HSN GBKÇ

HSN GBKÇ
@HAKK1
Son gün olmasın dostum, çelengim, top arabam; Alıp beni götürsün, tam inanmış dört adam.          Necip Fazıl Kısakürek
Zalımın zulmü varsa
Karamanın koyunu Sonra çıkar oyunu Ben artık seyredemem Devrilesi boyunu Zalımın zulmü varsa Mazlumun Allahı var Ahım seni kül eder Vallahi billahi yar At ölür meydan kalır Yiğit ölür şan kalır Kör olası dünyada Can gider zaman kalır Mahzuni bu rıhtıma Yanaşıyor son gemi Düşenin dostu olmaz Bunu unutma emi Aşık Mahzuni Şerif
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Açlığı seversen sana üç oruç
Açlığı seversen sana üç oruç Yarım lira borcum vardır ver Allah Namerd kapısına eyleme muhtaç Kerem eyle şu işimi gör Allah Bir vakit kulunu koymazsın darda Bir anda keşfolur yetmiş bin perde Sen varken ahvalim demem bir ferde Yok değil ya hazinende var Allah Sana layık rahmetine garg etmek Bizlere de lazım oldu fark etmek Görünmezden sebebini halk etmek Yok şerikin haşa sensin bir Allah Sürekci zalimdir bilmez amanı Fark ettim liradır dini imanı Anladım soyacak sako tumanı Dardan kurtaracak bir Allah Sırrı hikmetini kıldım temaşa Birliğini inkar etmeyiz haşa Kafir de yalvarsa boş salman boşa Ruhsat da bir kemter derbeder Allah. AŞIK RUHSATİ
Görmüşüz!
Bâğ-ı dehrin hem hazânın hem bahârın görmüşüz Biz neşâtın da gâmın da rûzgârın görmüşüz Çok da mağrûr olma kim meyhâne-i ikbâlde Biz hezârân mest-i mağrûrun humârın görmüşüz Top-ı âh-ı inkisâra pây-dâr olmaz yine Kişver-i câhın nice sengîn hisârın görmüşüz Bir hurûşiyle eder bin hâne-i ikbâli pest Ehl-i derdin seyl-i eşk-i inkisârın görmüşüz Bir hadeng-i cân-güdâz-ı âhdır sermâyesi Biz bu meydânın nice çâbük-süvârın görmüşüz Bir gün eyler dest-beste pây-gâhı cây-gâh Bî-aded mağrûrun sadr-ı i’tibârın görmüşüz Kâse-i deryûzeye tebdîl olur câm-ı murâd Biz bu bezmin Nâbîyâ çok bâde-hârın görmüşüz Şâir Yusuf Nâbî
Ölsek de Ravza’nı rûhumuz bekler…
Bir ulü’l emr idin emrine girdik; Ezelden bey’atli hakanımızsın. Az idik, sâyende murada erdik, Dünya ve âhiret sultanımızsın. Unuttuk İlhan’ı, Kara Oğuz’u; İşledik seni gözbebeğimize, Bağışla ey şefî’ kusurumuzu Bin küsûr senelik emeğimize. Suçumuz çoksa da sun’umuz yoktur, Şımardık müjde-i sahabetinle. Gönlümüz ganîdir, gözümüz toktur, Doyarız bir lokma şefaatinle. Nedense kimseler dinlemez, eyvâh! O kadar sâf olan dileğimizi Bir ümmî isen de Yâ Resûlallah, Ancak sen okursun yüreğimizi. Suları tükendi gülâbdanların, Dinmedi gözümüz yaşı, merhamet. Külleri soğudu buhurdanların, Aşkınla bağrını yakmada millet. Gelmemiş Türkçe’de Lebid, Hassân’ın, Yok bizde ne Bürde, ne Muallaka. Yolunda baş veren Âl-i Osman’ın, Lâl ile yazdığı tarihten başka.
İmkansız
Dürüstlük insana ağır yük olur, Na mertle hedefe gitmek imkansız. Doğruları sahiplenen çok olur, Yanlışları kabul etmek imkansız. Kul imtihan olur çoklukla azla, Sararlar yaranı bir avuç tuzla, Kimine eksiksin kimine fazla, Nankör yüreklere yetmek imkansız. Sona vardım dersin başa dönersin, Baharı beklersin kışa dönersin, Sabrınla gün gelir taşa dönersin, Kızarsın da kadere çatmak imkansız. Soykanim nedir ki sende ki bu hal, Bazen körsün bazen sağır bazen lal, Vuslatı beklersin kurarsın hayal, Bittim sanarsın da bitmek imkansız... Nihat Soykan