Yüzün bir ay gibi parlarken gecenin ortasında
Yürüyelim seninle İstanbul'da
Boğaziçi mağrûr türkülerini
Gözlerine baka baka söylesin
Martılar üşüyünce
Denizin sıcağında bulsunlar kalbimizi
Hangi rüzgâr sabırla böyle koşar ardından
Hangi el nakış nakış gergef dokur adından
Susarsam, anlatır mı seni göklere tarih
Bensiz olur mu sabah, güler mi kara talih
Gelmedin; koptu zincir; parçalandı anılar
Sardı bütün ruhumu tükenmeyen ağrılar
Kalbimin pembe köşkü harâb oldu; gelmedin
Bahçesinde açan gül turâb oldu; gelmedin
Bil ki, kıyamet kopsa, bu ateş sönmeyecek
Heyhat!.. Şair mehtaba bir daha dönmeyecek
Ayrılığın bağrımda büyüyen bir yaradır
Seni hissetmeyen kalp, kapısız zindan olur
Sensiz doğrular eğri; beyaz bile karadır
Sesini duymayanlar girdabında boğulur
Ana rahminde ölür sensizlikten bir cenin
Şaşkınlığa açılır gözleri, görmeyenin