ktan bir düzen. Ve bu düzende hala insan kalmak için çırpınan güzel yürekli insanlar.
Kızmanız gerekip kızamadığınızda karşı taraf size kızar, terk etmek isteyip terk edemediğinizde karşı taraf sizi terk eder, haklı olduğunuzu söyleyemediğinizde karşı taraf sizi suçlar. Bu hep böyle olmuştur. Vermeniz gereken tepkiyi veremediğinizde enerji karşıya geçer. Bu durum, adeta evrensel bir adalet mekanizması gibi işler ve çoğu zaman fark etmediğimiz bir enerji transferi yaratır. Kızgınlık hissettiğiniz anda, eğer bu duyguyu ifade etmekten çekinir, “belki abartıyorum” diye kendinizi susturursanız, karşınızdaki kişi nedense size karşı öfkeli olmaya başlar. Sanki sizin bastırdığınız kızgınlık onun içine gizlice sızıvermiş gibi, sebebini bile bilmeden size karşı saldırgan tavırlar sergiler. Çünkü enerji bir yere gitmek zorundadır ve siz kendi enerjinize çıkış kapısını kapatınca, o dolaylı yollardan kendini gösterir. Aynı şekilde, bir ilişkiden çıkmak istediğinizde ama bunu söylemeye cesaret edemediğinizde, karşı taraf sizi terk etme kararı alır. Sizin içinizde büyüyen ayrılık isteği, onun enerjisine sinyaller gönderir. İnsanlar söylenmeyenleri de hisseder ve sizin vermeye cesaret edemediğiniz kararı onlar verir. Bu durumda siz mağdur gibi görünürken, aslında isteğiniz gerçekleşmiş olur ancak sorumluluğunu siz almamış olursunuz. Haklılığınızı savunamadığınızda ise durum daha da karmaşıklaşır. Suskunluğunuz, karşı tarafa sizi suçlama fırsatı verir. Çünkü savunma yapmayan kişi, toplumsal algıda genellikle suçlu kabul edilir. Pasif tavrınız, karşı tarafın agresif olmasına zemin hazırlar. Bu döngünün temelinde, duygusal dürüstlükten kaçınma yatar. Gerçek hislerimizi ifade etmemek, sadece o anı ertelemez; enerjiyi karşı tarafa aktararak daha büyük sorunlara yol açar. Doğal tepkilerimizi bastırdığımızda, hayat bunları başka kanallardan bize geri gönderir ve bu