İnsanların kendi dillerinde ağızlarına almaya çekindikleri ifadeleri, mesela küfürleri, anadilleri gibi konuştukları, ama anadilleri olmayan dillerde dile getirebildiklerini söylemeleri, bir dile vakıf olmanın o dilde bir şey yaratabilmek için yeterli olmamasına örnektir.
Bir olayın meydana gelmesi bir insanın yaşadığının ne olduğunu bilmesi ile aynı şey değildir.
Bir durum veya objenin sadece yatay gerçeklik içinde ele alındığı sürece ölü sayılacağını söylemiştim. Dikey anlamda yaşanmadan yaşanan her şey de ölüdür. Sanat ve edebiyat, yatay olan her şeyi dikeyleştirme, bu sayede, olağan yatay akışına bırakıldığında ölü olacak hayatı genişletme, canlandırma çabasıdır.
Dikey bir kanal yakalayıp da yatay alemden daha derine inmeye başladığımızda, fiziki olarak yavaşlamaya veya durmaya mecbur kalırız. Dikey yönde ilerledikçe materyal hayatla olan bağlantımız da zayıflar.