HSN GBKÇ

HSN GBKÇ
@HAKK1
Son gün olmasın dostum, çelengim, top arabam; Alıp beni götürsün, tam inanmış dört adam.          Necip Fazıl Kısakürek
Elifname
Elif: Kametimdir Allah adıdır Be: Peygamber olup Cihana geldi Te: Tekmil eyledi harfi Kudret-i Se: Saburr varından nişan'a geldi Cim: Cibrail oldu rahber olunca Ayet ayet mevcut gâzâ gelince Yirmi üç senede Feykan bulunca Bende-i olupda Kuran'a geldi Dal: Aşk Deryasından imana almaya Zal: Zebur olursan feyzin bilmeye Ra: Ra'yı Hudadan Fe'yi sormaya Kudret hazinesinden lisana geldi Sin: Hikmet eylerse göz yaşım akar Şin: Bağı Rindan'a Hikmet'e çıkar Yetmiş üç Şüheda kanları akar Dost ile her dem de kurbana geldi Kef eylerde bunda feyzini beyan Kaf Gafurr Rahîm mânâdan ayan Ayn Gayn ile eylerse meydan Mim Muhammed okur Cihan'a geldi Sad Hikmet bağından meddah beyan Dad aşk lokmasını aldığın an da Nun Nur-i Nübüvvet hükmü nişan da Ahir zaman olup Cihan'a geldi
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Uçun Kuşlar
Uçun kuşlar uçun, doğduğum yere Şimdi dağlarında mor sümbül vardır Ormanlar koynunda bir serin dere Dikenler içinde sarı gül vardır O çay ağır akar, yorgun mu bilmem Mehtabı hasta mı, solgun mu bilmem Yaslı gelin gibi mahzun mu bilmem Yüce dağ başında siyah tül vardır Orda geçti benim güzel günlerim O demleri anıp bugün inlerim Destan-ı ömrümü okur dinlerim İçimde oralı bir bülbül vardır Uçun kuşlar uçun, burda vefa yok Öyle akarsular, öyle hava yok Feryadıma karşı aks-i sada yok Bu yangın yerinde soğuk kül vardır Hey Rıza kederin başından aşkın Bitip tükenmiyor elem-i aşkın Sende derya gibi daima taşkın Daima çalkanır bir gönül vardır Rıza Tevfik Bölükbaşı
GÖZ NURUM
Bugün bende bir hakikat aşkı var Dinle sözlerimi de uyu göz nurum Beni şad eyledin de dün günden beri Bırak düşünceyi de uyu göz nurum Mestane bakışın yar olgun işlerin Vasılı Hak olur da bu gidişlerin Şöyle sallanışın da bu çıkışların Titretir göğü de muyu göz nurum Her şeyin benziyor da aynen ataya Ceht et düşmeyesin de aynı hataya Müdriksin efendim de ilmi imlaya İçilir muhabbette suyu göz nurum Davut Sulari de unuttu kendini Hırsız bozamamış da arif fendini Arpacığa bir bak da al tüfengini Ceht et ki vurasın da toyu göz nurum Davut Sulari
Bebeğe Sitem
"Aman gelme" dedim, bak geldin işte Dünyaya meylin var, beşer’sin bebek Bir bilsen dünyamız neyin nesidir Ayırır ağzını işersin bebek. Kimisi su katar içtiğin süte Kimisi at sokar yediğin ete Günahtan, hileden, haramdan öte Zulmet kuyusuna düşersin bebek. Yukarıya gitsen 'köle' sayarlar Aşağıya insen tefe koyarlar Her saat bir başka renge boyarlar Baktıkça sen sana şaşarsın bebek. Önün bal-petekli, elin mühürlü Omuzun kötekli, dilin mühürlü Haftan ipotekli, yılın mühürlü Aydan, günden mahrum yaşarsın bebek. Sevgimiz rüşvettir seversek seni Aldatmak içindir ne versek seni Kalleş çağımızla eversek seni Gerdeğe girmeden boşarsın bebek. Abdürrahim Karakoç
Bebeğe İhtar
Geçmişte yağmanın hasat dönemi Acele gel diye çağırdım seni Şimdi iş değişti dur, dinle beni Dokuz aylık yolu altmış ayda çek Beş sene dolmadan doğma ha bebek. Emmin, dayın annen, baban kereste İşçi, memur, çiftçi, çoban kereste Çarşı, pazar, yazı-yaban kereste İnsanlar ya mertek, ya orta direk Beş sene dolmadan doğma ha bebek. Doğarsan üç günlük iş bulamazsın Acıkırsın, ekmek, aş bulamazsın Ucuz toprak, beleş taş bulumazsın Yaşamak rezillik, rüsvaylık demek Beş sene dolmadan doğma ha bebek. Arı peteğinde ağulu bal var Kaçıp kurtulmaya ne yön, ne yol var Sıkıver dişini, annene yalvar Buradan rahattır orda beklemek Beş sene dolmadan doğma ha bebek. Kurtlar sülük oldu, sıyrıldı posttan Kaçan kurtuluyor, ahbaptan dosttan Değişti bahçıvan, bozuldu bostan, Hıyarlar acıdır, karpuzlar kelek Beş sene dolmadan doğma ha bebek.